KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Başkan.

Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri, sevgili bürokratlar, basınımızın değerli emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bugün Muğlalı genç bir kardeşimiz Güleda Cankel ne yazık ki bir kadın cinayetine kurban gitti. Sayın Bakan, özellikle Bakanlığınızı ilgilendirdiği için vurgulamak istiyorum, Türkiye'deki kadın cinayetlerinin geldiği nokta iyice araştırılmalı ve bunun önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını özellikle rica ediyorum. Ölen kız kardeşimize rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Bakan, bildiğiniz üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Temmuz 2018'de birleştirilerek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına dönüştü. Elimizde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına dair 2018 Sayıştay raporunun temel argümanı var. Bu bakanlıkların birleştirilmesini de Sayıştay merkeze alıyor, diyor ki mesela, bir iki bulgu paylaşmak istiyorum: "İki Bakanlığın, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısında birleştirilme süreci mevzuata uygun yapılmadığı gibi, Sayıştaya verilmesi gereken hesapların da usulünce verilmediği görülmüştür." Bir başka önemli bulgu da "Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kullandığı Avrupa Birliği fonlarını ve ulusal katkı tutarlarını muhasebe sistemine usulünce kaydetmediği belirtiliyor. Oysa biliyorsunuz, AB Fonları kamu kaynağıdır. Bu konuda sizden bir açıklama rica ediyoruz.

Diğer bir bulgu: Sayıştay "Hem sosyal yardım ödemelerinin hak sahiplerine ödenmesi konusunda mevzuata uyulmadığı hem de sosyal ekonomik destek ödemelerinde kayıtlarda gösterilen tutarlar ile ödeme tutarları arasında uyumsuzluk tespit edilmiştir." diyor. Ne kadarlık? Yaklaşık 1 milyar 128 milyon 700 bin TL dolayında.

Yine sosyal hizmetler alanında önemli bir bulgu da Sağlık Bakanlığı tarafından verilen Engelli Sağlık Kurulu Raporu olmayan, ağır engelli sayılamayacak kişilere evde bakım ödemesi yapılması, yine raporu olmayan ve engel oranı yüzde 40'ın altında olan kişiler için engelli aylığı ve 18 yaşından küçük engelli yakını aylığı ödemesi yapılmasına Sayıştay vurgu yapıyor. Bu konularda sizlerden açıklama bekliyoruz.

Sayın Bakan, ülkemizde yaşanmakta olan emek cehenneminin maalesef ki bir numaralı müsebbiplerinden birisi de sizin Bakanlığınız. Maliye Bakanı Albayrak 2019 yılında 2,5 milyon istihdamı hayata geçireceklerini söylemişti fakat 2019 yılı için yaratılan istihdam rakamı 463 binde kaldı. Merak ediyoruz Sayın Bakan, siz Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak bu sözün arkasını aradınız mı? "Verilen sözler neden tutulmadı, hangi gelişmeler çerçevesinde bu rakamlar 2,5 milyondan beşte 1'i seviyesine indi?" diye sordunuz mu?

İş bulma umudunu kaybettiği için iş aramayan, bu nedenle de işsiz sayılmayan, ancak iş bulsa bile hemen çalışabilecek durumda olan 2 milyon 322 bin kişi de dâhil edildiğinde gerçek işsiz sayısı 6 milyon 972 bine, gerçek işsizlik oranı da yüzde 19,6'ya çıktı Sayın Bakan.

Kriz, toplumu işsiz güçsüz, gelirsiz bırakmakta, diğer taraftan da yıllarını, aile ve ülkenin kaynaklarını gelecekte topluma fayda sağlamak için eğitime harcamış gençlerimizin geleceklerini, umutlarını yok etmektedir. Her 4 gençten 1'i işsiz Sayın Bakan, kayıt dışı çalışanların oranı da yüzde 36.

İşsizlik böyleyken çare olarak sunulan İşsizlik Fonu'na gelelim. 8 Kasımda bir televizyon programında izledim Sayın Bakan sizi. Orada diyorsunuz ki: "İşsizlik Fonu işverenlerin ve işçilerin ortak fonudur." Oysa bu işin doğrusu şudur: Bu fon, işçiler için oluşturulan bir fondur.

