KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim, değerli Bakan Yardımcılarım, bürokratlarım, basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, her şeyden önce şunu bilmemiz lazım: Yap-işlet-devret modeli nasıl bir sistem? Onu bir anlamamız lazım. Şimdi, Baki Bey demin kamu ihalesiyle... Bir proje vardır, belediyenin projesi; belediye mesela, dış kaynak maliyeti 500 milyon dolardır, onun tespitini yapar; gider, kaynağını -hazine kefil olur- yurt dışından bulur, parayı bulur, getirir, getirdikten sonra ihaleye çıkar, yani o iş ihaleye çıkar. Parası hazır. Şimdi, yap-işletlerde bu böyle değildir değerli arkadaşlar, herkes bunu yanlış değerlendiriyor. Buranın maliyetinin yüzde 99'unu mevcut müteahhit çıkarıyor ve müteahhit... Ulaştırma Bakanlığı burayı ihale ettiği zaman şartnamede şunu yazıyor -Yap-işlet-devret modelinin kuralı bu- diyor ki: "Bu firma kendi finansmanını kendi sağlayacak." Türkiye'de ve yurt dışındaki bütün firmalar bu şartnameyi alır okur. Ben, bu 500 milyon doları bulur muyum bulmaz mıyım veya 700 milyon doları, veya 1 milyar doları... Eğer o firma buluyorsa, kendine güveniyorsa "Evet, ben bu ihaleye gireceğim." diyor. Bu şartnameye göre firma eğer ben bunu bulurum diyorsa o ihaleye girer veya davetiye usulü -genellikle Ulaştırma Bakanlığı davetiye usulü şeklinde ihale ediyor- çağırıyorlar firmaları, firmalar anlaşıyor aralarında.

Şimdi buradaki sorun şu: "Yap-işlet" demiyorum değerli arkadaşlar. Karayolları kefil oluyor, araba geçiş garantisi veriliyor; yol, otoyol. Şu kanuna göre benim bildiğim 2 tane ihale oldu; biri Aydın, biri de Kuzey Marmara yoludur. Ben, Aydın'la ilgili, Aydın ile Denizli arası otoyolundan bahsedeyim size. Yol yapım maliyeti 2 misliye çıkarılmış, on yedi yıl garanti verilmiş; geçişler de 55 bin arabanın geçişi, artı 5,5 eurodan ihale oldu. Şartnamede bu var. İhale olduktan sonra, Karayolları zaten kefil olmuş, benim anladığım kadarıyla yeni Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Elvan -bürokrasiden gelen bir arkadaşımız, bu işleri de iyi biliyor- bana göre bu konuda bu imzayı atmadı ve Ulaştırma Bakanlığına pasladı. Ulaştırma Bakanı da diyor ki: "Karayolları kefil oldu ama yurt dışından kredi alamıyor bu firma, ben de kefil olayım." Yani kefilin, kefilin kefilini istiyorlar; açıkçası bu. 55 bin araba garantisini vermişiz arkadaşlar. Yani 120 kilometre yol Aydın ile İzmir arasında; 6 liraya vatandaş geçiyor, devletin yaptığı yol, ama Aydın ile Denizli arasında yapılacak yolda da vatandaş şu an euro bazlı anlaşma olduğu için 60 lira para verecek, 60 lira.

Şimdi, buradaki sıkıntı bir -Sayın Ulaştırma Bakan Yardımcısı burada- biz vatandaşın geçeceği yolu mu yapacağız, ya da biz yandaş firmalara iş yaratmak için mi yol yapacağız? Sorun burada. Eğer, biz vatandaşın geçeceği yolu yapacaksak bu yolu şeffaf olarak yapmamız lazım. Şimdi, biz ne diyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; zaten hazine kefil oluyor mu buraya? Oluyor. Buranın maliyeti 300 milyon euro, maliyeti 300 milyon kârıyla beraber. Karayolları yurt dışından yirmi yıllık, on yıllık uzun vadeli kredi bulur, hazine kefil olur, o parayı proje bazında getirirsin, o yolu ihaleye açıp ihale edersin; 280, 250 milyon dolara kadar düşer. Ve ben on yedi yıl boyunca bu firmaya neden rant sağlayayım? Devlet kazansın, vatandaş 60 lira vereceğine 20 lira versin, 15 lira versin. Yani bizim savunduğumuz konu bu değerli arkadaşlar. "55 bin euro x 5,5 euro" dediğiniz zaman 97,5 milyon euro yapıyor. On yedi yılla çarpın, on yedi yılla çarpın bir, kaç para yapıyor?

