KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Teşekkür ederim.

Değerli Hocam, size de sunumunuz için teşekkür ederiz.

Şimdi, dünyada "Carbon Tracker" tarafından yapılan, böyle bir kuruluş tarafından yapılan bir araştırma var, "Güçsüzleşen Kömür: Kömür enerjisinin Son Yıllarının Ekonomik ve Finansal Riskleri" başlıklı bir araştırma. Bu araştırmada deniliyor ki: "Mevcut kömürlü termik santrallerin yüzde 42'si zarar ediyor. 2030'da ise yeni rüzgâr ve güneş enerjisi -yani orada gelişen teknolojisi- mevcut kömür enerjisinin yüzde 96'sından daha ucuz olacak." Yani buradaki teknoloji zaten -siz biliyorsunuz- çok hızlı gelişiyor, verimlilik çok hızlı artıyor. Yine aynı araştırmada deniliyor ki: "Kömürlü termik santrallerin yüzde 35'inin işletmede kalması yeni yenilenebilir enerji santrallerinin kurulmasından daha maliyetli." Yani onu sürdürmek, yeni yenilenebilirden daha maliyetli hâle geliyor. Türkiye'de ise Enerji Bakanlığı... Siz de sanırım Enerji Bakanlığında çalıştınız anladığım kadarıyla, zaten o yönünüzü de biz sunumda hissettik yani iklim çalışan bir bilim adamından ziyade bir Enerji Bakanlığı bakış açısı da vardı sunumunuzda.

OTURUM BAŞKANI SEMRA KAPLAN KIVIRCIK - Ne kadar vâkıf olduğu ortaya konuluyordu.

MURAT BAKAN (İzmir) - Bunu bir eleştiri olarak ben söyledim Semra Hanım.

OTURUM BAŞKANI SEMRA KAPLAN KIVIRCIK - Yapıcı eleştiri olarak biz de aldık Sayın Vekilim.

MURAT BAKAN (İzmir) - Bütün eleştiriler yapıcıdır Semra Hanım.

Türkiye ise kömür kapasitesini artırma planları yapıyor. IPCC'nin son raporunda deniliyor ki: "Küresel sıcaklık artışının Paris Anlaşması'nda öngörüldüğü gibi 1,5 santigratla sınırlanması için zaman daralıyor. Önümüzdeki on iki yıl içinde küresel emisyonları yarıya düşürmemiz lazım, otuz yıl içinde de sıfırlamamız lazım." Hâlbuki siz söylediniz, yeni yapılan termik santraller otuz kırk yıl elektrik üretmek üzere planlanıyor. "Yetmiş yıl" dediniz, "yüz yıl" dediniz enerji santralleri için evet ama bu otuz kırk yılı göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye'nin karbonla ilgili karbon emisyonunu azaltmada bu termik santraller olumsuz etkileyecek, Bir de vergi mükelleflerine yani yurttaşlara bir vergi yükü getirecek bunlara verilen teşviklerle, diğer taraftaki alternatif enerji maliyetinin ucuzlaması da düşünüldüğünde. Siz, Türkiye'nin kömürden çıkmasıyla ilgili yine konuşmanızın, sunumunuzun arasında "Bir tarih verilir." dediniz. Bununla ilgili Hocam, bakış açınız nedir, bununla ilgili bize nasıl önerilerde bulunabilirsiniz?

Yine mesela, Eskişehir Alpu Termik Santrali'ne devletin on beş yıl için -onun ihaleleri çokça yapıldı, iptal edildi siz de takip etmişsinizdir- alım garantisinin tutarı Türkiye'nin kurulu güneş enerjisi gücünü 2 katına çıkartmaya yetiyor. Dolayısıyla bu anlamda da bir şey söz konusu. Bu Yeşil Mutabakat'la ilgili Türkiye'ye bir sorun teşkil etmeyeceği gibi ben yanlış mı anladım bilemiyorum. "Etmez." gibi bir şey söylediniz diye aldım, yanlış anlamış olabilirim. Yani döngüsel ekonomi, sınırda karbon vergisinin Türkiye buna uyum sağlamazsa Türkiye'ye büyük bir ekonomik yük getireceğini tüm araştırmalar söylüyor. Bakanlıklar da burada yaptıkları sunumda buna hazırlandıklarını söylediler ama siz böyle bir risk olmaz gibi bir şey mi söylediniz...

PROF. DR. LEVENT AYDIN - Yok, öyle değil.

MURAT BAKAN (İzmir) - Ha, yanlış anlamış olabiliri; o konuyu da bir düzeltirseniz ya da bizi aydınlatırsanız sevinirim.

Tekrar teşekkür ederim Hocam.

Son bir şey pardon, "Bu deniz suyunun termik santrallerde soğutma için kullanılmasının bir risk teşkil etmediğini." söylediniz ama oradaki ekosisteme zarar veriyor, deniz suyu ısıtılıp verildiğinde o bölgedeki ekosisteme zarar veriyor. Dolayısıyla iklim krizini global anlamda düşündüğünüz zaman ekosisteme verilen zarar da bize bir maliyet olarak dönüyor. Orayı da aydınlatırsanız sevinirim.

Tekrar teşekkür ederim değerli sunumunuz için.