| Komisyon Adı | : | (10 / 77, 372, 491, 534, 693, 817, 868, 992, 1004, 1018, 1150, 1170, 1221, 1305, 1434, 1518, 1806, 1815, 1943, 2009, 2139, 2206, 2391, 2909, 2929, 3031, 3032, 3382, 3558, 3575, 3581, 3583, 3647, 3677, 3682, 3690, 3708, 3740, 3769, 3798, 3817, 3831, 3840) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Doğal Hayatı Koruma Vakfı İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu'nun ve Doğa Koruma Kıdemli Uzmanı Selin Devranoğlu Tavsel'in, iklim değişikliğinde mevcut durum, planlanan tedbirler, kuraklık tehdidi ve su kullanımı, ormanların iklim değişikliğine uyumu, enerjide dönüşüm ihtiyacı, Paris Anlaşması ve Türkiye'nin konumu ve önerileri hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 01 .06.2021 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Başkan.
Değerli hocalar, sizlere de çok teşekkür ediyorum verdiğiniz bilgiler için ama görünen şu ki yaptığınız açıklamalardan, verdiğiniz sunumlardan elbette bizim kendimize bir ders çıkarmamız gerekiyor. Şimdi, yüzde 72 enerji kaynaklı sera gazı emisyonu ve dolayısıyla karbonun en çok ortaya çıktığı alan. Enerji politikalarımıza baktığımızda biz hâlâ -ki Paris Sözleşmesi'ne girmememizin de en önemli nedenlerinden biri bu- kömüre dayalı enerji konusunda ısrarcıyız ve devam ediyoruz. İlk bu Paris görüşmeleri başladığında 2029'un sonuna kadar o günün tarihiyle 30 civarında yeni termik santralle ilgili çabalarımız vardı ve bildiğim kadarıyla, eğer öyle devam ederse 2020 sonu itibarıyla Hindistan gibi çok yoğun karbon salımı yapan kirletici ülkelerden biri olacaktır. Şimdi "20 ülke" dediniz ama biz bu 20 ülke içerisinde de iyi bir noktadayız. Şimdi, birincisi bu: Türkiye'nin açıktan enerji politikalarını değiştirmek gibi bir sorumluluğu var. İkincisi maden meselesi. Madeni de şurada bağlamak lazım: Bugün "enerji" ve "maden" deyince kanun, yasa, her şey duruyor. Temel problem bu.
Sayın Bakanın burada olması da çok kıymetli, nedeni de şu: Yıllarca ormanları ısrarla büyütme çabası içerisindeler ve son iki yılda da özellikle ormanları büyüttüklerine dair de bir tutumları var, bu da kıymetli ama bizim gördüğümüz şu: Son beş yılda Mecliste çıkan bütün yasalar hemen hemen ormanın, suyun, dağların, nehirlerin aleyhine; HES'ler de RES'ler de. Yani her yere RES yapılır mı? Hocam, soru bir. Her yere HES yapılır mı? Hocam, soru iki. Hocam, politikalar değişmeden bilimsel bütün çalışmalar sonuç verir mi? Bu üç. Biraz önce değerli ağabeyim bir şey dedi "Ormanı ormancılardan koruyalım." dedi, bence ormanı müteahhitlerden ve politik yaklaşımdan kurtarmak lazım. Ormanı ormanın sahibi olan köylülere, ormanın sahibi olan orada yıllarını vermiş orman köylülerine, keçilere ve koyunlara bırakmak lazım. İnsanlığı oraya soktuğunuz andan itibaren kaybedersiniz. Bir rakamla da bunu netleştireyim, Bakanım iyi biliyor bunu: Daha 2017, 2018'e kadar, 2016'nın sonuna kadar 8-9 milyon metreküp orman kesimi yapılırken 2021 hedefi 30 milyon metreküp. Hangi orman? Hangi aralama? Dolayısıyla politik bir meseleyi bilimsel olarak bir rapora sunacağız ama biz siyasetçilerin aklı değişmezse, biz siyasetçiler kalkınma modelini, büyüme modelini değiştirmez isek, sadece doğa üzerinden, altın, gümüş, bakır meselesi üzerinden, sadece enerji üzerinden bir kalkınma modeli, HES, RES, fosil atıklar, kömür vesaire meselesi üzerinden gidersek ve günün sonunda suyu bir insan hakkı değil de ticaretin bir metası olarak görmeye devam edersek Hocam, etmeye çalışırsak Hocam, öyle gidiyorsak Hocam, sizce bu bilimsel verilerin, bilimsel çalışmaların bize ve topluma ve ülkeye ve geleceğe, ormana nasıl katkısı olur? Bunu sormak isterim.
Bence de en can alıcı noktanın bu olduğunu söylemek isterim çünkü çok ciddi anlamda şu anda -Türkiye'de belki Bakanımın haberi yoktur- orman tıraşlamasının olduğunu ama tahmin edilemeyecek büyüklükte olduğunu görüyoruz. Bu ne orman aralamaya giriyor ne orman gençleştirmeye giriyor ne ormanı yenilemeye giriyor, tamamen sanayiye ham madde kazanmak için ormanlar dikili ağaç kesimi modeliyle -ki gene bu Mecliste çıktı bu, müteahhitlere verdik ormanları- kesiliyor, ciddi bir kesim var. Bunu görünce de hakikaten... Elbette bilim kıymetli ama politik anlayış, politik kafa değişip bilimle, doğayla, insanla ve çevreyle, ekolojiyle dayanışma içerisinde olmazsa bugün Marmara'yı saran müsilajların ya da salyaların yarın bütün ülkeyi kaosa götüreceğini çok net bir şekilde görürüz diye düşünüyorum.
Çok teşekkür ediyorum.