Şimdi, vatandaşlar seçti bizi, buraya gönderdi. Muhalefet olarak biz size doğru yolu gösteriyoruz, yapılan yanlışlıkları söylüyoruz. Şimdi, buradaki sıkıntı şu değerli arkadaşlar: Aşağı yukarı -sadece Ulaştırma Bakanlığından bahsediyorum yani diğerlerini de Sayın Çebi söyledi- sadece Ulaştırma Bakanlığının yaptığı yap-işlet-devret modeli yani hazinenin kefil olduğu yani 83 milyonun kefil olduğu rakam 29 milyar 277 milyon, 29 milyar dolardan bahsediyoruz değerli arkadaşlar. Bir örnek vereyim size, bir tek örnek vereyim: Bir ihale oluyor, ihalenin bedeli 1 milyar lira, ödememiz 9 milyar 830 milyon. Şimdi, bizim burada savunduğumuz şu: Bu ülkenin paraları, 83 milyonun verdiği vergi birilerinin cebine gitmesin; amacımız bu. Yani ben inanıyorum ki... Şu an yurt dışı kredilerden size bir örnek vereyim burada. Torbalı Belediyesi -depremde her yer yıkıldı- parası yoktu, borçlu; yurt dışından bir kredi arayışına girdi ve 30 milyon dolarlık bir kredi anlaşması yaptılar -Hazine kefil olmadı, hazine kefil olacaktı olmadı- on yıl vadeli, üç yıl ödemesiz, yüzde 2'yle borçlanmışız. Bizim burada şu "29 milyar" dediğim rakamın hiç birisinde yüzde 2 faiz oranı yok, 6'dan aşağı yok değerli arkadaşlar.

Şimdi, burada, yani, ben o parayla, şu an o firmaya ödediğim parayla, Aydın-Denizli arasını değil, Aydın-Antalya kara yolunu yaparım. Bizim derdimiz bu yoksa burada muhalefet olarak sizi suçlamak veya iktidar partisini suçlamak değil. Biz gerçekleri sizin takdirinize sunuyoruz, uygularsınız veya uygulamazsınız bilmeyiz ama bu işin gerçeği var. Biz "Bu halkın parası birilerinin cebine gitmesin." diyoruz onun savunmasının yapıyoruz burada, gerçekleri anlatıyoruz. Burada Sayın Bakan Yardımcısı çıksın "Yalan söylüyorsun." desin, "Ben, 55 bin araba garantisi vermedim, ben 5,5 eurodan anlaşma yapmadım, ben on yedi yıl süreli işletme hakkını vermedim." desin Bakanlık; hepsi anlaşmada var.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yap-işlet-devret modellerine Hüseyin Bey baştan beri karşı, bunu beyan ediyor.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Karşıyım. Hazine de, hazine kefil... Bakın arkadaşlar, firmanın parası yok, teminat mektubu vermiyor, geçiş garantilerini gösteriyor, hazine garantilerini gösteriyor; o firma gidiyor devlet adına, kendi kasasına -devletin değil- o parayı alıyor, arkadaşlar. Onun hesabına geliyor sonuçta. Yani, orayı Karayolları denetleyemiyor, bir işin maliyeti 100 liraysa, bin lira yazabiliyor fatura şişkinliğinden dolayı bir işletme. Geçen de yok; 60 lira vermez kimse oraya. 1 milyar 650 milyon euro vakıf parasını ayırmışım; ya, zaten araba geçmeyecek oradan, zaten 83 milyon, geçmeyen arabanın parasını ödeyecek ve yol yıpranmadan bir daha tekrar para veriyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir anlaşma, böyle bir sözleşme yok.

