KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle, bu konuşmalarda dakikalar çalışıyor olsa, herkes konuşmasının ne kadar sürdüğünü takip edebilse faydalı olur diye düşünüyorum. Dün çalışıyordu, bugün çalışmıyor. Ben buna bir dikkatinizi çekmek isterim.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Hemen cevaplayayım: Ben, oturduğumdan beri bugün onu hiç çalıştırmadım, herkesi serbest bıraktım, hiç kimseye de müdahale etmedim ama bunda bile ben demek ki doğru bir şey yapmamışım, bu bile yanlış olmuş. Aslında, ne yapacağımızı da şaşırıyoruz. Saat 2'den bu yana hiçbir konuşmacıya müdahale etmedim ve sayaç çalıştırmadım. Siz sayacın çalışmasını istiyorsunuz. Hay hay, hemen sayacı çalıştırıyorum.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır, orada görmediğimiz hâlde sayaç çalışıyor diye düşündüm de ondan...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Hayır, hiç çalıştırmadım efendim, hiç kimseye de müdahale etmedim ben bugün.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Serbest bıraktıysanız iyiymiş.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Böyle kalsın o zaman.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, maddeyle ilgili bazı yorumlar yapılabilir ama ben sadece bir nokta üzerinde durmak istiyorum.

"Vergilerin kanuniliği" diye temel bir ilke vardır. Bu ilke şunu içerir: Kanunsuz vergi olmaz. Eğer vatandaşlara devlet bir yükümlülük yıkıyorsa mutlaka bunun kanunla belirlenmesi lazım yani halk temsilcilerinin oluşturduğu meclislerde halktan hangi işlemleri nedeniyle ne kadar vergi alınacağını parlamentonun belirlemesi lazım. Bu, temel bir ilkedir. Bu temel ilkenin kökenleri ta 13'üncü yüzyıla kadar gider, Magna Carta'ya kadar gider. Kralın vergilendirme yetkisi tartışılmıştır önce demokrasinin ortaya çıkması için. Kral, kendine göre, keyfine göre halktan vergi toplayamaz. Bu temel ilke ortaya çıkmıştır. Krallığın vergilendirme yetkisine karşı halk arasında isyanlar, olaylar ortaya çıkmıştır. Sonunda denilmiştir ki: "Kral, halktan vergi toplamasın; bir parlamento oluşsun, halkın temsilcileri o parlamentoda bulunsun ve halktan ne kadar vergi toplanacağı onların kararıyla belirlensin." Bu temel ilke, sonunda, parlamentoların gelişmesine yol açmış ve daha sonra da demokrasiyle ilgili, demokratik kurallarla ilgili gelişmelere yol açmıştır ve günümüz demokrasisinin özünde de halktan kanunsuz vergi alınamayacağı ilkesi vardır. Vergi, mutlaka kanuna dayanır, kanunsuz olmaz.

Bizim Anayasa'mıza da bu girmiştir. Anayasa'nın 73'üncü maddesi vergi ödeviyle ilgilidir. Bu maddede der ki: "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." Bakın, bu çok temel bir cümledir. Vergilemeyle ilgili önümüze ne geliyorsa bu temel cümleye uyup uymadığına bakmamız lazım. Ve madde devam ediyor, deniliyor ki: "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir." Bakın, Cumhurbaşkanına vergilerle ilgili neyin verilebileceği ifade ediliyor. 16 Nisan referandumundan önce bu, Bakanlar Kuruluna verilen bir yetkiydi. Hükûmet biçimi 16 Nisanda değişti ve bu, Cumhurbaşkanlığına verilen bir yetki oldu. Cumhurbaşkanı, bu yetkiyi kullanırken bile yeni bir vergi ihdas edecek nitelikte oynayamaz vergi yasalarıyla veya süresi bitmiş bir verginin hâlâ uygulanmaya devam etmesi şeklinde bir karar alamaz, almaya kalkarsa Anayasa'ya aykırı olur. Vergi kanunlarında Cumhurbaşkanına böyle bir yetki verirseniz o da Anayasa'ya aykırı olur. E, şimdi bu maddede ne diyoruz? Diyoruz ki: "Bu maddeyle ilgili vergi 31/12/2020'ye kadar uygulanacakmış." Bu değişiklikle diyoruz ki "Bu vergi 31/12/2025'e kadar uygulanacak." Tamam, biz yasama organıyız, kanunların vergilerle ilgili düzenleme yapacağını biliyoruz yani bu düzenlemeyi yapabiliriz ama "Cumhurbaşkanı bu fıkrada yer alan tarihi beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir." maddesini buraya koymaya biz yetkili değiliz. Neden değiliz? Anayasa'ya aykırı bu. Anayasa diyor ki: "Cumhurbaşkanı vergilerin süresini uzatamaz, süresi bitmiş bir verginin süresini uzatamaz." Bu çok net bir hüküm. Bakın, tekrar okuyorum: "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir." diyor ama süresi bitmiş bir verginin, geçici olarak uygulanan bir verginin belli bir süre daha devam etmesi demek, olmayan bir dönemdeki bir vergiyle ilgili kararı Cumhurbaşkanının oluşturması demektir ve Anayasa da bunu içermiyor.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Yetkiyi biz veriyoruz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Anayasa bunu içermiyor. Geçmişte birkaç yanlış yapıldıysa o yanlışlar da Anayasa'ya aykırıdır ama Hükûmet, iktidar milletvekillerimiz "Biz Anayasa'ya aykırı da Cumhurbaşkanımıza vergilendirme yetkisi veririz." diyorsa, bu Anayasa'ya aykırı olur. "Olsun, biz yine de yaparız." diyorsanız bu da ne Meclisin saygınlığına yaraşır ne de milletvekillerinin kendilerine duyacağı saygıya yaraşır bir iş olmaz. Onun için Anayasa'ya uyalım, şu son cümleyi buradan çıkaralım diyorum.