| Komisyon Adı | : | (10 / 77, 372, 491, 534, 693, 817, 868, 992, 1004, 1018, 1150, 1170, 1221, 1305, 1434, 1518, 1806, 1815, 1943, 2009, 2139, 2206, 2391, 2909, 2929, 3031, 3032, 3382, 3558, 3575, 3581, 3583, 3647, 3677, 3682, 3690, 3708, 3740, 3769, 3798, 3817, 3831, 3840) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdür Vekili Kaya Yıldız'ın, DSİ'nin küresel iklim değişikliğiyle mücadeleyle ilgili olarak içme suyunda, sulamada ve taşkın korumada yaptığı çalışmalar hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 18 .05.2021 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Öncelikle ben de teşekkür ediyorum yaptığınız sunum için.
Devlet Su İşleri çok kıymetli bir devlet kurumu; geleneği olan, bir cumhuriyet kurumu. Çok büyük katkıları var tarımsal sulamada, barajlarda geçmişten bugüne, hataları da var tabii yani bunun yanı sıra. O günkü koşullarda, dünyanın o günkü koşullarında o günkü bilgiyle, o günkü teknolojiyle yapılan hatalar var, işte, bu sulak alanların kurutulması onlardan biri. Ama sanki bu geçmişte yapılan hatalar şu an yapılmamış, şu an her şey tozpembe gibi bir tablo görüyorum sizin sunumunuzdan. Aslında her şey tozpembe değil, hâlâ sulak alan kaybımız var. Ramsar'a göre, Türkiye'de Ramsar kriterlerinde 200 tane sulak alan var ama 13 tane sulak alanımız var, bizim ilan edilmiş uluslararası sulak alanımız var. Bu ne demektir? 187 tane daha ilan edilebilecek sulak alan var.
Bir de sizin sunumunuzdan gördüğüm, Sayın Genel Müdürüm, bir paradigma değişikliğine ihtiyacı var Devlet Su İşlerinin. Devlet Su İşleri, olayı bir tarımsal sulama, suyun yönetimi, baraj, içme suyu vesaire, böyle bakıyor. Hâlbuki komisyonun adı "İklim Değişikliği Komisyonu" yani iklim krizi var, dünya bir felakete hazırlanıyor ve bununla ilgili tedbirler alınması lazım, Türkiye de bundan nasibini alacak. Dolayısıyla siz, geleceğe ilişkin bir vizyon... Türkiye'de hava ısısının artmasıyla beraber, mesela sınır aşan sularla ilgili Fırat ve Dicle'yle ilgili su ne kadar azalacak, bununla ilgili bilimsel araştırmalar var, biz ne kadar su vermek zorunda kalacağız komşu ülkelere, Suriye, Irak vesaire, bizim o bölgemizdeki tarımsal sulamamız ne şekilde etkilenecek, siz bununla ilgili nasıl tedbirler düşünüyorsunuz; bu yok.
Yine, sunumunuzda eksik olan, barajlardaki buharlaşma sebebiyle çünkü buharlaşma en büyük su kayıp sebebi inanılmaz bir artış olacak yani hava sıcaklığındaki 1 santigrat artışın buharlaşmayla sebep olacağı su kaybı insan hafızasının almayacağı büyüklükte bir su kaybı söz konusu oluyor, e, Türkiye ısınmaya devam ediyor diğer ülkelerle beraber, buna ilişkin de bir şey yok. Yani paradigmayı değiştirip bir de bakış açısı, ekosistem yani sadece yaban hayata verdiğiniz su, basit bir örnek o. Ama siz bakarken "Tüm ekosistemi nasıl koruruz? Bu gezegenin, bu ülkenin efendisi, sahibi sadece biz değiliz, buradaki diğer canlılarla beraber yaşıyoruz, onların yaşama hakkı aynı zamanda bizim sürdürülebilirliğimiz için de gerekli." deyip bakmanız lazım, böyle bakmıyorsunuz ne yazık ki. Mesela sulak alanı... Baraj, sulak alan değildir, bataklık sulak alandır. 6 metreyi geçmeyen, denizin gelgitle çekildiği alanlar sulak alandır; işte, lagünler sulak alandır. Sulak alan demek bir su tutulan alan demek değil. Sulak alanların yakınına yaptığınız barajlar bir nebze oradaki sulak alan işlevini görebilir ama bambaşka kavramlar bunlar ve oradaki ekosistemin oluşması yüz binlerce yıl belki ve dünyadaki türlerin yüzde 40'ına ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla onca yıldan bugüne hâlâ Devlet Su İşlerinin bu noktada gerçek anlamda bir ekosisteme bakışı ve iklim krizi noktasında bir paradigma değişikliğine gitmediğini ben düşünüyorum sizin sunumunuzdan.
