KOMİSYON KONUŞMASI

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de hazırunu saygıyla selamlıyorum. Evet, önemli bir toplantı doğrusu yani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin Anayasa referandumuyla kabulünden sonra ilk defa HSK seçimleri mevcut 159'a göre Meclis tarafından yapılacak, bu yönüyle önemli. Yani, ben şeyi sadece bir atıf olarak hatırlatmak isterim: Tabii ki sisteme de bu HSK yapısına da diğer referanduma sunulan pakete de muhalefetimizi yapmıştık fakat bu muhalefet sonucunda sonuçta oylama diğerini geçti ve bu sistem şu anda yürürlükte. O yüzden ona ilişkin eleştirilerimi bir yana koyuyorum. Hani, şu anda iş yapmamız lazım. Şimdi, HSK'nin yapısı, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, bu konuda şu anda yargı erkinin mekanizmasının nasıl çalıştığı konusunda hakikaten Türkiye tarihinin en vahim dönemini yaşıyoruz yani biz Halkların Demokratik Partisi olarak bunu sadece sözlü olarak değil, fiilen yaşayan, temas eden bu konuda soruşturma dosyalarıyla, yargılamalarla, istinaf kararlarıyla, Yargıtay kararlarıyla, hatta Anayasa Mahkemesi kararlarıyla nasıl olduğunu gayet yakından biliyoruz.

Şunu da sanırım bu değerli hazıruna anlatmaya gerek yok yani demokrasinin temeli, hukuk devleti ilkesidir, hukuk devleti ilkesinin temeli de yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığıdır yani kuvvetler ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığının olmadığı bir sistemde hukuk devletinden ve demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Yani bu, sadece ülkemiz için değil, bütün dünya ülkeleri açısından da evrensel kriterler, evrensel değerler, yargı açısından ve hukuk devleti ilkeleri açısından dünyanın gelmiş olduğu çıta bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Yani ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, kimlikten kimliğe, coğrafyadan coğrafyaya yargı yöntemi, yargılama yöntemi, sistemi değişebilir; örneğin Amerika'da jüri sistemi var, başka ülkelerde başka sistemler var, bunlar değişebilir ama değişmeyen tek bir ilke vardır, o da yargının tarafsız ve bağımsızlığıdır, iktidar erkinden kesinlikle ayrı bir güç olarak görevini yerine getirmesidir. Çünkü burada, toplumun, kişilerin, yurttaşın, her bir bireyin kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı ve tabii ki ekonomik hakları, bir bütün olarak hakları bu mekanizmanın yürütülmesinden geçer. Yani yasama, yürütme ve yargı tek elde toplandığı zaman hiç kimsenin özgürlük ve güvenlik hakkı yoktur yani şu anda bizim yaşadığımız tam da budur yani kişi özgürlüğü ve güvenliği... Ben sadece muhalefet açısından değil, iktidar partisine destek veren, iktidar partisinin ortağına destek veren yurttaşların önemli bir bölümünün de aslında bu düşüncede olduğunu biliyorum.

Yani demin sayın vekil bunu ifade etti, bende de aynı istatistikler var, vermeyeceğim, atıf yapıyorum sadece. Yani çıkıp sokakta, adliye önünde vatandaşa "Nedir şikâyetin?" ya da "Davandan ne sonuç bekliyorsun?" diye sorduğunuzda, kime oy verdiği önemli değil, hangi düşüncede olduğu önemli değil yani bir güvensizlik var, bir şüphe var ve hakkının gasbedildiğine dair bir şikâyeti var, bunun da en önemli sebebi kesinlikle yargı erkinin tarafsızlık ve bağımsızlığını yitirmiş olmasıdır.

Şimdi, peki bu madde ne diyor? Bu madde, aslında, biz muhalefet ettik ama nispeten bu üçte 2, beşte 3 nisabı arayarak muhalefetle iktidar arasında bir yakınlaşmayı, bir ortaklaşmayı ya da bir tartışmayı, hani nasıl nitelersek niteleyelim, demokratik meşruiyet açısından bunu aslında teşvik ediyor. Çünkü 7 üyenin bu kuruldan, sonra alt komisyondan, sonra Meclisten geçmesi çok önemli bir dönemeçtir ve hani hiçbir partinin tek başına oyu bunu sağlamıyor, bunu hepimiz biliyoruz, alt komisyonda da tartışılacak. Bu yönüyle HSK'de yer alacak üyelerin kim olursa olsun bu liyakate, bu CV'ye sahip olması ve tarafsızlığı konusunda en azından asgari şüphelerin olması da bizler açısından değil ama Türkiye açısından hayati önemdedir.

