KOMİSYON KONUŞMASI

ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Erdoğan 30 Haziran 2020 tarihli kabine toplantısı sonrası açıklamasında "Daha demokratik, daha çoğulcu, temsil düzeyi daha yüksek bir baro oluşturmakta kararlıyız." ifadesini kullandı ve bu cümlelerin ardından bizler dört gündür burada, komisyonda görüşmeleri yapıyoruz.

Demokrasi işinize geldiği gibi davranabilme rejimi değildir. Özellikle istediğiniz gibi eğip bükülebilen bulunduğu kabın şeklini alan bir rejim falan değildir. On sekiz yıldır iktidarsınız -tırnak içerisinde söylüyorum- daha çoğulcu, daha demokratik bir baroyu on sekiz yıldır niye yapmadınız? Aynı şekilde, Parlamentoda daha demokratik, daha çoğulcu, temsil düzeyi daha yüksek bir Parlamento oluşturmada neden kararlı değilsiniz? Neden demokrasiyi kendinize göre yontmaya çalışıyorsunuz?

Günlerce üzerinde çokça konuşuldu, teklifiniz özetle şudur: Kendinize göre bir Barolar Birliği Başkanı bulmuşsunuz, ancak baroları hizaya sokamıyorsunuz. "Madem hizaya gelmiyorlar, bunları bölelim, 2 bin avukat bir araya gelsin, baro kursun." diyorsunuz. Bu sayede kendinize güdümlü baroları icat edeceksiniz.

Cübbenin önünü iliklemek için ip gibi sıraya dizilen yüksek yargıçları görünce hoşunuza gidiyor. Yürütmenin emrindeki deliksiz cübbelilerin çoluk çocuğunu liyakat gözetmeksizin atamayı biliyorsunuz ama savunmayı kontrol edemiyorsunuz çünkü savunma diz çökmüyor, boyun eğmiyor.

Yine çokça söylendi, bir gerçeğin daha çok dile getirilmesi adına söylüyorum: Bu teklif FETÖ'nün istediği bir teklifti. 12 Eylül referandumunda FETÖ sizden daha çok "Evet"i savundu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bile dikkatini çeken bu durumun sonucunu 17/25 sürecinde hep birlikte gördük.

Biraz geriye gidelim: HSYK'daki FETÖ soruşturmasındaki HSYK Başkanvekili ve FETÖ itirafçısı Ahmet Hamsici'nin ifadesi şöyleydi: 2010'daki HSYK seçimlerinde HSYK'nın 22 üyesi içine FETÖ

kendisine bağlı 13 kişi yerleştirmiş. Bu HSYK, Yargıtaya 160, Danıştaya 51 yeni üye seçti. Yukarıdan aşağıya yüksek yargı FETÖ dediğimiz terör örgütünün eline geçmiş oldu.

Yüksek yargıyı teröristlerle dolduran FETÖ'nün son adımı barolardı, yani bu teklifte öngörülen düzenlemelerin aynısıydı. Bir tek baroları bölmek suretiyle ele geçirmeyi başaramadılar ama şimdi bu teklifle bu da gerçekleşmiş oluyor. Amaç demokrasi ve temsili arttırmak değildi. Burada 2 bin avukata bir baro tahsisi var. Teklifin gerekçesinde "Stajyer avukatın herhangi bir baroya kayıt olması yeterlidir." deniliyor, ikamet şartı getirilmiyor. Buradan bile bu teklifin siyasal bir gerekçeyle yazıldığını söylemek mümkündür.

Diğer yönden bu teklif bir emsal oluşturacaktır. Avukatlık yapabilmek için ruhsat almak şarttır ve ruhsat baro tarafından verilir. Benzer şekilde kendi mesleğimden örnek vermek gerekirse mali müşavirlik için de ruhsat gerekir, oda kütüğüne kayıt olmak gerekir, o ruhsat olmadan mali müşavirlik yapılmaz. Bu teklif, bu şekilde geçerse, yarın emsal olarak, ruhsat olmadan yapılamaz meslek grupları için de ileri sürülebilecektir, işte, bu hâliyle birlik ilkesine aykırıdır. Özetle, bekçiler yasasını getirdiniz, kendinize ait bir kolluk gücü kurdunuz, arşiv araştırması, güvenlik soruşturmasıyla yandaş kamu personelini atayacaksınız. Yüksek yargı temsilcileri zaten cübbeye delik arama derdinde. Barolar Birliğinin başında kullanışlı bir Başkan zaten var. "Savunmayı da susturduk mu tamamdır." denilerek bu teklif getiriliyor. Bu ülkeye yazık ediyorsunuz, demokrasi tarihine leke çalıyorsunuz.

Meclisin önünde taşların üzerinde uyuyan baro başkanları var. Bunlar çoluk çocuğunu bırakıp mesleği için buradalar. Ve Meclis, onlara taşın üstünde uyumayı reva görüyor. Merak ediyorum, evinize gittiğinizde gönlünüz ve vicdanınız rahat bir şekilde uyuyabilecek misiniz?

Son olarak, 1650'lerde kurulan ve her avukat tarafından ezbere bilinen şu meşhur sözü bir kez de ben tekrarlıyorum: "Görevimizi yaparken hiç kimseye, ne müvekkile ne hâkime ne de iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman da efendileri olmadı."

Saygılarımla.