Havzalar arası su transferini anlattınız. Şimdi, havzalar arası su transferi, evet, bir çözümdür, su kıtlığı çeken, su problemi çeken yerlere başka bir havzadan su getirebilirsiniz. Ama siz söylediniz, 26 tane su havzamız var, 25 olarak şey yaptınız, Fırat ve Dicle'yi... Bunların her birinin kültürü, coğrafyası, ekosistemi birbirinden tamamen farklı ve bunların oradaki bir suyunu bir taraftan diğerine aktardığınızda geçici bir çözüm üretmiş oluyorsunuz o bölgeye yönelik. Bakın, bilim adamları diyor ki: "Suyu bir havzadan diğerine aktarmak öncekinin yapısını bozmak, nehirlerin taşkın yaptığı suyu almak da bir ekosisteme zarar yani 'Onu alıyoruz.' demek de çözüm değil." Bilim insanları iklim kriziyle birlikte su transferi yapılan bölgedeki yüzey suları, dereler, gölcükler ve göllerdeki su miktarı azaldığında suyun sıcaklığının artacağı, sudaki besin tuzlarının yoğunlaşacağı, aynı zamanda da istilacı türlerin transferine neden olacağı uyarısını yapıyor. Siz yani Toroslardan su alıp Konya'ya aktardığınızda varsa orada Akdeniz'den gelen bir istilacı tür diğer tarafa da aktarmış oluyorsunuz. Dolayısıyla havzalar arası su transferinin bir kısa vadeli çözüm noktasında önemli bir işlevi olabilir ama bu artık dünyada tartışılan bir şey ve gerçek anlamda havzanın kendi içinde su probleminin çözülmesi cihetine gitmek, daha gelişmiş çözümler üretebiliyor olmak lazım.
Bir diğer konu, damla sulama konusu. Bizim burada sunum yapanlar genelde vahşi sulamayla ilgili yüzde 70, yüzde 75 gibi oranlar söylüyordu; sizin sunumunuzu o grafikte ben buldum, sonra size sormuştum ama küçük bir grafik, yüzde 60 civarında yüzey sulama olarak söylediniz. Yani bizim "vahşi sulama" dediğimiz, öyle değil mi?
DSİ GENEL MÜDÜR VEKİLİ KAYA YILDIZ - DSİ sulamalarında.
MURAT BAKAN (İzmir) - DSİ sulaması mı?
DSİ GENEL MÜDÜR VEKİLİ KAYA YILDIZ - Yani DSİ sulamalarının oranıdır o.
MURAT BAKAN (İzmir) - Oranı yüzde 70-75 civarında.
DSİ GENEL MÜDÜR VEKİLİ KAYA YILDIZ - Rakam daha fazladır.
MURAT BAKAN (İzmir) - Evet, belki daha fazla. Türkiye'nin toplam su miktarı buraya gidiyor. Burada bunca yıllık yani teknolojinin, bilimin bu kadar geliştiği, Mars'a insan göndermenin tartışıldığı noktada DSİ'nin bütçeden ya da başka sebeple damla sulama, toprak altı damla sulama, neyse, 90-95 oranında verimliliği olan bir sisteme Türkiye'yi geçirebiliyor olması lazım. Bu konuda ucuz kredi mi, uzun vadeli kredi mi, hangi olanak sağlanacaksa, Türkiye'nin bir ulusal güvenlik sorunu varsa suyla ilgili bu noktada bir su seferberliği, damla sulamayla ilgili bir su seferberliği ilan edilip bunun çözülmüş olması gerekirdi. DSİ olarak bu konuda da size büyük sorumluluk düşüyor. Biz de buradaki milletvekilleri olarak yani Parlamentoda olarak burada o iradeyi zaten görüyoruz. Hepimiz size destek vermeye... Bütçe desteği mi? Bütçe... Biz bunu dile getiririz. Burada hem iktidar milletvekilleri var hem muhalefet milletvekilleri var ve herkesi görüyorsunuz, iktidar milletvekilleri, muhalefet milletvekileri hepimiz aynı noktadayız. Bir ulusal güvenlik sorunu var, bir seferberlik ilan edeceksek edelim damla sulamaya geçiş noktasında. Bu konuda da sizin kaynağa ihtiyacınız varsa o kaynağın sağlanması için hep beraber mücadele edelim.