Değerli arkadaşlar, hazine -demin Çebi'nin dediği gibi- bu borcu yönetiyor. Şimdi, şu an şu borç hazinede gözükmüyor aslında. Yani biz devlet olarak borçlanmamış gözüküyoruz. Niye? Biz özel firmaya kefil olmuşuz, özel firma borcu ama devlet kefil yani siz bir adama gidip kefil oluyorsunuz; adam ödemiyor, ödemediği zaman da kefil olan vatandaş ödüyor, aynı bu şekilde bu, yani, bizim yap-işlet- devret modeli bu şekilde. Devlet soyuluyor arkadaşlar. Yani, ben sizi, buradaki bütün AK PARTİ milletvekillerini tenzih ediyorum, sizin bu işin içinde olmadığını hepimiz biliyoruz ama bu işin gerçeği var, yani, bizim bu gerçekleri size anlatma zorunluluğumuz var. Biz vatandaştan oy almışız gelmişiz buraya, ben dürüstçe size söyleyeyim. Bu yol Aydın'ın arasından geçiyor, ovasını da ikiye bölüyor; Nazilli, Kuyucak, Buharkent'te ne Mehmet amca ne Hasan amca Station arabasına binip de bu yolu kullanmaz. Ya 60 lira verip de Aydın'a gelecek, işini görecek geri gidecek! Adam 30 liraya mazot alacak, eski yolda gelip gidecek. Niye versin ki? Ama bizim, halkın kullanacağı yolu yapma zorunluluğumuz var arkadaşlar. Yani, bile bile 1 liralık işi getirip 10 liraya birilerine vermek; bu, Allah'tan reva değildir. 10 milyon insan işsiz burada, esnaf perişan, Türkiye perişan durumda. Yani bizim, bu konuda hepimizin bir sorumluluğu var. Ben vicdanlı biri olarak akşam yattığım zaman huzurlu yatmak istiyorum. Ben beş yıldır aynı Komisyondayım, 6'ncı yıla giriyorum; ya, burada anlatsam, inanın ki bazen psikolojim bozuluyor, öyle haksızlıklar var ki ihalelerde. Yani 21/b ihaleler ya 4 milyarlık, eski parayla 4 katrilyonluk, 5 katrilyonluk işler 21/b'ye girer mi ya? Açık ihale yok; 5 tane firma çağırıyor, oturuyorlar masaya gece beş yıldızlı otellerde sen yaz "4 milyar" sen yaz "4 milyar 100" sen yaz "4 milyar 50" lira Zaten kime iş gittiği belli, aralarında toplanıyorlar, yüzde 10'da aralarında bölüşüyorlar, gidiyorlar.

Sayın Başkanım, siz Belediye Başkanlığı yapmış, gerçekten hakkınızda şu kadarcık bile bir şey olmayan insansınız, bu işin içinde yıllarca mücadele etmişsiniz. Ya, bu vicdana yakışır mı? Biz 5-6 milyardan, eski parayla 6 katrilyondan bahsediyoruz.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Çok ağır saldırılar var yani.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ağır saldırmıyorum, ben gerçekleri söylüyorum.

Arkadaşlar, yanlış anlamayın, şimdi oraya da geleceğim biraz sonra. Yani, ben bu yap-işlet-devret modeline hazine garantisine karşıyım. Eğer bir firma yap-işlet- devret modeliyle kendi gücüne güveniyorsa gelir orada ihaleye girer. Zaten size araba garantisini vermişler; devlet, zaten orada bir garanti vermiş; 55 lira alacak, geçse de geçmese de o parayı ödüyor, 83 milyon o parayı ödüyor, yani Diyarbakır'daki, Tunceli'deki adam da ödüyor, Aydın'daki adam da ödüyor; biz, buna karşıyız. Eğer gerçekten yol yapmak istiyorsanız, eğer yatırım yapmak istiyorsanız hazineye gider, krediyi bulup iş bazında... Yurt dışından kredi bulmak çok basit arkadaşlar, bugün yurt dışında 100 bin euro paranı bir bankaya koy, bir sene sonra gidip aldığında 95 bin euro sana veriyor, 5 bin eurosunu kesiyor, diyor ki "Senin paranı bankada sakladım." Yani, bugün dünyada para bolluğu çok; biz proje bazında, devlet olarak doğru bir projede... Gerçekten bağımsız bir yargının, demokrasinin olduğu bir ülkede doğru projelere para akmaya başlar; siz ilk dönemde geldiğinizde bunları yaşadınız, yaşadık da.

