KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; öncelikle hepiniz hoş geldiniz.

Ben de İzmir depreminde hayatını yitiren tüm yurttaşlarımıza başsağlığı dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Süremiz yine çok kısa, o yüzden hızlı konuşacağım, umarım takibi mümkün olabilir.

Her sene burada senede bir gün de olsa buluşuyoruz madem, öncelikle bir fikrî takip yapmak istedim ve 2020 bütçenize bir göz attım. Burada bazı vaatleriniz var Sayın Bakanım; "Van Erciş Kültür Merkezi ve Ankara Cumhurbaşkanlığı Konser Salonu'nun inşaatı tamamlanacakır." dediniz, tamamladınız teşekkür ediyoruz ancak tamamlanmayan çok daha fazla yapı var vadedilmesine rağmen. Mersin Silifke Kültür Merkezi, Burdur Kültür Merkezi, Yeni AKM, ki hatırlarsanız geçen sene söz verdiniz, bitirirseniz ben de size burada teşekkür edeceğimi taahhüt etmiştim. O teşekkürü yapamadığım için üzgünüm.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY - Ama pandemiden dolayı.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Devam ediyorum.

"Rami Kışlası üçüncü etap kütüphane" dediniz, bunu AKP Genel Başkanı da vadetti, ortada ne yazık ki yok. Hatay'da, Kayseri'de, Mardin'de ve Samsun'da yeni sahneler vadedilmişti bunlara da ne yazık ki kavuşamadık çünkü Sayın Bakan 2020 bütçenizde 1 milyar 350 milyon yatırım bütçesi öngörülmüş koskoca Kültür ve Turizm Bakanlığına, bu sene 1 milyar 691 milyon yani bütün Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürü ve turizm alanında yapacağı yatırımlar için ayırdığımız, size reva gördüğümüz bütçe bundan ibaret. Öbür tarafta Osmangazi Köprüsü'nden geçmeyen arabalara 2020 yılının ilk altı ayında 1 milyar 750 milyon TL ödemiş bulunuyoruz yani Osmangazi Köprüsü'nden geçmeyen arabalar için bir yandaş müteahhide peşkeş çektiğimiz vergilerimizin toplamı ne yazık ki Kültür ve Turizm Bakanlığımıza reva gördüğümüz bir yıllık yatırım bütçesinden daha fazla. O yüzden burada bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Yine, geçen seneki konuşmalara bakarken hayaller-hayatlar diye özetlediğim bir kısım var: 4.399 adet kültür varlığının başka ülkelerden ülkemize geri getirildiğini söylüyorsunuz, çok da güzel yapıyorsunuz, benim de çok içimi yakıyor yurt dışındaki müzelerde özellikle Anadolu'dan kopartılıp götürülen eserleri görmek. Bu konuda teşekkür ediyorum ama teşekkür etmediğim bir şey var. Mesela Zeugma Mozaik Müzesinde 10 eser kayıp, Antalya'da -ki bir arkadaşımız intihar etti hatırlarsanız o dönemi- Antalya Arkeoloji Müzesinde inceleme başlattınız hâlâ sonucunu bekliyoruz, Resim ve Heykel Müzesinden 302 tablo kayıp hâlâ bulunamadı ve Sayıştay diyor ki: "2 üniversiteden 844 eserimiz şu anda kayıp." Yani yurt dışından eser getirmeniz iyi, güzel ama bu yaptığınız maalesef tavanımız şakır şakır akarken yerleri silmeye benziyor Sayın Bakan.

Yine, geçen seneki sunumunuzda şöyle bir cümle kurdunuz: "Bu alenen sansür uygulaması olup Türkiye'de sansür kesinlikle yapılmamaktadır." Bunu siz bandrollerle ilgili söylemiştiniz, genel olarak değil ama bu iddialı bir cümle. Birkaç hususta hatırlatma yapmak istiyorum çünkü siz bu cümleyi kurduktan sadece on gün sonra başımıza bazı işler geldi, Kültür ve Turizm Bakanlığı yüzünden değil diğer Bakanlıklar yüzünden geldi ama siz bu Kabinenin bir Bakanıysanız ve "Türkiye'de sansür kesinlikle yapılmamaktadır." gibi iddialı bir cümle kuruyorsanız bunun devamına da bir bakmamız gerekiyor. "Muzır neşriyat" diye bir şey icat ettiler, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işine gelmeyen bütün yayınları çatır çatır yasaklıyor, bilginiz olmasını rica ediyorum.

Televizyonda RTÜK'le ilgili söyleyecek çok şey var ama bir saniyemi bile ayırmak istemiyorum ben bu kuruma, ödediğim her kuruş vergi haram zıkkım olsun diyorum sadece. Neşeli Günler var ya! Neşeli Günler, Adile Naşit'in filmi bilirsiniz. Şener Şen'in canlandırdığı Rıza'nın kendi kendine orada "İçişleri Bakanı arkadaşımdır, aradım." cümlesini yasakladılar. Böyle saçmalıklar yaşıyoruz. Çaktırmadan otosansürleniyor mesela sinema filmlerimiz, bilmiyorum bilginiz var mı, sizde sansür yok ama insanlar sinema desteğine başvurabilmek için kendi işlerini otosansürlüyorlar ki sinema desteklerinden yararlanabilsinler.

