KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli Komisyon üyeleri, değerli milletvekilleri, bürokratlarımız ve basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine bir torba yasa ve yine İşsizlik Fonu'na göz dikilen bir teklif arkadaşlar. Ben işçi kökenli bir milletvekili olarak öncelikle şunu sormak istiyorum, bu yasayı önümüze koyan anlayışa bu lafım: Yani işçinin parasını işverenlere aktarmaya yeminli misiniz? Ben gerçekten bu sorunun cevabını merak ediyorum. Getirdiğiniz paketin kendisi mini ama içerdiği haklara baktığımızda dev gibi bir hak gasbı var arkadaşlar. Yani sadece bir tanesini söylemek isterim: "Tek taraflı olarak ücretsiz izin süresinin bir yıl uzatılması." ne demek? Yani resmen işten çıkarma biçimidir bu. Yani adına bir de "işten çıkarma yasağı" dediniz ama dilediğin gibi işçiyi çıkar, tek kuruş ödeme; işverenlere verilen hak bu. Yani işverenlere ballı bir pakettir bunun adı. Kimin cebinden? İşçinin cebinden, arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, Covid-19 sürecinde işsizlik ve gelir kaybı tarihî seviyelerine ulaşırken, işsizler için kurulmuş olan İşsizlik Sigortası Fonu, bu süreçte işsizlerden çok işverenlerin derdine derman olmaya çalışmıştır. Ücretsiz izin uygulamasıyla günlük 39 TL, yani aylık 1.177 TL'ye muhtaç bırakılan milyonlarca çalışana bu süreçte bu para bile çok görülmüştür. Fon'da yer alan bilgilere göre nakdî ücret desteği çıkartılan işçilere aylık 1.177 TL değil, ortalama her 1 işçiye aylık 547 TL verilmiştir. 2020 Ocak-Haziran ayları arasında, işverenlere son altı ayda "teşvik ve destek geliri" adı altında 9,3 milyar lira, aktif iş gücü programlarından 1,9 milyar lira ve işbaşı eğitim programları kapsamında 1,5 milyar lira yani toplamda 12 milyar 767 milyon para aktarıldı, arkadaşlar. İstihdamı korumak ve artırmak amacıyla işverenlere 12,7 milyar lira para aktarılmasına karşın TÜİK iş gücü verilerine göre istihdam, ocak ve nisan ayları arasından 1 milyon 650 bin kişi azaldı yani işsizlik ödeneğine başvuranların yüzde 65'i bu ödenekten yararlanamadı. İşçiler bir nevi kendi parası olan bu Fon'dan ne yazık ki yararlanamıyor. İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yararlanmak için öyle koşullar getirildi ki Fon'dan işçiler dışında herkes yararlanmaktadır. Buradan iktidara sormak istiyorum: Bu zor koşullarda işsizlik ödeneğinden yararlanma hakkı kolaylaştırılmayacak da ne zaman kolaylaştırılacak? İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşulu "Son üç yıl için 450 gün prim ve son altmış gün kesintisiz hizmet akdi." bu süreçte kaldırılmalı, herkesin İşsizlik Sigortası Fonu'na erişim hakkı sağlanmalıdır. Ayrıca ücretsiz izne çıkartılan tüm işçilere İşsizlik Fonu'ndan asgari ücret düzeyinde ücret ödenmelidir.

Maddeler hakkında görüşmek istiyorum arkadaşlar.

Madde 1: 1'inci maddeye göre Türkiye Bilimler Akademisinde, yani TÜBA'da görevlendirilen TÜBİTAK ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığında olduğu gibi sosyal ve mali hakları emsalleriyle eşitleniyor. 1980'li yıllardan bu yana, TÜBİTAK'ta, TEZ-KOOP-İŞ Sendikası tarafından imzalanan toplu iş sözleşmeleriyle TÜBİTAK çalışanlarının mali ve sosyal hakları ciddi oranda gelişmiştir. Uzun yıllar süren mücadeleler sonucunda kazanılan toplu sözleşmelerle geliştirilen bu haklar, yasalar aracılığıyla başka kurumlara emsal oluşturuluyor; bu konuda sendikanın görüşü alınmış mıdır?

Madde 3: Covid-19 salgını kaynaklı zorlayıcı sebebe bağlı olarak özel sektör iş yerlerinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar ile nakdi ücret desteğinden yararlananların çalıştıkları iş yerinde, haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi hâlinde, sigortalı ve işveren paylarının tamamı 31 Aralık 2020 tarihini geçmemek üzere üç ay süreyle İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacak. Zaten İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işverenlere yüksek miktarda teşvik veriliyor, bu teşvikler bu maddeyle daha da artacak. İşsizlik Sigortası Fonu'nun amacı işverenlere kaynak aktarmak değildir arkadaşlar. İşsizlik Sigortası Fonu işçileri ve işsizleri Covid-19 salgınının yarattığı ekonomik ve sosyal tahribattan korumak için oldukça önemli bir kaynaktır ancak daha önceki yıllarda da olduğu gibi Fon, salgın sürecinde de işverene kaynak fonuna dönüşmüştür. 2017'de işverenlere İŞKUR'dan aktarılan teşvik ve desteklerin toplamı 2,5 milyar TL iken, 2018'de 10,7 milyar TL'ye, 2019'da da 16 milyar TL'ye yükselmiştir. Yeni düzenlemeyle işveren yükümlülüğü olan SGK primleri işçinin parasından ödenecektir. Fon, asıl sahipleri için etkin ve yaygın bir yapıda kullanılmalıdır. İktidar istiyorsa hazineden kaynak yaratsın ama işçinin parasını işverenlere teşvik olarak vermesin.

