| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ile Türkiye Varlık Fonunun 2018 Yılı Mali Tabloları ve Faaliyetleriyle İlgili Denetim Raporlarının Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/1153) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 09 .06.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli üyeler, değerli bürokratlar, sayın basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir." dedi ve ülkeyi de öyle yönetti. Şirket gibi yönetilen devlet, her şeyini sattıktan ve ödeyemeyeceği kadar borçlandıktan sonra şimdi de ayakta kalmaya çalışan halka yükleniyor ve halkın birikimlerine yükleniyor.
Türkiye Varlık Fonu, başka ülkelerdeki gibi bütçe fazlasının kullanımı suretiyle gelecek kuşaklara gelir transferinin değil; aksine, bugünden borçlanmak suretiyle gelecek kuşaklara borç transferi yapmayı öngörmektedir. Varlık Fonu, kamu kaynaklarını kullanmasına karşın kamu kuruluşlarına ilişkin neredeyse hiçbir düzenleme ve sınırlamaya da tabi değildir.
Varlık Fonuna ve Varlık Fonunun kurtarma operasyonuna giren şirketlere Anayasa'yla bile verilemeyecek düzeyde geniş, hukuksuz ve orantısız muafiyetler getirilmiştir. Kamu kaynaklarıyla, neredeyse hiçbir kamusal düzenlemeye tabi olmadan, kamuya bilgi verilmeden, sorgusuz sualsiz istenilen şirketlere "stratejik" denilerek özellikle hisse alımı yoluyla kaynak aktarılmak istenmektedir. Bu, aslında, devletin yasal organlarının yetkilerini ve egemenlik gücünü şeffaf olmayan bir fona kuralsız bir şekilde devretmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Varlık Fonu devlet içinde paralel bir mali kurumdur.
Vatandaşın ödediği vergileri kullanan ve kuruluş felsefesine aykırı olarak hazine garantisiyle yabancı para cinsinden bile borçlanan Varlık Fonunun denetiminin Sayıştay kapsamı dışında olması da tamamen bilinçli bir örtbas etme çabasıdır.
Değerli arkadaşlar, denetim raporları hakkındaki görüşlerimi maddeler hâlinde sunmak istiyorum:
1) 2018 dönemine ilişkin denetim raporlarının haziranda teslim edilmesi gerekirken denetim görevlendirmesi bile ancak temmuz ayında yapılmıştır. Denetim görevlendirmesi neden bu kadar geç yapılmıştır? Gerçi, Sayın Genel Müdürümüz " Sorumluluk bizim." dedi kendileri. Teşekkür ediyoruz ancak bu sorunun muhatabı Sayın Genel Müdür değil çünkü raporun kapağında talimat tarihi olarak 11 Temmuz 2019 olarak belirtilmiştir.
2) Cumhurbaşkanlığına bağlı çalışan merkezî denetim elemanlarının Varlık Fonunu denetlemeleri sağlıklı ve tarafsız bir şekilde sağlanamaz. Kendi idari amirlerinin yönetim kurulunda olduğu bir şirketi hakkaniyetle nasıl denetleyebileceklerdir? Söz konusu çıkar çatışmasının önlenmesi için herhangi bir tedbir alınmış mıdır?
3)
Türkiye'de faaliyet gösteren denetim şirketi KPMG neden Kasım 2019'da Varlık Fonu için öncelikle İngilizce bir rapor hazırlamıştır? Bu raporlar kamuya hesap verme gayesiyle Varlık Fonu ve merkezî denetim elemanlarından önce başka yerlere mi sunulmaktadır? Ana raporun 8'inci sayfasındaki görüş bu.
4) Denetim elemanları denetim kapsamını sadece bağımsız denetim raporlarının denetimi olarak hukuksuz biçimde daraltmışlardır. Oysa kanunda "Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi, şirket tarafından kurulacak alt şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bağımsız denetimden geçmiş mali tabloları ve faaliyetleri en az üç merkezî denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetlenir." denilmektedir. Merkezî denetim elemanlarının denetim kapsamının sadece bağımsız denetim raporlarının denetimi olarak sınırlandırmalarına dayanak teşkil eden bir karar, mevzuat veya hukuki görüş var mıdır?
5) Şirketin kurulduğundan bu yana yaklaşık üç buçuk yıldır hiçbir genel kurul yapmama sebebi nedir? Bu konuda raporda ayrıntılı bir değerlendirme olmamasının sebebi nedir? Sayın Genel Müdür bu konuda da genel kurulun yapıldığını söylemişti ama ana raporun 16'ncı sayfasında bu konuda görüşü farklıdır.
