| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2812) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 15 .04.2020 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bu değişiklikler yapılırken sendikaların görüşü alınmadı ve dikkate alınmadı. Aslında bu değişikler kamuoyuna "İşten çıkarmalar yasaklanıyor." diye sunuldu ama böyle olmadığı bu değişiklikle görülmektedir. Aslında yapılmak istenen, ücretsiz iznin önünü açmaktır. Virüsü fırsata çevirerek bu krizin yükü de her zamanki gibi emekçilerin sırtına yüklenmektedir. Buradaki amaç, kısa çalışma ödeneğini hak eden işçiyi 1.177 TL'ye mahkûm etmektir. Günlük 39,24 TL resmen insanlara "Eğer virüsten ölmüyorsan açlıktan öl." demektir. Açlık sınırı 2.300 TL, yoksulluk sınırı 7.639 TL, teklif edilen ücret 1.177 TL. Bu insanlar kirasını nasıl ödeyecek, kredi kartını nasıl ödeyecek, elektrik, su parasını nasıl ödeyecek onu da sizin vicdanlarınıza bırakıyoruz. Bakın, sizin çok sık kullandığınız simit ve çay hesabı var ki bu hesabı yaptığımız zaman 5 kişilik aile günlük ortalama 60 TL'ye mal oluyor. Simit 2 TL, çay 2 TL ama sizin teklif ettiğiniz para 39,24 TL.
Burada ne yapılması lazım? Aslında, uzunca yıllardan beri söylüyoruz, sürekli de gündemde tutmaya çalışıyoruz yapılması gereken şey, Türkiye'nin imzalamış olduğu aile sigortasını devreye sokmaktır. Eğer aile sigortası bugün Türkiye'de uygulanıyor olsaydı bu sorunların hiçbirini yaşamazdık. Burada aslında, resmen işçiye kumpas kurulmaktadır. Kısa çalışma ödeneğini hak eden işçiye ücretsiz izinle kumpas kurularak 1.177 TL'ye mahkûm edilmektedir. Bir başka mesele değerli milletvekilleri, toplu sözleşme yasağı konularak kamuda 1 milyon eski taşeron işçinin, toplu iş sözleşmesi en az altı ay ertelenerek 2021 ortalarına kalıyor yani bunlar biliyorsunuz taşeron işçiler meşhur kanun hükmünde kararnameyle kadroya alınmıştı. Bu insanların toplu iş sözleşmesi maalesef 2021 ortalarına erteleniyor. Ayrıca, bu grev toplu sözleşme yasağı açıkça Anayasa'ya aykırıdır değerli milletvekilleri, bunun da dikkate alınması gerekiyor. İşçi ve işveren anlaşsa bile toplu sözleşme yapılmasının önüne geçiliyor.
Bir diğer sorun, bir diğer sıkıntı Türkiye'de maalesef İşsizlik Sigortası Fonu amacına uygun kullanılmıyor. İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken toplam tutar 131 milyar 972 milyon 739 bin TL. Bu Fondan işçilere 2018 yılından bugüne kadar toplam ödenen 14 milyar 903 milyon TL, işverenlere 2018 yılından bugüne kadar toplam ödenen miktar ise 32 milyar 145 milyon TL yani burada işverene işçiden iki kat fazla para ödenmiş ayrıca son iki yılda işverenlere istihdamı koruması amacıyla 47 milyar TL ödenirken değil istihdamı korumak veya artırmak istihdam 2018'den bugüne 1 milyon 400 bin kişi azalmıştır. Kısacası Fon işverenlere destek adı altında peşkeş çekilmekte, tıpkı daha önce kamu bankalarına peşkeş çekildiği gibi. Fon'un amacı nedir? Fon'un amacı işini kaybeden yurttaşlarımıza gelir desteği sunulmasıdır. Tıpkı bugün yaşadığımız olağanüstü durumlarda olduğu gibi işçinin yaşamını idame ettirebilmesi için Fon kullanılmalıdır. Lakin Fon'da bu kadar birikmiş olmasına rağmen madde kapsamında belirtilen işçilere Fon'dan 1.177 TL ödeneceği söyleniyor. Aslında bu Fon'un imkânları kullanılarak işçilerin mağduriyeti giderilebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Ağbaba tekrar açıyorum, buyurun tamamlayın.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Kısa çalışma ödeneğinde işçiye minimum 1.700 TL ödenirken ücretsiz izin uygulamasıyla işçiye 1.177 TL verilerek yani işçinin 523 TL'sine göz dikilmektedir, bu kabul edilebilir bir şey değildir.
Ayrıca, son olarak bir şey belirtmek isterim: Geçtiğimiz günlerde corona nedeniyle Cumhurbaşkanlığının yapmış olduğu toplantıda DİSK'in, KESK'in, Birleşik Kamu İş Konfederasyonunun çağrılmaması da doğru değildir. Ayrıca, bu toplantıda olması gereken birinci kuruluş Türk Tabipler Birliği, ikinci kuruluş Türk Eczacılar Birliği, üçüncü kuruluş Türkiye Veteriner Hekimleri Birliğidir. Bunların hiçbiri çağrılmamıştır. Kendi yandaş vakıf ve dernekleri çağrılmıştır. Bu yasaya karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Teşekkür ederim.