Şimdi, yine en önemli noktaya geldim; bu şekilde bu yap-işlet-devret modeli, bu kanun Anayasa'ya aykırı arkadaşlar. Kişiye veya özel bir şirkete özel bir kanun hükmü çıkarıyoruz arkadaşlar ve gerçekten Sayın Başkanım, burada sabah, Bakan olduğu zaman da söyledim eğer mümkünse bu 2'nci maddeyi geri çekin, diğer maddeleri beraber, oy birliğiyle kabul edelim; bu sorunu çözelim ama 2'nci madde burada gerçekten ülkeye zarar verecek bir madde onu söyleyeyim.

Başkanım turizmle ilgili: Başkanım, ben 2015'ten beri buradayım, 4'üncü Turizm Bakanı, işte Baki Bey'le aynı dönemde geldik. Mahir Bey geldi, Sayın Avcı, bir de Numan Kurtulmuş Bey. Bu Bakan geldiğinde değerli arkadaşlar, samimi söylüyorum, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak Genel Kurulda, bütçede konuşurken "İşi bilen bir arkadaş geldi, sevindim." dedim ve size de söyledim. Bu iki yılı gördükten sonra geldiğine şu an sevinmiyorum; neden diyorsanız? Arkadaşlar, bu ülke hepimizin. Biz muhalefet olarak doğruya doğru, yanlışa da yanlış demek zorundayız hele de milletvekili olarak, doğru yapan bakanlara teşekkür ediyorum grubum önünde, Genel Kurulun önünde ama yanlışa da yanlış demek zorundayız.

Şimdi Numan Bey'in zamanında bir çalışma oldu, TÜRSAB yeni seçime gitmişti; seçildi, 10 toplantı yaptılar, birini de Kuşadası'nda yaptılar, ben o toplantıya da katıldım. 1618 sayılı bir Yasa 1972'de çıkmıştı, bütün ortaklar turizm içindeki seyahat acenteleri, otelciler, diğer çalışanların hepsi bu toplantılara katılarak bir yasa çalışması yaptık. Yasayı Numan Bey "Çıkarın." Dedi, o arada 2018'de seçime gittik; seçimden sonra bu Bakan geldi Turizm Bakanımız, bu işi biliyor nasıl olsa hemen gelir diye düşündük ama iki yıldan beri o yasa maalesef Genel Kurula inmiyor. Sebebini size anlatayım değerli arkadaşlar. Ben, aşağı yukarı hem inşaat sektöründe hem de turizm sektöründe kırk yıldan beri hizmet veriyorum. Şimdi, turizmde şu var; Türkiye genelinde 12 bin seyahat acentemiz var, yani ben çok eskiden çantamı alıp cebimden para harcayarak yurt dışına; İngiltere, Almanya'ya gidip fuarlara katılan hep kendi imkânlarımızla... Seyahat acentesi odur; parasını harcayan... Acenteler orada yörenin, diyelim Kuşadası'nın, diyelim İstanbul'un, diyelim Antalya'nın reklamını, otellerin reklamını yapan bir kuruluş sonuçta.

