| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim ile 45 Milletvekilinin; İşsizsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3147) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .10.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli üyeler; burada yüzde 20 olan kurumlar vergisinin yüzde 15'e düşürülmesi konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Bizim vergi mevzuatı geleneğimizde böyle ana vergilerin temel oranlarında düzenleme yapma, indirme, artırma yetkisini Cumhurbaşkanına veya hükûmete verme geçmiş yıllarda görülen bir hadise değildir. Bu vergilerin yasayla belirleneceği geleneğine de uygun olarak bazı stopajlarda veya ara oranlarda hükûmete yani Bakanlar Kuruluna veya daha sonra Cumhurbaşkanına bu tip yetkiler verilmişse de kurumlar vergisi gibi temel bir verginin oranında burada düzenleme yapmadan "Cumhurbaşkanına yetki verelim." demek bana makul gelmiyor. İsterseniz bu oranı burada yüzde 15'e indirelim ihtiyaç varsa ama "Yetki verelim, Cumhurbaşkanı indirsin." demek doğru değildir, bu birincisi. İkincisi, zaten bütçe açıkları artmış ve tavan yapmış bir bütçe açığımız var. Böylesi bir ortamda kurumlar vergisi oranını düşürmek, vergi gelirlerini azaltmak doğru, makul görünen bir hadise değil. Zaten dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranı doğrudan vergilere göre yüzde 70'e çıkmış yani denge bozulmuş. Tüm dünyada, gelişmiş ülkelerde dolaylı vergilerin değil, doğrudan vergilerin toplam içerisindeki payı daha yüksekken bizde süreç tersine dönmüş. Burada kurumlar vergisi oranının düşürülmesi de yine böyle bir sakıncayı devam ettirmektedir. Bu sakınca şudur: Dolaylı vergilerin daha fazla alınıyor olması, kamu giderlerinin düşük gelir gruplarından finanse edilip harcamaların öyle yapıldığını gösterir yani adaletsiz bir vergi sistemi varken bu, adaletsizlik oranını artıracak bir husustur.
Üçüncüsü, konjonktürel olarak düşürmenin bir mantığını zaten görmüyorum burada. Kurumlar vergisi oranının düşmesiyle ilgili bu düzenleme, benim aklıma TELEKOM'un özelleştirilmesini getirmektedir. Biliyorsunuz, 2005 yılında TELEKOM özelleştirildi ve ihaleye girenlerden yabancı bir firmaya, Oger'e verildi. Bu özelleştirmeden bir süre sonra kurumlar vergisi oranı düşürüldü. O dönemde kurumlar vergisi oranının düşürülmesiyle birlikte "Oger'in TELEKOM'u almaktan elde ettiği ilave kâr şu kadar milyar yapar, bu kadar milyar yapar." diye basında çok yazılmış, çizilmiş ve tartışılmıştı. Böyle temel bir ihaleyi etkileyecek, ihalenin kârlılık oranını etkileyecek değişikliğin ihaleden sonra değil, ihaleden önce çıkarılmasının gerekli olduğu... Çünkü teklif veren herkes, kendi kâr hesabını yaparken o günkü vergi oranlarını dikkate alıyor ama siz vergiyi ihaleden sonra yaptığınız zaman, ister istemez ihaleyi alanın kâr marjını artırıyorsunuz ve şöyle bir şüpheyi ortaya çıkarıyorsunuz: "Bu ihaleye, bu teklifi veren gizli bir fısıltıyla kurumlar vergisi oranının düşürüleceğini bilmiş olmalı ve teklifi ona göre vermiş olmalı." diye bir tartışmayı o günlerde gündeme getirmişti. Nitekim, daha sonra Türk bankalarından aldığı kredilerle ödemelerini yapan Hariri ailesine ait Oger şirketi -Suudi kökenli bir şirket- sözleşmede, bütün altyapı tesislerini yenilemiş olarak yirmi iki sene sonra kurumu devlete tekrar teslim etme taahhüdüyle aldığı hâlde, parasını Türk bankalarından aldığı kredilerle -5,5 milyar dolardı- ödedi. Altyapısını hiç yenilemedi. TELEKOM Oger'e teslim edilirken Türkiye'nin vergi rekortmenleri arasındaydı, ya 1'inciydi ya 3'üncüydü. 2018'e kadar kaç yıl sürüyor? On üç yıl sürüyor galiba. On üç yıl boyunca TELEKOM'un kârlarının yüzde 90'ını yurt dışına transfer etti. Daha sonra hiçbir tesisi yenilemeden ve eskimiş olarak bıraktı ve "Ben bunu işletmiyorum, borcumu da ödeyemiyorum." diye gitti. Şimdi bu Hariri ailesinin nerede olduğunu bilen yok herhâlde veya biliyorsak bile bir hesap soran yok, bunu telaffuz eden bir iktidar yok ama bırakıp giderken devlete tam 17 milyar lira borç yükleyerek gitti, kamu bankalarındaki kredilerini de ödemeden gitti.
Şimdi, dolayısıyla, geçmişte de böyle bir durum varken, tartışılmış bir konu varken ve acısı hâlâ bugün ülkede bazı zihinlerde, hafızalarda çok canlı devam ederken "İdareye 5 puanlık bir indirim verelim, istediği zaman kullansın." gibi doğrusu böylesine bir düzenleme olamaz. Burada yapacaksak burada yapalım, 5 puan indirmeyi gerekli görüyorsa Maliye ve Hazine Bakanlığı burada bu indirimi yapalım ve noktayı koyalım. Zaten sık sık kanun değiştirmeye alıştık biz burada, Hükûmet partisi bizi alıştırdı buna. Bir ay sonra aynı maddeyi tekrar değiştiriyorlar, beş ay sonra aynı şekilde değiştiriyorlar. Buradan da pek zorlama görmüyor, rahatça geçiyor. Cumhurbaşkanının da yükü fazladır, onu da yormayalım, zahmete girmesin, burada biz yapalım. İki ay sonra "Biz bunu tekrar yükselteceğiz." dediğiniz zaman ben itiraz etmeyeceğim, çok doğru bir iş yapıyorsunuz, "evet" oyu veriyorum diyeceğim.
Teşekkür ederim.