Yani hani şunu söyleyeyim: Daha dün değil, önceki gün bir dava izledik, bunu söylemeden geçemeyeceğim, bir dava değildi. Yani ben yirmi beş yıl avukatlık yapmış biri olarak, gerçekten, tam anlamıyla bir darbe ortamıydı. Yani salonun üçte 2'si asker ve polis, mahkeme başkanı dışında hiç kimsenin sesi çıkmıyor, büyük bir sesle duruşma boyunca konuştu ne sanığa söz verdi ne avukata söz verdi ne bir talebi dinledi ne bir söz hakkını dinledi ve âdeta şunu ilan etti: "Benim arkamda güç var, ben buna güveniyorum ve bu yargılamayı yapmıyorum. Ben iddianameyi, 4 bin sayfalık iddianameyi okumuyorum, bir saatte iddianameyi okumuş gibi yapıyorum." dedi, Kobani davası, evet. Ve dokuz saat boyunca Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak -ki bunların 3'ü de yani milyonlarca insandan oy alan geçen dönemki Eş Başkanlarımız- ısrarla SEGBİS odasının dışına çıkmak istediklerini ifade etmelerine rağmen mahkeme başkanı izin vermedi. Şöyle, şu kadarlık bir odada -1 metrekare SEGBİS odaları- dokuz saat boyunca tek söz vermeden -ve ses gitmiyor onlara, defalarca şöyle yazılar tuttular, duymuyoruz, anlamıyoruz, bir isyan hâlinde- orada böyle bir yargılama varmış gibi yaptı.

Niye bu örneği verdim? Şu anda birçok dava dosyasında böyle bir yaklaşım var. Neden? Çünkü bir gün önce bu ülkenin İçişleri Bakanı videolu "tweet" attı. Anayasa 158'e doğrudan müdahale etti. İletişim Başkanı ertesi gün sabahtan videolu "tweet" attı, görülmekte olan, ilk duruşması yapılacak olan bir duruşmaya müdahale etti. İşte bütün bunları ortadan kaldırmanın yolu HSK'nin yapısının da yargının yapısının da değişmesi gerekliğidir. Kim suçluysa tabii ki cezasını yesin, kim bir suç işlemişse muafiyeti olmasın. Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yok; herkes, hepimiz, 83 milyon kanunlar ve Anayasa karşısında eşittir, bu ilkeyi sonuna kadar savunuyoruz. Ama birileri daha fazla eşit olmasın, birileri ayrıcalıklı olmasın. Şu anda Türkiye'de yaşadığımız, ayrıcalıklı sınıfların oluşumu ve bu da iktidara yaslananlar oluyor, iktidarın etrafında olanlar oluyor.

Bu yönüyle -uzatmayacağım pandemi koşullarında- özcesi, biz yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının önemine binaen HSK yapısının da bu 7 üyenin de en adil şekilde seçilmesi gerektiğini savunuyoruz. Biz alt komisyonda bütün partilerin yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece grubu olanların değil, grubu olmayan partiler de var -Demokrat Parti, Büyük Birlik Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi, Türkiye İşçi Partisi birer üyeyle; İYİ Parti, Milliyetçi Hareket Partisi... Yani hani çünkü şeye göre gidiyor, çoğunluğa göre- herkes burada olsun çünkü yargı hepimiz için görev yapıyor, halk adına, millet adına görev yapıyor. Bizim önerimiz ilk elden bu.

İkincisi: Doğrusu, alt komisyonda şimdi nasıl bir eleme yapılacak, neye göre eleme yapılacak, bu konuda bir ölçü belirlenmedi, belirlenemez de ilk toplantımız daha ama buna dair de en azından bu elimizdeki dosyalarda aday olan isimleri bir görelim yani temas önemlidir, bir dinleyelim.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Çağıralım mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Çağıralım tabii canım. Sonuçta Türkiye'de 84 milyon yurttaş adına karar verecek bir mekanizmanın başında her türlü tasarrufu yapacak... Bundan daha önemli bir işimiz yok Sayın Başkan.

Sayın Başkan, siz Adalet Bakanlığı yaptınız, birlikte de hani şey yaptık, çok hayati bir mesele yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesi. Bu yoksa zaten bir şeyi tartışmayalım. Yani bunu usuli bir seçim gibi değil, gerçekten tek tek dinleyelim, süre koyalım yani bu saatlerce dinleyeceğiz anlamına gelmiyor; bu beş dakika olur, on dakika olur yani neticede bu kurulun görevi budur diye düşünüyorum. Bizim somut önerilerimiz bunlar. Arkadaşlarım isterse söz alacaklar.

Teşekkür ediyorum.