Şimdi, 12 bin seyahat acentesi var ama Sayın Bakanımız üzülerek söylüyorum, sadece ve sadece iki yıldan beri kendi şirketlerinin dışında diğer acentelerin hepsini öldürmek istiyor, yaşatmak istemiyor. Açık ve net söylüyorum, bunu ben demiyorum, 12 bin acentenin bize söyledikleri; yazdıkları maillerin, mektupların, toplantılarda dile getirdikleri. O yetmiyormuş gibi değerli arkadaşlar, bu zor durumda Türkiye'nin yabancı sermayeye ihtiyacı var. Biz her konuda, her gittiğimiz ülkede de bütün iş adamlarını, yatırımcıları ülkemize getirmeye çalışıyoruz; bugün yatırımcının gelmesi bütün ülkemizin, 83 milyonun faydasına. Eskiden turizm alanları genellikle Millî Emlaktaydı; -Sayın Bakan geldikten sonra- Millî Emlakta yatırımcının iki tane alternatifi vardı; bir eğer gücü yetiyorsa o yeri satın alıyordu ihale yoluyla, ihaleye çıkar ihale yoluyla satın alıp otelini yapardı ya da kırk dokuz yıllığına kiralardı. Bu Turizm Bakanı Ege Bölgesi'nden başlayıp İzmir'den Antalya'ya kadar olan kupon yerlerin hepsini Turizm Bakanlığı bünyesine aldı. Şimdi, Turizm Bakanlığı bünyesine alınca kiralamaya, ihaleye çıkarmak zorundasın ama maalesef iki yıldan beri bu Turizm Bakanı hiçbir yeri ihaleye veya kiralama sistemine götürmedi.

NECİP NASIR (İzmir) - Hüseyin Bey, Kültür Bakanlığının olduğu bir toplantı da niye söylemiyorsunuz?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Hayır, şimdi turizm... Burada şeyde de var. Onu söyledim, hiç merak etme, Başkanım burada.

NECİP NASIR (İzmir) - Sayın Başkan çağırsın.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Turizm Bakanlığının burada iki maddesi var, bunu konuşmak zorundayım, burada temsilcileri var. Ben bunu burada da Komisyonda söylemeyeceğim de nerede söyleyeceğim Başkanım, lütfen...

Şimdi, müracaat edenlerin...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Şimdi, şöyle bir şey ekleyebiliriz, bir karışıklık oldu; şöyle bir şey ekleyebiliriz.

Şimdi, Turizm Kanunu üzerinde aslında yıllardır duruluyor; böyle kapsamlı bir Turizm Kanunu getirmek için de... Çıkarılamadı, yani yeni bir kanun çalışmasını değişik milletvekili arkadaşlarımız yaptılar, muhalefetten de istifade edildi. Turizm Bakanımızla da bugün Ulaştırma Bakanımızla yaptığımız gibi bir toplantıyla bu kanun tekemmül etmeden Komisyon olarak onunla da bir araya gelelim, sizler de görüşlerinizi bir daha aktarın. Yani, Bakanlık tekliflerini de bir görmüş olalım, milletvekili arkadaşlarımızdan da çalışan arkadaşları bulunduralım toplantıda, uygun bulursanız. Hüseyin Bey, öyle yapalım.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş 40 tane toplantı yaparak bu kanunu hazırladı, şu an hazır, Turizm Bakanlığında bekliyor. Tekrar ediyorum; onu da neden getirmiyor, onu da açıkça söyleyeyim madem, dediğiniz için söylüyorum, söylemeyecektim. Orada, daha önceki kanunda tektir, yani turizm acenteleri gidip otellerde anlaşma yapıyorlar; 10 oda, 15 oda, 20 oda, 100 oda satın alıyorlar. Ama orada bir madde var, teklik yasası var arkadaşlar yani bir firma gidip -güçlü bir firma- otelle anlaşma yaptığı zaman diyor ki -o firmaya 70 euro veriyorsunuz her şey dâhil sistemde- "Benim dışımda kimseyi buraya sokamazsın; şartı var, sokamazsın." ve diğer acenteler gitse dahi 70 euro değil, 120 euro fiyat vermek zorunda. Şimdi, internette ben müşteriyim; otele gideceğim; A firması 70 euro, aynı otel B firması 120 euro. Hangisini tercih ederiz vatandaş olarak? 70 euro olanı tabii ki. Şimdi bu teklif olduğu zaman Turizm Bakanının işine gelmiyor ve bir Turizm Bakanı seyahat acentelerinin birlik başkanına "Gidin benim şirketimin müdürünü ikna edin, ederseniz ben bunu Genel Kurula getiririm." diyorsa, oturup düşünmemiz lazım.