6)
Varlık Fonu, Borsa İstanbul'un zaten hâkim ortağı olup yüzde 73 paya sahip iken Türkiye'den ayrılmayı düşünen yabancılara ait yüzde 17 payı -NASDAQ yüzde 7, EBRD yüzde 10- almak için kaynak ayırmış, zaten hâkim durumda olunan bir şirketin paylarının alınması nakit kaynakların heba edilmesi anlamına gelir. Bu işlemin arkasında yatan sebep nedir?
7) Şirkette çalışan bir denetçi olmasına rağmen, şu ana kadar bir iç denetim, iç kontrol raporu hazırlanmadığı görülmektedir. Merkezî denetim elemanları neden şirket yetkililerinden açıklama ve bilgi almamışlardır?
8)
Varlık Fonunun üç yıllık stratejik yatırım planı hazırlaması ve bu planının Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekir. Merkezî denetim elemanları konu hakkında şirket yetkililerinden niçin açıklama ve bilgi almamışlardır?
9)
Kuruluşundan bu yana şirket nezdinde bir danışma kurulu oluşturulmamıştır. Danışma
kurulunun oluşturulmamasının nedeni nedir? Bu da ana rapor sayfa 14'te belirtilmektedir.
10) Şirket, Uluslararası Varlık Fonları Forumu üyeliğine girmiş ve bu forumun ilkelerine uyma sözü vermiştir. Uluslararası Varlık Forumuna göre, varlık fonları ülkedeki tüm mevzuata uygun, kamuya açık olmalı ve düzenli raporlanmalıdır. Varlık Fonunun, Uluslararası Varlık Fonları Forumunun düzenlemelerine uygunluğu konusundaki denetim değerIendirmesi nedir?
11) Fona bağlı şirketlerden BOTAŞ, kendisiyle ilgili birçok bilgiyi ve dava süreçlerini bağımsız denetçilere vermemiş.
Ayrıca, 2018 yılından sonraki önemli gelişmeleri görebilmek adına istenen bilgilerin, Çaykur, BOTAŞ, Eti Maden ve PTT'den gelmediği belirtilmiş. Bağımsız denetim yapan özel firma bu bilgileri alamadığı için mali tablolarının gerçeği tam olarak yansıttığına ilişkin yeterli güvence sağlayamadığını belirterek şartlı (çekinceli) görüş vermiş. Neden merkezi denetim elemanları yasadan aldıkları güçle bu bilgileri temin edip incelememişlerdir?
12) Varlık Fonu şirketlerinden TÜRKSAT'la ilgili yeterli açıklama yapılmamıştır. Bağımsız denetim yapan özel firma, TÜRKSAT'ın mali tablolarının gerçeği tam olarak yansıttığına ilişkin yeterli güvence sağlayamadığını belirterek çekinceli görüş vermiş. Merkezi denetim elemanları niçin raporlarında, TÜRKSAT'la ilgili tespit edilen hususlara dair herhangi bir bilgi vermemiştir? (Alt fonlar raporu sayfa 33)
13) Bağımsız denetim yapan özel firma; Halkbank, BOTAŞ, Eti Maden ve PTT'yle ilgili çeşitli aykırılık tespitleri ya da muhasebe kayıtlarında mutabakatsızlık ya da bilgi temin edememe sorunlarını belirtmiş. Merkezi denetim elemanları bu konuda neden detaylı bir açıklama almamışlardır. (Sayfa 58,59,60)
14) 2015'te 22 milyon TL, 2016'da 82 milyon TL kâr eden Çaykur İşletmeleri, 2017 yılında Varlık Fonu'na geçtikten sonra 2017'de 267 milyon TL, 2018'de 657 milyon TL, 2019'da ise 635 milyon TL zarar etmiş yani Varlık Fonu âdeta yokluk çekmiş. Şirketin finansman giderlerinde de büyük artış olduğu görülüyor. Bu gibi dikkat çekici hususlar merkezi denetim elemanlarınca niçin detaylı olarak incelenmemiştir?
15) Çaykur'un 1,5 milyar lira zararına ek olarak, banka borcu 1,4 milyar TL'den 3,4 milyar TL'ye çıktı. Aynı dönemde Türk Hava Yolları'nın borcu yüzde 107 artarken, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları'nın borcu son 1 yılda yüzde 349, Kayseri Şeker'in borcu ise yüzde 292,8 yükseldi. Söz konusu dikkat çekici borç ve zarar kalemleri hakkında merkezi denetim elemanlarının neden hiçbir tespitleri yoktur?
16) Merkezi denetim raporlarının ekinde Rusya ile ortak bir yatırım fonu kurulmasına karar verildiği ve bunun için Türkiye'nin ilk olarak 200 milyon Euro ödeme yapacağı söyleniyor. Bu doğru mudur, ödeme yapılmış mıdır, bunun amacı nedir diyorum?
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.