| Komisyon Adı | : | (10 / 3200, 3361, 3362, 3364, 3365) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan Can'ın, deprem öncesi ve sonrası çalışma alanları hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 02 .12.2020 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ediyorum.
Hepinize selam ve saygılarımla.
Bu arada sunumunuz için teşekkür ediyorum.
2004 yılında Bakanlığınızca düzenlenen Deprem Şurası'nda, yapı üretim mevzuatının depremlere daha duyarlı hâle getirilmesi amacıyla alınan yapı sisteminin risk yönetimini içerecek biçimde yenilenmesi, yapılaşmayla ilgili ayrı bir yapı kanununun hazırlanması, oluşturulacak yeni yapı kanununda yapının teknik konuları, yapı malzemesi, yapı denetimi, şartnameler, mesleki konular ve yapıyı ilgilendiren diğer hususların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, bina türü mevcut yapı stokunun deprem tehlikesine karşı envanterinin incelenmesi ve değerlendirilmesi bağlamında; mevcut durum, sorunlar ve bunları aşabilmek için izlenmesi gereken yolların belirlenmesi, bu amaçla aynı tehlikeyi yaşayan diğer gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi kademeli değerlendirme yöntemlerinin kullanılması, yapılacak kademeli değerlendirme sonrası binaların tehlike sınırlamasının yapılarak iyileştirme programları ve projelerinin hazırlanması kararlarına yönelik gerçekleştirilen faaliyetleriniz nedir, nelerdir? Neden yukarıda çizilen çerçevede bir yapı kanununa hâlâ sahip değiliz? Bu konuda Genel Müdürlüğünüzce bir çalışma yapılmakta mıdır?
İkinci olarak, Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı hakkında 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde Genel Müdürlüğünüz için yapılan düzenlemede afet risk azaltma ve güvenliğine yönelik tek bir maddenin olmaması deprem yönetim sistemimiz için bir zafiyet değil midir, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan, deprem riskinin araştırılarak deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırma komisyonu raporunda yer verilen "Deprem etkilerini azaltacak yapım sistemleri ve yapı türlerinin desteklenmesi ve uygulanması sağlanmalıdır." önerisi doğrultusunda bir çabanız olmuş mudur? Olmadıysa neden olmamıştır? Bahse konu raporda yer verilmiş olan hasar tespit çalışması metodolojileri için merkezî yönetim birimlerimizde önemli bir tecrübe ve bilgi birikimi bulunmaktadır. Bu çalışmaların daha verimli hâle getirilmesi hususu ülkemiz yapı envanterinin oluşturulmasına bağlıdır. "Envantere göre yapılacak tespitler, hasar ve zarar standartlarının belirlenmesi için önemli katkı sağlayacaktır." önerisi doğrultusunda bir çabanız olmuş mudur? Olmadıysa neden olmamıştır?
Bahse konu raporda yer verilmiş olan "Denetim konusu sadece yapı denetimiyle sınırlı kalmamalıdır. Denetimin, bir inşaatın arsa seçiminden, yapımının kullanımına kadar geçen safhaları dikkate alan, yer birim raporlarının denetimi, proje denetimi, planlama denetimi, inşaat denetimi ve kullanım denetimi şeklinde bir süreç denetimi olarak tasarlanması gerekmektedir." önerisi doğrultusunda bir çabanız olmuş mudur? Olmadıysa neden olmamıştır?
Yapı denetim mevzuatımızda, yapı denetim kuruluşlarının zemin ve temel etüt raporlarının yerinde denetimi konusunda boşluk mevcut mudur? Zemin araştırmaları neden denetim sisteminin bir parçası hâline getirilmemektedir? Genel Müdürlüğünüz bu kanuni görevini yerine neden getirmiyor? Bu denetimlerde yasal şeyler olduğunu biliyoruz. Bu yasal süreçlerin bile devreye girmediği konusunda bilgiler ulaşıyor bize.
Depremde yıkımların önemli bir bölümünün gevşek alüvyon zeminlere sahip ovalarda meydana geldiği görülmektedir. 1999 depreminde Sakarya'da, gerek 2011'de Van'da Erçiş'de, 2020'de Elâzığ'da ve en son İzmir Bayraklı'da yıkımların büyük kısmı veya tamamı gevşek alüvyon zemin birimlerinin üzerine oturan yapılarda meydana gelmesine rağmen, zemin etütleri neden Yapı Denetim Sistemi içine alınıp gerekli denetimler yapılmamaktadır?
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28'inci maddesinde "Yapıda inşaat ve tesisat işleri ile kullanılan malzemelerin kamu adına denetimine ilişkin fennî mesuliyet, ruhsat eki etüt ve projelerin gerektirdiği uzmanlığı haiz meslek mensupları tarafından ayrı ayrı üstlenilmek zorundadır." hükmü bulunmasına rağmen, yapı üretim ve denetim sistemi neden 4 meslek disipliniyle Genel Müdürlüğünüzce sınırlanmaktadır? Zemin araştırmalarını gerçekleştiren jeoloji mühendisleri neden sistemi içerisinde yer almamaktadır?
Merkez Yapı Denetim Komisyonu kaç üyeden oluşuyor ve bunların hangi meslek grubundan oluştuğu hakkında bilgi verebilir misiniz? Neden farklı meslek disiplinlerinin Komisyonda temsil edilmesi engelleniyor?
Yine, beton ve zemin laboratuvarlarının hem yetkilendirme hem de akreditasyon hizmetlerinin Genel Müdürlüğünüzce yapılmakta olduğu bilinmekte. Türk Akreditasyon Kurumu varken Genel Müdürlüğünüz hangi yetkinlikle bu akreditasyonu yapıyor? Bunu yanlış buluyor musunuz? Yaptığınız, bu ülkemiz laboratuvarının uluslararası mühendis sistemine entegrasyonunu engellediğiniz konusunda bilgiler ulaşıyor. Bu bilgi doğru mudur?
Teşekkür ederim.