Değerli arkadaşlar, ben üç yıl boyunca, eski sistemde bakanlarla çalıştım; Genel Kurulda bütün AK PARTİ'li bakanların hiçbirini de ayırmadım, kendi Komisyon Başkanlarını da. 100 tane işten 90'ının sorununu burada çözdüm, çözüldü. Şimdi öyle bir sistem yarattık ki biz hastanesi olanı Sağlık Bakanı yaptık, oteli olanı, acentesi olanı Turizm Bakanı yaptık; adamların yapısında sadece şu var: "Ben kendimi gözeteyim, bütün pastanın yüzde 90'ını alayım." 12 bin acente mi var, binlerce otel mi var, hiç umurumda değil algısı var. Bu algıyı...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, burada...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Sayın Vekilim, söylediğiniz doğru bir ifade değil.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Hayır, doğru. Bu algı... Bu algıyı ben demiyorum. Arkadaşlar, bu algıyı...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Onu gidin, Bakanın kendisine söyleyin.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bu algıyı ben demiyorum...

NECİP NASIR (İzmir) - Hüseyin Bey, Bakanımla beraber toplantı yaptığınızda neden ifade etmiyorsunuz?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bu algı bütün işletmelerde, bütün turizm işletmelerinde... Arkadaşlar, bütün AK PARTİ milletvekillerine sesleniyorum, samimi söylüyorum, bu algıyı ben yaratmıyorum, bu algı 12 bin tane seyahat acentesinde, bu algı Türkiye'deki bütün otel, turizm otelleri sahiplerinde özellikle bu algı esnafta, hepsinde var.

Değerli arkadaşlar, biz eğer o acenteleri ayakta tutmadığımız takdirde, tutmadığımız takdirde, ben size şunu söyleyeyim, Türkiye'de turizm gelişmez. Acenteler Türkiye'nin turizmini geliştirir. Bugün İspanya 120 milyar dolara nasıl ulaştı? Biz sadece 2019'da ki, daha önceki bakanlar olumlu şeyler yaptılar, onların sayesinde 2019'da 34,5 milyar doları bulduk, ondan sonra, geçen sene, zaten belli, 2021'de de ne olacağımız belli değil.

Şimdi, bizim Hasan Bey, her hâlde süreye bu ülkenin geleceği için -dış açığının yüzde 99'u- turizmin yanlışlıklarını, yatırımın önünü kesenleri deşifre etmek zorunluluğumuz var. Bunu ben yapıyorsam ben kendi partimi de aynı duruma getiririm. Benim şahıslarla işim yok, benim Mehmet Bey'le de işim olmaz.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, Hüseyin Bey...

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ama ben şunu söylüyorum.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, şimdi Bakanların olmadığı bir toplantıda, evet siz...

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - ...o yüzden bu yasa.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Bakana iftira ediyorsunuz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Sayın Vekilim, bu yüzden bu 9'uncu ve 10'uncu madde... Her yerde tartışabiliriz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Bu kabul edilebilir bir şey değil. Lütfen bu kabul edilir bir şey değil. Özür dilemeniz lazım Bakandan.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben özür dilemem, ben kamuoyunun bana verdiği...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - İftira atıyorsunuz ama...

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben iftira atmıyorum, ben iftira atmıyorum ki, olanları söylüyorum size.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, toparlayalım.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben iftira atmıyorum arkadaşlar, özür dileyecek... Ben Bakana hakarette bulundum mu? Bulunmadım.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - İftira attın.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ne iftirası, iftira atmıyorum ki.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, tamamlayalım, tamamlayalım bir zahmet.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Burada 9'uncu ve 10'uncu maddeyi destekliyoruz ama eksik. 1618 sayılı Yasa...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, tamamlayalım.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Evet, tamamlıyorum Başkanım. Yasayı buraya indirmeniz gerekiyor, sadece bu iki maddeyle turizmin sorunu çözülmez ama buna rağmen yine 9 ve 10'uncu maddelere de olumlu oy vereceğiz.

Teşekkür ediyorum Başkanım.