KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz öncelikle.

Sayın Başkan, konuşmama geçmeden önce küçük bir uyarı yapmak istiyorum naçizane ve özellikle sizin duymanızı rica ediyorum. Burada zaman zaman çalışma koşullarımızdan şikâyet ediyoruz ama içeride, özellikle Bakanlık bürokratlarımızın oturduğu kısımda hava kalmamış durumda çalışma alanını vesaireyi geçiyorum ki diğer başka bakanlıklardaki arkadaşlardan da şikâyet gelmişti. Misafir ediyoruz Bakanlık personelimizi burada buna uygun bir ortam yaratmak da boynumuzun borcu diye düşünüyorum, bu hatırlatmayı yapmakla başlamak istiyorum.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyorum.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Bakan, şimdi bütçemize geldiğimizde toplumsal cinsiyet eşitliğiyle başlamak istiyorum ben bu, özellikle tu kaka ilan edilen; Akit gibi, Yeni Şafak gibi Orta Çağ özlemiyle yanıp tutuşan arkadaşlarımız var biliyorsunuz ve bunlar kafayı takmış durumda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına. Nasıl tanımlıyorlar bu kavramları? Mesela "Sapkınlık aşılama projesi" diyorlar "aileyi tahrip etme projesi" diyorlar "eşcinsel sapıklarla iş tutma projesi" diyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ne oluyor ya? Yeni Şafak mı devreye girdi!

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Yani iş "sapıklarla iş tutma projesi"ne kadar indirgendi. Hepimizin kadınlar olarak -ki şu anda sadece CHP'li kadınlar olarak da konuşmuyorum ben, AKP'li kadın arkadaşlarımızın da bu konuda ne kadar yoğun mücadele verdiğini zamanında bilen biri olarak konuşuyorum- toplumsal cinsiyet eşitliği kavramımızdan vazgeçmemizi istiyorlar, bunu cinsiyete odaklamak istiyorlar, kadın-erkek üzerinden yürütmek istiyorlar her şeyi... Oysaki bilmedikleri bir şey var, toplumsal cinsiyet eşitliği dediğimiz şey rollerden ibarettir, toplumun bize biçtiği rollerden ibarettir ve kadından da sorumlu bir Bakan olarak bunun çok iyi farkında olduğunuzu bilerek konuşuyorum ve bu saldırılarla hem MEB'teki hem YÖK'teki programlarımız kaldırıldı ki büyük bir şaşaayla açıklamıştık AB uyum yolunda biliyorsunuz. Bu saldırılar, dediğim gibi sadece kadın hakları savunucularına yönelik değil AKP milletvekillerine ve hatta AKP Genel Başkanının kızının yönetimde olduğu kadın derneğine kadar uzanmış durumda ama dediğim gibi, hazır bütçede yeri gelmişken söylemem lazım ki biz kadınlara yönelik bu saldırıların tamamına siper olacağız gerek sokakta gerek Mecliste bunların bu çağdışı, gerici uygulamalarına karşı elimizden gelen her şeyi yapacağız ve sizden de bunları bu açıklıkla duyma beklentimiz var çünkü İstanbul Sözleşmesi'ne saldırıyorlar Sayın Bakan, nafaka hakkına saldırıyorlar. "Erken evlilik mağdurları" diye bir şey çıkarttılar; çocuk evliliklerini meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Yapmaya çalıştıkları şey çok basit aslında, kız çocuklarıyla erken yaşta evlenmek istiyor bu arkadaşlar, kadının sırtından sopayı eksik etmeyen anlayış ilelebet devam etsin istiyor bu arkadaşlar, kadının ekonomik bir bağımlılığı olmasın, ilelebet kocasına muhtaç kalsın, ne yaparsa yapsın boşanamasın istiyorlar. Biz de diyoruz ki "Yemiyoruz, yemeyeceğiz; ne gerekiyorsa bu alanda mücadele edeceğiz." Kadından sorumlu bir Bakanlık olarak da gerek sizden gerek bürokratlarınızdan bu konuda net bir şekilde taraf olmanızı istiyoruz. Biliyorum, hepimiz siyaset yapıyoruz, denge bulmaya çalıştığımız zamanlar oluyor ama bu, denge bulmaya çalıştığımız alanlardan biri değil; bu, yüzyıllardır kadınların verdiği özgürlük mücadelesinin bir parçası ve Aile Bakanlığı burada çok net bir şekilde taraf olmakla mükellef.

