KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Evet, teşekkür ederiz sunumunuz için.

Aslında çok pozitif başlayacaktım ama "monşer" dediniz, pozitif konuşmayı negatife çevirecek birkaç kelime söyleyeceğim.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - "Monşer" kelimesini şeyden çıkarıyoruz.

KÜRESEL DENGE DERNEĞİ BAŞKANI DR. NURAN TALU - Hata ettim ama Dışişleri müzakerelerinde çok olduğumuz için.

MURAT BAKAN (İzmir) - Hayır, orada bir hata yapılmış olabilir.

KÜRESEL DENGE DERNEĞİ BAŞKANI DR. NURAN TALU - Evet, haklısınız.

MURAT BAKAN (İzmir) - Ama Türk dış politikası, gerçekten Osmanlı'nın son döneminden itibaren, cumhuriyet döneminde son derece önemli diplomatlar yetiştirmiş bir okuldur yani Hariciye geleneği.

KÜRESEL DENGE DERNEĞİ BAŞKANI DR. NURAN TALU - Doğrudur.

MURAT BAKAN (İzmir) - Şimdi, Asala'nın şehit ettiği diplomatlarımızı, eşlerini, çocuklarını da buna dâhil etmek lazım.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Onları da rahmetle yâd ediyoruz.

MURAT BAKAN (İzmir) - Rahmetle anıyoruz.

Ama mesela bir Münir Ertegün, 1940'lı yıllarda bizim ABD'de Washington Büyükelçimiz Missouri Zırhlısı'yla geldi ve Türk-Amerikan ilişkilerinde çok önemli bir yeri vardır Münir Ertegün'ün. Çocukları da Atlantic Records'un kurucusudur. Irk ayrımının olduğu dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nde zenci caz sanatçılarını evlerinde misafir eden bir büyükelçiden bahsediyorum. Temsilciler Meclisinden bir mektup yazıyorlar, diyor ki bir milletvekili: "Siz ön kapıdan alamazsınız siyah sanatçıları." Diyor ki: "Bizim misafirlerimiz ön kapıdan girer, buyurun, siz de gelin." Biz, Necdet Kent, -Muhtar Kent'in babası- Türk vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Yahudileri Gestapo'dan kurtaran, toplama kamplarına giden trenlerden alan büyükelçilerden bahsediyoruz. Dolayışıyla "monşer zihniyeti" falan demeyin. Biz bu laflardan çok alırız, üzülürüz.

KÜRESEL DENGE DERNEĞİ BAŞKANI DR. NURAN TALU - Özür diliyorum.

MURAT BAKAN (İzmir) - Şimdi, sunumumuz için teşekkür ederiz.

Küresel Denge Derneği deyince benim aklıma şey geldi yani dünya, yeryüzü dengesini kaybediyor. Herhâlde, bu küresel anlamda eşiklerin aşılması var ya, biyosferde eşiğin aşılması, toprak kullanımında eşiğin aşılması, okyanusların asiditesinin artması... Tatlı su noktasında eşik aşılmadı ama aşılabilir, onunla ilgili tedbir alınması lazım. Yani dünyanın belli gezegen eşikleri var, o eşikler aşılırsa artık geriye dönüşü yok. Bununla ilgili konuşacağınızı düşündüm. "İnsan Çağı" deniyor Sanayi Devrimi'yle beraber, iklim üzerinde ve yeryüzü üzerinde insanın en çok etkili olduğu dönemden bahsediyoruz. Antroposen dönemi, insan çağı dönemi devam ediyor. Ama siz başka bir şeyden bahsettiniz, çok mutlu oldum çünkü biz bundan hiç bahsetmedik burada yani işin sosyal boyutundan bahsettiniz, yoksullardan bahsettiniz, kadınlardan bahsettiniz. Dolayısıyla, iklim değişikliğinde, bu noktada, böyle bir çalışma yapmış olmanızdan son derece mutlu oldum ve kendimi de eksik hissettim o anlamda. Bu, bizim daha fazla üzerine düşmemiz gereken bir konu. Tabii, iklimin etkisi sadece insan üzerinde değil, tüm canlı yaşam üzerinde etkisi var ama insan üzerindeki etkisi noktasında da bu sosyal çalışmalara çok ihtiyaç var. Bizim raporumuzda da mutlaka olması gereken bir alan diye düşünüyorum. Yani bununla ilgili daha kapsayıcı bir metin şeklinde yani "Ne yapılması lazım?" bununla ilgili bize bir çalışma sunarsanız Komisyon olarak raporda bu değerlendirilebilir, raporumuz da dört başı mamur bir rapor olur çünkü bu kısım çok önemli bir kısım.

Teşekkür ederiz sunumunuz için, sağ olun.