KOMİSYON KONUŞMASI

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Öncelikle Sayın Başkan çok teşekkür ediyorum.

Bu alışkanlığı devam ettirmek lazım, bilgilendirme toplantıları üyelerimiz açısından hakikaten oldukça önemli. Sayın Başkana da sunumları için teşekkür ediyorum. Tartışmayı ortak akılla geleceğe taşımak hepimizin görevi çünkü bu, Türkiye'nin sorunu. Eğitim sorununda işi siyasallaştırmadan yürütmek gerçekten temel bir görev fakat siyasallaştırmayacağız derken tek bir siyasal yaklaşımı öne çıkararak yapmak da doğru değil. Bu açıdan, Sayın Başkanın sunumu gerçekten kapsamlı bir sunum ve önemli. Üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum, YÖK'ün içinde bulunduğu durum ve "Buradan hep birlikte nasıl çıkarız?" Özellikle de vurguyu liyakate bağlaması gerçekten çok önemli.

Bir de profesörlük unvanını aldıktan sonra el ense yatma -böyle derler halk arasında- pozisyonu da gerçekten çözülmesi gerekir bir pozisyon.

Sanırım önümüzdeki günlerde YÖK'ün hazırladığı ya da YÖK'ün önerisi ve ihtiyaçları doğrultusunda bu sunum, arkasından yasal değişiklikler teklifiyle Komisyonumuza gelecek. Bu geldiğinde ayrıntılı tartışırız. Sayın Vekilim konuya girdi kısmen, özellikle "Vakıf üniversitelerinin özel üniversiteler meselesine dönmesi konusu tartışılmalı." dedi, elbette tartışılmalı. Vakıf üniversitelerine bir çekidüzen vermek gerekiyor ama özel okullarda yaşadığımız dramla özel üniversiteyi tartışmanın gündemine sokmamakta fayda var.

Sözleşmeli öğretim üyeleri fikriyatı tartışılıyor sık sık. Buradan uzak durulmalı çünkü öğretmenlerde sözleşmeli öğretmenler eğitimin kangren noktasına gelmesine neden oldu. Bu konu dikkate alınmalı.

En çok gördüğümüz tablo da uluslararası boyutta bizim üniversitelerimizin yarışır olabilmesi için akademisyenlerin uluslararası deneyime sahip olması lazım ama hepimiz de biliyoruz ki bu vize problemi bunun önünde ciddi bir engel. Bunun için de akademisyenlere, öğretim üyelerine yeşil pasaport verilmesi konusunu tartışmalı bu Komisyon, buna dikkat etmeliyiz.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Yeşil pasaport var yalnız.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Yok o.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Belli bir dereceye düşmesi gerekiyor.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - YÖK Başkanımızın sunumunda vardı, 50/d'yle ilgili iyileştirme çalışmaları bizi mutlu etti. Öğretim üyelerinin de bu konuda ciddi sıkıntıları var.

Bir de toplumda "barış akademisyenleri" diye adlandırılan, Anayasa Mahkemesinin de vermiş olduğu karara rağmen... OHAL Komisyonuyla görüştüğüm için burada bir kez daha Sayın Başkana da hatırlatmak isterim: OHAL Komisyonu YÖK'e sorumluluğu atıyor. Ben sorumluluğun YÖK'te olmadığını biliyorum. OHAL Komisyonunun bu konuda Anayasa Mahkemesi kararını bir an önce uygulamaya sokması lazım. Ama YÖK de OHAL Komisyonu karar verdikten sonra üniversite değişikliği yerine... Çünkü bunlar Anayasa Mahkemesi tarafından da aklandıkları için bunların kendi üniversitelerine verilme konusunda bir çalışma yürütülmesinde fayda var.

Hocam, eğer gerçekten üniversitelerin önündeki tıkanmayı çözeceksek hızla teknoloji liselerinin kurulmasını sağlamamız lazım. Eğer biz organize sanayi bölgelerinde iki yıllık teknik meslek yüksekokulları kuruluyorsa -teknik meslek yüksekokullarını besleyecek olan teknoloji liseleridir- önce teknoloji liselerinin organize sanayi bölgelerinde yaygınlaştırılması lazım. Teknoloji liselerinde nitelikli eleman yetiştirmeye başlarsak ve onların da liseyi bitirdiğinde iş sahibi olma olanaklarının önü de açılacağı için köylerdeki gençlerimiz yeniden üretime katılacaktır, o köy boşalmalarının da önüne geçilecektir. Bence bu konuları önümüzdeki süreç içerisinde çok ciddi tartışacağız.

Orhan Hocam, 28 Şubatın Türkiye'ye getirdiği sıkıntılar var, bunu kabul etmek lazım ancak şu tablonun sorumlusu 28 Şubat değil çünkü -on sekiz yıl içerisinde siz Bakan Yardımcılığı da yaptınız- 28 Şubat sürecinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen bir türlü matematikte, Türkçede sorun çözülemedi, nedeni belli. Eğer siz televizyonda yayın olarak silah ile kitabı yasak ele geçirildi diye koyarsanız kitap okumaktan insanlar ürker. Bizim gençliğimizde 12 Eylül darbesi olduktan sonra rahmetli annem babam okuduğum kitapların hepsini silahla birlikte gömmüş, daha sonra ben çıktığımda kitapların hepsinin çürüdüğünü gördüm. Toplumdaki bu kaygıyı yenmek lazım. Okuduğunu anlamayan bir nesil yetişiyor. Bunun önüne geçmek için de okullardaki olmayan kütüphaneleri hızla yaygınlaştırmak lazım.

Hakikaten, dediğiniz gibi, hangi şairin şiirini okuyacaksa okusun, hangi romancının kitabını okuyacaksa okusun ama mutlaka okusun, okuduğunu anlasın diyorum.

Son olarak şunu söyleyeyim: Sanırım dün bir toplantı yaptınız, corona virüsü konusunda. Sağlık Bakanlığının yürüttüğü çok ciddi bir çalışması var. Millî Eğitim Bakanlığı, bu çalışma konusunda Sağlık Bakanlığıyla bir ilişki içerisinde, bir çalışma da yürütüyor ama fiilen, icraata geçme konusunda her zaman olduğu gibi biraz geç kalabiliriz. Yükseköğretim Kurulunun bu konuda dün yaptığınız toplantısı var. Önümüzdeki günlerde sizin alacağınız tutumlar, davranışlar ve yönlendirmelerle bu belanın da üstesinden geleceğiz ama bu konuda da açık ve sorumluluk da üstlenerek hızla işin üzerine giden bir çalışma yürütürsek iyi olur diye düşünüyorum. Biz, bu konuda üzerimize düşen hangi sorumluluk varsa bu sorumlulukları üstlenmeye hazırız. Biz özellikle Komisyon üyelerimizle, Komisyon üyesi olan, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olan arkadaşlarımızla hazırladığımız ortak metni bir politik metin olarak zaten düşünmedik. Sayın Başkanımız da sağ olsun, Millî Eğitim Bakanının yaptığı çalışmayı da bizlere dağıttı. El birliğiyle Türkiye'yi bu beladan kurtarırız diyorum.

Eğer izniniz olursa, yanlış değerlendirmezseniz, toplantıyı önemsediğimiz için... Bugün, bizim son parti meclisi toplantımız var, kurultaya gidiyoruz. Sibel Hanım, Lale Hanım ve ben ayrılmak zorundayız. Bizi bağışlarsanız sevinirim. Arkadaşlarımız kalacak.