Bir başka konu, Gördes Barajı. Gördes Barajı bizim kanayan yaramız, İzmir için söylüyorum. Gördes Barajı, 2011 yılında hizmete girdi ama bir kaçak olduğu anlaşıldı, bununla ilgili birtakım açıklamalar var, 2015 yılında boşaltıldı, bir kısmına geomembran kaplaması yapıldı ama barajdaki doluluk oranı bir türlü artmadı. Son yılların en yağışlı dönemini geçiriyoruz şu an. İşte, siz söylediniz, İstanbul'un -yedi buçuk ay dediniz herhâlde- yağmur yağmasa suyu var. İzmir'de doluluk oranları inanılmaz oranda, lebalep dolu barajlar. Ama 16 Nisan 2021 tarihi itibarıyla 8,87'ydi Gördes'teki su ve geçenlerde...
DSİ GENEL MÜDÜR VEKİLİ KAYA YILDIZ - İç Ege ve İç Anadolu da dâhil değil o sürece. Gördes İç Ege'de.
MURAT BAKAN (İzmir) - Ama bizim bölgemizle ilgili olarak söylüyorum. Ben İzmir Milletvekiliyim, kendi bölgemle ilgili söylüyorum.
Sizin Devlet Su İşleri 2'nci Bölge eski Müdür Yardımcısı, aynı zamanda Gördes'in planlama aşamasındaki raporların altında imzası olan Doktor Hasan Baykal bir açıklama yaptı, takip etmişsinizdir; barajın sağ yamacında ciddi su kaybına neden olabilecek karstik boşluklar olduğunu raporlarda belirttiklerini ancak yetkililerin maliyet ve zaman tasarrufuna giderek gerekli önlemleri almadığını açıklamış. "İnşaat aşamasında proje değişikliğine gidilerek hem bu baraj katledildi hem de mühendislik katledildi, saniyede 2 bin litre kaçağı var." diyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi kullanmadığı suyun, kendine taahhüt edildiği hâlde verilemeyen suyun da parasını ödemeye devam ediyor Devlet Su İşlerine. Bir devlet kurumu, diğer devlet kurumu; önemli değil, yani sağ cepten alıyorsunuz, sol cebe koyuyorsunuz. Ama burada bir kamu zararı var, kamu kaynaklarının israfı var. Böyle büyük bir barajda teknik eksiklikten, mühendislik eksiğinden dolayı bir problem var ve bu hâlâ giderilemiyor. Yani bunun giderilmesi lazım. Bununla ilgili ne yapacaksınız? Bununla ilgili bir öngörünüz var mı? Bu problemi çözmek için geleceğe yönelik, hani geçmiş bitti, bundan sonrasına ilişkin bir çalışmanız var mı? Bunu öğrenmek istiyorum.
Bir de ben sizin sunumunuzdan şunu anladım: Yine, çok büyük bir birikimi var Devlet Su İşlerinin. Öyle değil mi? Anlatıyorsunuz yani bütün sistemler, Türkiye'nin her yerinde havzalar bölünmüş, yer altı suları ayrı çalışıyor, yer üstü suları, barajlar vesaire geçmişten bu yana cumhuriyetin tüm deneyimlerini biriktirmiş bir kurumsunuz, hatalarınızı da görüyorsunuz. Biz bu kadar birikimli bir ülkeyiz su konusunda, su yönetimi konusunda. Bu kadar her tür suya sahip bir ülke; yer altı suyu var, yer üstü suyu var, farklı yağmur rejimleri var farklı bölgelerde. Dünyanın su kıtlığında bir numaralı ülkesi Katar'la su yönetimi anlaşması yaptık. Şimdi, Katar, tüm suyunu denizden arıtan, dünyada en az su bulunan ülke. Biliyorsunuz su arıtmak bir defa çok fazla tuz açığa çıkarıyor, tuz koyacak yer bulamıyorsunuz. Tamamı çölle kaplı bir ülke ve yüksek enerji maliyeti var. Bu da iklim kriziyle ilgili, enerji en büyük problem. Yani enerji üretmek için de doğayı tahrip ediyorsunuz bir noktada. Şimdi, Türkiye Katar'la su yönetim anlaşması yaparken bu anlaşmanın DSİ neresinde? Su bizde olduğuna göre yönetim kimde? Bu anlaşma neyin nesidir? Biz bunu çok sorduk, bununla ilgili bir bilgi alamadık. Sizde bu bilgi varsa verirseniz, çok seviniriz. Şimdilik bu kadar.
Teşekkür ederiz.