4'üncü madde: İş Kanunu'nda "Fesih engeline istisna olacak hâller ve benzeri sebeplerle belirli iş süreli veya hizmet sözleşmesinde sürenin sona ermesi, iş yerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, iş yerinin herhangi bir sebeple kapanması ve iş yerinde işin sona ermesi hâlleri" de eklenmiştir. Böylece işten çıkarmanın kapsamı genişletilmiştir. İş Kanunu'nun 25/2 olarak bilinen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık dışında fesih engeline istisna olarak yeni hâller eklenmiştir. Bu maddeyle fesih yasağının ve ücretsiz izin uygulamasının 30 Haziran 2021'e kadar sürmesi için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Ücretsiz izin uygulamasının neredeyse bir yıl daha uzatılması işçilerin 1.168 TL'ye mahkûm edilmesi demektir, bunun adı -en başta da söyledim- resmen işten çıkarma biçimidir.

5'inci madde; Soma'da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazasında, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun taraf olduğu redevans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem tazminatlarını alamayanların tazminatlarının iki ay içerisinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna müracaat etmeleri hâlinde "Müracaat tarihinden itibaren altı ay içerisinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu tarafından ödenir." maddesi eklenmiştir. Burada şu soruyu mutlaka sormak istiyorum, vicdanen de sormak istiyorum: Neden bu kadar süreyle işçileri ve aileleri mağdur ettiniz? Olumlu bir düzenlemedir ancak eksik bir düzenlemedir. Yalnız müracaat süresinin iki ay, ödeme süresinin altı ay olarak belirlenmesi hak kaybına yol açacaktır. Müracaat süresi uzatılmalı, ödeme süresi kısaltılmalıdır, şimdiye kadar geçen süre için de yasal faiz uygulanmalıdır. Ayrıca, 28 Ekim 2014 tarihinde Karaman iline bağlı Ermenek ilçesinde bulunan maden ocağında gerçekleşen maden kazasında tazminatlarını alamayanlar ile Soma'da ve başka şehirlerde faaliyet gösteren Uyar Madencilik ve diğer madenlerde çalışıp tazminatı ödenmeyen işçiler de bu düzenlemeye dâhil edilmelidir.

6'ncı madde görüşülürken engellilerle ilgili yeni bir düzenleme yapılmalıdır arkadaşlar. Engelli aylığı bağlanmasında esas alınan muhtaçlık kriterinin ailenin toplam gelirine göre engelli aylıklarının belirlenmesi, birçok engellinin aylığında kesinti yaşanmasına sebep olmaktadır. Zaten zor şartlarda yaşayan engelli bireylerin ailelerinin toplam geliri göz önünde bulundurularak gerçekleşen kesintiden ya da "Sen muhtaçlık kriterine göre muhtaç değilsin." denilerek engelli aylığı başvuruları reddedilmektedir. Engelli vatandaşların maaş hesabında kişi başı gelirin asgari ücretin üçte 1'i olarak belirlenmesi hakkaniyetli değildir, "Kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 2/3'ünden fazla olanlar." şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır.

8'inci maddeyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun mülga 81'inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç, kamu kurumları ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri için "1/7/2020 tarihinde yürürlüğe girer." şeklinde düzenleme yapılıyor. Belirtilen iş yerleri için sekiz yıldır uygulanmayan bu maddenin yürürlük tarihinin iki buçuk yıl daha ertelenmesi işçi sağlığına ilişkin büyük sorunların yaşandığı günümüzde daha da ciddi sorunlar yaratacaktır. Kanun maddesi ötelenirken belli koşullar getirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOŞER - Sayın Girgin, ilave süreler de bitti, lütfen tamamlayın.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tamamlıyorum izninizle.

Örneğin, bu madde iki buçuk yıl öteleniyor ancak 2021 yılında şu koşulu, 2022 yılında şu koşulu, 2023 yılında ise şu koşulu yerine getirmiş olmanız gerekmektedir; şu tarihlerde denetimler başlayacaktır, koşullarını yerine getiremeyenlere şu cezalar uygulanacaktır gibi yaptırımların konulması gerekmektedir. Aksi hâlde, 2023 yılında da yeniden bir ötelemeyle karşılaşacağız.

Son olarak, baraj nedeniyle 12 Haziran itibarıyla yetkisi düşen sendikalar var iş kollarının 28'den 20'ye düşmesinden dolayı. Eğer bir düzenleme yapılamaz ise binlerce işçi, on binlerce aile bu konuda mağdur olacaktır. Bu mağduriyeti önlemek için de mutlaka geçen dönemde yapıldığı gibi bu maddede erteleme yapılmalıdır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.