| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün 2017 ve 2018 yıllarına ait bilanço ve netice hesaplarının görüşmeleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 31 .03.2021 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Peki, tamam, sorun yoktur.
Elbette, Türkiye'nin tarihsel süreci açısından ve özellikle insanın temel gıdası açısından "üç beyaz" kavramını göz önüne aldığımızda şekerin çok çok önemli olduğunu biliyoruz. Nişasta bazlı şekerin gerçekten aslında dünyada bir ticaret alanı olduğunu; aslında egemen ve güçlü ülkelerin ve büyük uluslararası
tröst
şirketlerin bizim gibi ülkeleri pazar hâline getirme ve onların sağlıklarıyla oynamalarının bir aracı olarak görüyoruz bunu. Neden bunu söylüyorum? Bu, çok açık bir politik süreçtir.
Değerli Başkan, değerli yöneticiler; nedeni şudur: Türkiye, 2000'li yıllara kadar bu topraklarda 66 milyon, 65 milyon nüfus olmasına rağmen nişasta bazlı ya da sentetik tatlandırıcıya ihtiyacı olmadan yaşamını sürdürdü ve ilk şeker fabrikası 1925,1926'dan başlayıp bugünlere geldi ama bakıyoruz, 2000'li yıllardan sonra, özellikle 1980'den sonra sürekli kamunun, sürekli devletin ısrarla tarımdan el çektirilmesi, ısrarla bir özelleştirme ihtiyacı ki bunun ağırlıklı merkezini IMF, Dünya Bankası; biri, genel yapılandırma politikaları ve programları; diğeri, onu finanse ederek ama aynı zamanda da bize ev ödevi koyarak hayata geçirdiler. Şuraya varmaya çalışıyorum Değerli Başkanım: Nişasta bazlı şeker, bir ülkede toprağı yok, suyu yok, şeker pancarı kültürü yok, birikimi yok, çaresiz, açlık ve yoksullukla pençeleşmeyen hiçbir ülkenin kendi temel ürün ve temel gıdası hâline getirilebilecek bir üretim modeli değil.
Yine, şeker fabrikaları özelleştirme sürecinden önce hatırlarsanız -buraya yazmışsınız, kıymetli- 12 polar olarak baz aldınız, 12 poların altındakileri düşük de çıksa 12 polardan ödüyorsunuz. Bunun yakın tarihte, 2014'te ciddi bir sıkıntısını yaşadınız, 2016 yılında çok ciddi sıkıntısını yaşadık ve âdeta çiftçi battı, Türkçe deyimiyle bu. Yani biraz el uzatınca bugün, 20 milyon tona çıktı pancar üretimi, yaklaşık 2-2,5 milyon dekar bir alan ve rahatlıkla Türkiye'nin pancar üretiminde daha geniş alanlar ayırarak ciddi işler yapma şansı var çünkü şeker pancarı meselesi sadece bir şeker meselesinin de ötesinde Değerli Başkanım.
Bir, 1 dönüm şeker pancarı, 3 dönüm ormanın doğaya saldığı oksijen kadar oksijen salmaktadır; bir kere, çevreci.
İki, "Etanol." dediniz, çok önemli ama dünyada biyoyakıt alanında da kullanılabilen önemli bir ürün.
Üç, kendinden sonra münavebeye giren bir ürün için -özellikle tahıllar olursa, baklagiller olursa- en az yüzde 20 daha fazla ürün yapma olanağına sahip.
Yine, istihdam açısından çok önemli ve elbette, hayvan yemi olarak. Bugün, az konuşulan bir iş, Başkan, çok önemli, az konuşulan bir iş ama Türkiye'nin bugün kasasından çıkan en büyük para hayvan yemine, en büyük para. Çiftçinin cebinden çıkıyor, onun cebinden, bunun cebinden, sonuçta bu.
Sonuç olarak, bizim tatlandırıcıya ihtiyacımız yok, o dediğim nedenlerle. Poların aşağıya düşürülmesi, özelleştirmeler, çiftçinin istediği geliri elde edememesi, biraz önce övgüyle bahsettiğiniz posanın paketlenmesi... Ya, 336 kuruşa pancarın tonunu aldınız Başkan, 270 kuruşa posayı sattınız. Allah'tan korkun, böyle bir şeyi nasıl yapacak bu çiftçi, eskiden böyle değildi. 12 polar eskiden 14 polardı, onu çok iyi biliyorsunuz, içinde olanlar bilir 14 poların ne anlama geldiğini.
Şimdi, geldiğimiz noktada, çiftçi tarımdan çıktı, bunun yerine bir ikame geldi. Bu ikame tatlandırıcı, nereden? Mısırdan, şimdi patatesten yapmaya çalışıyorlar. Sağlık işine girmeyeceğim, o, tıpçıların işi ama biliyoruz ki obeziteyi artıran çünkü sürekli açlık ve sürekli tekrar yemeyi tahrik eden... İki, vücutta emilim açısından protein ve vücudun, hücrenin yapı taşı olan yapıları zayıflatıyor, onun tekrar kanserojen olmasına olanak sağlıyor. Kısaca "Yüzde 5'e indirdik." dediniz, sonra yüzde 2,5'a indirildi. Belki oraya gireriz ama tam yeri gelmişken onu da sormak isterim. Ya, merakım şu: Başta Cargill olmak üzere, Amlyum, Pendik vesaire, bu 5 tatlandırıcı üreten firmanın hangisi -siz yüzde 2,5'a indirdiniz de tatlandırıcı miktarını- üretimini durdurdu? Peki, bunlar bu tatlandırıcıyı nereye satıyorlar? 1 milyon tonun üzerinde tatlandırıcı var Başkanım. Oturduğumuz her yerde, yaşadığımız her alanda, içtiğimiz her şeyde aşağı yukarı tatlandırıcı var Başkanım. Yazık bu memlekete.
Bakın, on sekiz yılda 1 milyon 200 bin ton şeker ithal etmişsiniz. Geçen yıl 90 bin ton ve toplam...
TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI AŞ GENEL MÜDÜRÜ MÜCAHİT ALKAN - C şekeri.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Karşılıklı konuşmayalım.
Sayın Vekilim, toparlayalım.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bunlar normal Pancar şekeri.
Yani kısaca şunu söylemeye çalışıyorum Başkanım, söylenecek söz elbette çok. Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği, kaldı ki tohumda yenilemeler çok kıymetli, destekliyorum. Yani şeker pancarı yerel bir tohum, millî bir tohum ve verim artışını destekleyen bir tohum açısından çok kıymetli. Su yönetimi de doğru yapıldığı andan itibaren Türkiye'nin bir tek gram nişasta bazlı ya da sentetik şekere ihtiyacının olmadığını çok net bir şekilde söylemek isterim. Bu yabancı şirketlere bu ülkeyi pazar yapmaktan kurtaralım. Bakın, dün Cumhurbaşkanı sudan bahsetti. Ya, Cargill bu ülkenin suyunu emiyor ve yaptığı sadece bizi zehirlemek için diyorum.
Kolay gelsin.