KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli katılımcılar; evet, Türkiye Varlık Fonu, diğer ülkelerdeki kuruluş şekliyle bizdeki farklı ya da işte, şu andaki işlevselliği farklı ama şöyle bir gerçek var, onunla başlamak isterim: Şimdi dış ticaret açığı büyüyen, Merkez Bankası rezervleri eksiye düşen ve turizm gelirleri azalan bir Türkiye sürecindeyiz ve büyük finansal kaynak olarak da elimizde Türkiye Varlık Fonu kaldı, bu bir gerçeğimiz. Ancak Türkiye Varlık Fonunun da 2019 kârı bir önceki yıla göre net kârında yüzde 48,3'lük bir düşüş var, gerileme var, bunu da biliyoruz. Şimdi, Türkiye Varlık Fonunun bünyesinde 20 şirket 8 sektörden, 2 lisans ve taşınmazları da var, tamam ancak bünyesindeki finans sisteminden kaynaklı olarak Türkiye Varlık Fonu aslında borç fonuna da döndü yani bunu da biliyoruz. Hani, demiştik ki: Borç bulacaktı, tamam, belki diğer ülkeler gibi varlıklar kazanmayacak, borç bulmada kullanılacaktı ama şimdi borç bulunamadığında mesela Ziraat Bankası bu sefer gidiyor, o da hazineye yani Merkez Bankası, hazine gibi bir yol izliyorlar. Dolayısıyla gerçekten bir borç fonu ya da ikinci bir hazine görünümüne gelmiş durumda, bunu böyle görüyorum. Ancak bir gelir gider dengesinin de kalmadığını görüyoruz. Hani, eğer bir şirket olmuş olsaydı -şu anda ikinci bir hazine olmuş durumda ama- gelir gider dengesine baktığımızda iflas etmişti, bunu da çok net görüyoruz. Bu kesinlikle sürdürülebilir bir durum değil. Yani borç oluştur harcama yap, borç oluştur harcama yap, sürdürülebilir bir yapıyı ifade etmiyor ve içerisinde yatırım yapan bir sistem kurulmuş yani paralel bir yatırım bütçesi aynı zamanda. Hani, ona ne isim bulurum dedim, gerçekten paralel bir yatırım bütçesi görünümünde. Hani, bunu bir kez daha düşünmenizi arzu ederim.

Özellikle finans şirketlerinin Varlık Fonunun yapısını bozduğunu ifade etmiştim. Finans sektörünün alacakları, baktığımızda, yüzde 53 artmış finans sektörü içindeki ama borçları yüzde 64'ün üstünde yükselmiş. Yani konsolide bilançoya baktığımızda onun net işletme sermayesi noksanı var. Onun için on iki ay içinde resmen para bulunması gerekiyor. Yani buradaki gelir gider dengesi gerçekten bozulmuş durumda.

Şimdi, başka bir noktaya değinmek istiyorum bu arada. İdare hukuku açısından hani yapısına baktığımızda tüzel kişiliği var, ben öyle biliyorum. Tüzel kişiliği var ama Sayın Cumhurbaşkanı başında yani orada da bir idare hukuku açısından da gerçekten önemli bir sıkıntı var, bunu hukukçular da dile getiriyor zannedersem.

Diğer bir noktaya, apayrı bir noktaya gelmek istiyorum. Şimdi, şans oyunları ve Millî Piyango. Millî Piyangonun gelirleri -arkadaşlarımız da ifade ettiler- düşmüş ama şans oyunlarının gelirleri artıyor yani bunlar artmış. Yani bana şahsen biraz garip geliyor. Hani, şans oyunlarından kamu gelirinin arttığını vurguluyoruz. Yani demek ki "şans oyunu" adı altında veya işte, şans oyunu olarak vatandaşın cebinden bir para çekiliyor. Yani bu çok övünülecek bir gelir kaynağı gibi gelmiyor bana Sayın Başkan, bana biraz garip geliyor. Bir de Millî Piyangonun dışında başka şans oyunları var ki hani bir "casino"ya dönüşmüş. Telefon üzerinden bir sürü -hani, ben çok anlamıyorum ama- işte, söylüyorlar, şunu giriyorsunuz, bunu giriyorsunuz, bir sürü kumar olmuş yani bir "casino" olmuş sanki. Hani bu ne kadar etiktir. Yani işte, günahtır, şudur, budur olayıyla çatışmıyor mu? Hani kendi adıma bundan gerçekten böyle bir rahatsızlık duyuyorum. Ne kadar uluslararası olarak da bu yönde hareket edenler var, oynayanlar var. Yani kumardan gelen gelirle geliri artırdık oluyor, evet, artıyorsa da bana bu, böyle çok etik gelmiyor açıkça, kendi fikrimi söylemek istedim ayrıca.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.