İşsizliğe geçeceğim kadınlarla ilgili, müsaadenizle. Kadın işsizliği, yani kadına dönük ekonomik şiddet aslında bunun adı, sadece kadın işsizliği diye geçiştiremeyiz sanıyorum. Bu konuda da şöyle bir eleştirim olacak: Bakın, Bakanlığınızın merkez teşkilatının yüzde 62'si hâlâ erkek çalışanlardan oluşuyor, belki bunu bir parça dengelersek kadın politikalarıyla ilgili de daha verimli sonuçlar alabiliriz Bakanlığımızdan diye düşünüyorum. Çünkü şu anda Türkiye'deki her 100 kadın arkadaşımızdan 41'i işsiz ve 20 milyon kadın. 40 milyon kadın olduğunu tahmin ediyoruz Türkiye'de, bunların 20 milyonu çalışma hayatının dışında ne yazık ki ve "28 milyon çalışan var." diyor TÜİK verileri Türkiye'de, bunların 20 milyonu da yine erkek.

Gençlere geçeceğim; az önce bir AKP vekili arkadaşım çünkü genç işsizliğinden bahsederken "giderildiğini" söyledi keşke bundan genç işsiz arkadaşlarımızın da haberi olsa çünkü 20-25 yaş arası gençlerimizden 4 milyon 318 bin kişi şu anda ne okulda ne işte, 1 milyon 276 üniversite mezunu genç arkadaşımız şu anda işsiz. O yüzden gençlere yönelik "işsizlik yok." gibi cümleler kurmadan evvel biraz düşünmek lazım. Mesela "İşsizlikten bunaldım." diyerek kendini asan Saffet'i düşünmek lazım, atanamayan 21 yaşındaki Kevser'i ya da aylık 300 lira teklif nedeniyle canına kıyan 25 yaşındaki Ceyda'yı biraz düşünmek lazım.

Genç işsizliği buradan canımızı yakarken çocuk işçiliği de yükselen sayılarıyla canımızı yakıyor benzer şekilde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, lütfen tamamlayalım.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bir iki dakika rica ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayalım.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Tamamlayacağım.

Bakın, 2019'un sadece ilk beş ayında 26 çocuk kaybetmişiz biz çocuk işçiliğiyle ilgili sıkıntılarda, bunların 9'u 14 yaş altında. "81 ilde kurduğumuz çocuk işçiliğiyle mücadele birimleri var." diyorsunuz, çocuk işçiliğiyle ilgili ulusal programımız hepimizin malumu.

İlgimi çeken bir şey oldu projeleriniz arasında "Ekranla değil, akranla büyüsün." diyorsunuz ama Sayın Bakan, ben yine Çocuk Oyuncular Yönetmeliği'ne geleceğim. Yine az önce bir vekil arkadaşım söyledi "Kültür, sanat alanında çalışan çocuklarla ilgili düzenleme yaptık." diye. Bu yapılan düzenlemenin tarihi 2015; açın yasayı bakın lütfen, biz 2015 yılında o dizilerde, televizyonlarda bayılarak izlediğimiz çocuklar için bir kanun değişikliği yaptık, aradan beş sene geçti, beş senedir yönetmelik bekliyoruz. Çalışma Genel Müdürümüz burada mı bilmiyorum, yıllarca çalıştık, kapınıza geldim gittim; bir vatandaş ya da derneklerden duymuş biri olarak konuşmuyorum, size tebliğ edilen, beş yıldır önünüzde duran Çocuk Oyuncular Yönetmeliği'ni kaleme alan insanlardan biri olarak söylüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Lütfen son cümlenizi alalım.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Son iki cümle.

Bu şekilde bunu dile getiriyorum ve gerçekten önünüzde hazır, ne bir birim kurmanıza gerek var... Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek istiyorsanız size beş yıl önce teslim ettiğimiz yönetmeliğin artık lütfen imzalanmasını ve ekran başında bayılarak izlediğimiz çocukların korunmasını talep ediyoruz. Hiçbir çocuk gözümüzün önünde, bu kadar siyasinin gözü önünde günde on beş yirmi saat çalışmaya mahkûm edilemez diyorum.

Çocuk Oyuncular Yönetmeliği'ni bekliyorum, Çocuk Oyuncular Yönetmeliği'ni bekliyorum, Çocuk Oyuncular Yönetmeliği'ni bekliyorum.