| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim ile 45 Milletvekilinin; İşsizsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3147) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .10.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 11'inci maddesi bir vergi teşviki düzenliyor. Burada, gelir vergisi mükelleflerine yönelik bir teşvik var. Benzer bir hüküm, teklifin diğer maddelerinde kurumlar için de var mı, onu bilmiyorum. Kurumlar vergisi mükellefleri için de böyle bir paralel madde var mı bu teklifin içerisinde, bu önemli gibi geliyor bana. Madem gelir vergisi mükelleflerine tanınan bir indirim vardır, bu indirimin aynı paralel bir şekilde kurumlara da tanınması, birini diğerine göre dezavantajlı duruma düşürmemek açısından gereklidir diye bakıyorum. Eğer gelir vergisi mükelleflerine bir teşvik tanınır da bu teşvik anlamlı olur da kurumlara aynı teşvik verilmezse, bu sefer mükellefleri kurumlaşmaktan caydırma anlamı taşıyabilir. Yani bireysel ihracat yapmak, bir kurum, bir şirket kurarak ihracat yapmaktan daha cazip hâle gelecektir ve pek çok yeni işe başlayan mükellef de "Aman, şirketleşmeyelim, şu avantajdan yararlanmıyoruz." diye düşünecektir. Onun için, benzer bir maddenin kurumlar için de düzenlenmesinin faydalı olacağını düşünüyorum, eğer bu teklifin içerisinde yoksa, belki gözümden kaçan bazı maddeler de bulunabilir diye söylüyorum bunu.
Diğer taraftan, biraz önce Kamil Bey belirttiler, bu, yazılım, tasarım vesaire gibi işler nedeniyle bu elde edilen kazançların bu maddeden yararlanmamasının sebebinin açıklanmasında fayda var diye düşünüyorum. Sadece mal ihracatına dayalı bir teşvik getirilmiştir.
Diğer taraftan, bu ihracatın sınırıyla, limitiyle ilgili miktarı, sınırıyla ilgili bir şeyi içeriyor mu bu madde? Çünkü 800 bin Türk lirasına kadar hasılatı olanlar 1 işçi istihdam edecekler, 1 milyon 600 bin lira yıllık toplam hasılatı olanlar 2 işçi istihdam edecekler, 2 milyon 400 bin Türk lirasına kadar olanlar da 3 işçi istihdam edecekler diye zorunluluk getirmiştir. Yani bu, hem ihracatı teşvik etme amacına yönelik bir madde hem de istihdamı teşvik amacına yönelik bir madde. İki amaç bir arada ama 3 işçiden sonrası için bir ifade yok "...hasılatları toplamı yıllık 2.400.000 Türk lirasına kadar olanların..." deniliyor. Yani buradan şunu mu anlıyoruz? 2 milyon 400 bin liradan fazla hasılatı olanlar bu teşvikten yararlanmayacaklar anlamı mı çıkıyor burada? Niye limit koyuyoruz ya? Ne kadar çok yaparsa o kadar iyi. Bence ona sınır getirmek doğru bir şey değil. Olsa olsa şu denilebilir: "2 milyon 400 bin Türk lirası üzerinde geliri olanların indireceği gelir 2 milyon 400 bin liranın yüzde 50'sidir." diye bir sınır getirelim ama daha fazla kazananı, daha fazla ihracat yapanı caydırarak ihracatı nasıl teşvik edeceksiniz? Burada bence bir paradoks var gibi geliyor yani bir taraftan ihracatı teşvik etmek istiyorsunuz, diğer taraftan da bu madde daha fazla ihracat yapanı cezalandırıyor. Böyle teşvik olmaz, olsa olsa bu fazla ihracat yapanların da indirebileceği hasılata bir sınır koyarsınız, hiç değilse aradaki dengeyi bozmazsınız diye düşünüyorum.
Sonra, bu düzenlemede böyle, istihdamla ilgili karmaşık ifadeler biraz uygulamayı da zorlaştıran bir şeydir. Ama ben biliyorum maliyeciler, bu vergi mevzuatını düzenlerken hep, bu zor anlaşılan düzenlemeyi tercih ederler. Çünkü "Bir meslek mensupları grubunun bunu anlaması, her mükellefin anlamasından yeğdir." diye bakılıyor. Onun için daha sade, anlaşılır metinlerin vergi mevzuatında yer alması faydalı olur diye düşünüyorum.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Çok doğru.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Gerek 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu gerek Kurumlar Vergisi Kanunu gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilk metni çok sade, anlaşılır; sade bir vatandaş okuduğu zaman da veya bir avukat, bir mühendis okuduğu zaman da anlaşılacak metin niteliğindedir. Ama bu kanunlara daha sonraki dönemlerde ilave edilen maddeler hep daha karışık oluyor, o maddeyle öbür maddenin irtibatını bulmakta da zorlanıyorsunuz. O bakımdan Maliye, bu metinleri hazırlarken ilk kanunun -ana kanunun- üslubuna, tarzına, anlaşılırlığına uygun düzenlemeler yaparsa daha uygundur.
Mesela bu metinden, 2 milyon 400 bin lira üzerinde gelir elde edenlerin yararlanamayacağını ben anlayamadım okurken, okuyan hiç kimse de anlamaz. Ama sordum, baş işaretiyle "Evet, yararlanamaz." dediniz. Yararlanılamayacağını Maliyeden tasdik geldikten sonra anlayabildim. Piyasadaki mükellefler de aynen böyle anlıyorlar; bir mali müşavirden, bir muhasebeciden, yeminli mali müşavirden "okey" almadan hiçbir maddeyi anlayamıyorlar, hâlbuki burası anlaşılır yazılabilir.
Evet, teşekkür ederim.