Yine, dizilerle övünmüşüz, o dizilerdeki arkadaşların SGK'sinin olmadığını, bu sebeple devlet tarafından yararlandırılan bu kısa çalışma ödeneği vesaireden yararlanamadıklarını, Çalışma Bakanının ifadesiyle "Günde on dört ila on altı saat pandemi şartlarında çalıştırıldıklarını" biliyorsunuz ama bu konuda hiçbir şey yapmıyorsunuz.

Çaktırmadan sansürlenen tiyatro oyunları var Sayın Bakan, bu konuda size çok fazla önergelerimiz gitti, geldi. Mesela, siz "Türkiye'de sansür yok." cümlesini kurduğunuz günlerde Ankara Birlik Tiyatrosu, Malatya'ya başvuru yaptı "Ben burada oyun oynayacağım." diye -bunu size ben önergeyle de sordum- dediler ki: "Yok, tadilat var, izin veremeyiz." Siz de yolladığım önergeye şöyle cevap verdiniz: "Hayır, orada tadilat vardı, o yüzden tahsis yapılamadı." Ama bence ayıp ettiniz bu cevapla çünkü aynı yerde, 15 Aralıkta oyun oynanmasına izin verilmeyen yerde 9,11,12 Aralıkta başka oyunlar sahnelendi, 16'sında etkinlik, 17'sinde konser, 20'sindeyse anma gecesi düzenlendi.

Telif haklarına girmek istiyordum ama girilecek hiçbir şey yok; iki senedir, 2020'de de 2019'da da aynı cümlelerle giriş yapmışsınız. "Telif hakkı sahiplerinin hak ettiği korumanın sağlanması Bakanlığımızın öncelikli hedeflerindendir." Öncelikli hedef buysa ve dokuz yıldır bir adım atılmıyorsa sonralıklı hedeflere ne zaman sıra gelecek ben merak ediyorum.

Son olarak "Turizm şehirlerinde kültür sanat etkinliklerini, uluslararası organizasyonları kentin bir parçası yapacağız ki sezon on iki aya çıksın." diyorsunuz.

Sürem çok azaldı ama bir iki dakika müsaade edileceğini düşünüyorum.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Kadıgil, süreniz bitti, ben lafınızı kesmedim; ona göre konuşmanızı tamamlayın.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Diğer arkadaşlara müsamaha gösterildi bir iki dakika, ben de iki dakikada bağlarım Sayın Başkanım, zor duruma düşürmem sizi.

Teşekkür ediyorum.

Hızla devam ediyorum Sayın Bakanım, tiyatrolar biliyorsunuz biraz hassas nokta. Bunu uzun uzun Genel Kurulda da konuşacağız ama on iki ay süren, turizme sanattan yararlandırılan bir yapı kurmaktan bahsediyorsunuz ama bu işi nasıl yapacağımızı söylemiyorsunuz. Şimdi, biliyorsunuz ki siz bana uzun uzun cevap da vereceksiniz "İşte 6 milyardı, 20 milyara çıkardık." diyeceksiniz, "KDV'yi yüzde..." Neler yaptığınızı biliyorum ama bunlar yetmiyor Sayın Bakan, hiçbir şekilde yetmiyor, tiyatroların dişinin kovuğuna gitmiyor. Evet, 3 katına yakın bir artış gerçekleştirdiniz ama Türkiye'de bir tiyatronun aylık kirası 5-10 bin lira, insanlara kişi başı, tiyatro başı düşen desteğiniz, teşviğiniz 15 ila 25 bin TL; yedi aydır kimse perde açamıyor yani dişinin kovuğuna gitmeyen yardımlar var ve bu benim canımı sıkıyor. Çünkü çok fazla paralar çok fazla yerlerde çarçur ediliyor. Yok şehir hastaneleri yok köprülere para vereceğiniz kadar... Ya, Kolombiya ya! Kolombiya dediğimiz devlet, 20 milyon dolar harcadı, bizim 8 katımız harcadı. Almanya, İspanya, Amerika örneği vermiyorum size. Bu bütçeler Türkiye'nin sanatçısına, Türkiye'nin tiyatrosuna reva görülebilecek bütçeler değildir ve biz sizden bir şeyler istiyoruz artık Sayın Bakan, biz sizden bir şeyler istiyoruz tiyatrolar adına. Çünkü tiyatrolarımız çöküyor, müzisyenlerimiz intihar ediyor, sahneler kapanıyor, sinema salonları kapanıyor. Paranız yok biliyorum ama eğer siz Bakansanız, ben elinizi masaya vurmanızı ve otoyollara, yandaş müteahhitlere verdiğiniz paranın bir kısmını, bir zahmet, bu Türkiye'nin sanatçılarına ayırmanızı rica ediyorum. Böyle bir bütçe yönetimini kabul etmediğimi de bir kez daha bilginize sunuyorum.

Teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için.