İşverenler de bu fona işçiler adına pay yatırmaktadırlar. Yine, açıklamanızda, bu fondan işverenlerimiz ve -altını çizerek söylüyorum- gerektiğinde işçilerin de yararlandığını söylüyorsunuz. Yani işçilere bu İşsizlik Fonu'yla ilgili bakış açınızı aslında ortaya koyuyorsunuz. Hayır Sayın Bakan, bu fon işçilerin hakkı, ama sizin uygulamalarınızla sermayeye maalesef kaynak olmaktadır. Fonun acilen işsizlere dönük olarak çalıştırılması gerekmektedir. Yoksa iktidar yaşanan yoksulluğun ve intiharların baş sorumlusu olarak kalmaya devam edecektir.

Sayın Bakan, asgari ücretli sayısı da 9 milyon olmuştur ve asgari ücret Türkiye'deki en büyük toplu iş sözleşmesi hâline gelmiştir. Asgari ücret kimseye yetmemektedir, "yetiyor" diyen doğru söylemiyordur. Açlık sınırının altındaki asgari ücretin kime yetmesi beklenmektedir? Hem yetmemektedir hem de ücretli çalışanlar üzerinde ağır bir vergi yükü bulunmaktadır Sayın Bakan, gelir vergisinin çoğunu da ücretliler ödemektedir.

İşçiler üzerindeki vergi baskısı, özellikle vergi dilimlerinden ve tarifelerinden kaynaklanmaktadır. Vergi dilimleri acilen hakkaniyetle düzenlenmeli, asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. İşveren beyanname veriyor, gelirinden masraflarını düşüyor ve bu sene kazandığının vergisini bir sonraki yıl ödüyor. İşçiden ise her ay peşin alınıyor. İşçiye hiç vergi affı ve yapılandırma da yapılmıyor.

Asgari ücretli üç aylık net maaşını kısaca devlete vergi olarak vermektedir. Aslında işçiye verilen ücret zammı, sosyal güvenlik primi ve gelir vergisiyle birlikte, harcamalardaki dolaylı vergilerle yine devlete dönmektedir.

Sayın Bakan, işçilerimizin sorunlarından biri de esnek ve güvencesiz çalışmadır. İstisnasız tüm sendikalar esnek ve güvencesiz çalışmaya itiraz ediyor ama tüm itirazlara rağmen bu yasaları geçirdiniz ve standart istihdam biçimini parça parça ettiniz.

Nedir esnek ve güvencesiz çalışma? İş sürecinin parçalara ayrılması, maliyetinin azaltılması için taşeronlara bölünmesi, süreli sözleşmelerle yürütülmesidir. İş bitti mi işçileri kapıya koyan bu sistem, örgütlenmenin önündeki engellerden olduğu gibi, geleceksizlik sorununun da ana nedenidir. Yarınına güvenmeyen işçilerin bu hâlinden siz ve iktidarınız sorumlusunuz Sayın Bakan.

Esnek çalışmanın ve iş organizasyonundaki değişimin çalışma saatlerini artırdığı, gece çalışma, vardiyalı çalışma, hafta sonu çalışma, esnek düzenlemeler ve uyumlu çalışma konusunda değişiklikler getirdiği bilinmektedir. Sosyal korumanın doğru dürüst olmadığı bir yapıda kuralsızlaşma, çalışanları daha da yoksullaştırmaktadır.

2020 Programı'nda, Sayın Bakan, kamu istihdamındaki esneklik neden yer almıyor? Yoksa bu iş halledildi mi, bunu hangi usulle yaptınız? Bizi bilgilendirir misiniz bu konuda? Esnek çalışmayla ilgili yeni bir çalışma yaptığınız doğru mudur?

Sayın Bakan, 2020 Programı'nın iddiasına göre, 2019'da işçinin, memurun ve asgari ücretlinin satın alma gücünün yükseldiğini görüyoruz. 2019'da yapılan bu zamlara rağmen alım gücü nasıl yükselmiştir Sayın Bakan? Ama nasıl olduğunu bizler söyleyelim size: TÜİK'i emir komuta zinciri içinde yönettiğiniz, verileri emir komuta içinde aldığınız için bu oranlar bu şekilde çıkmaktadır.

Sayın Bakan, taşeron işçilere kadro konusu olağanüstü hâl döneminde, 24 Aralık 2017 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak torba kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 744.342 kamu taşeron işçisi merkezî ve yerel yönetimlerde kadroya alınmış, yaklaşık 275 bin işçi kadrosuz bırakılmıştır. Hükûmet bu 275 bin kişiyi söz konusu kararnamenin kapsamı dışında bırakmıştır. Bu taşeron işçilerin de kadroya alınması doğal bir haktır.

Ayrıca, hâlihazırda kadroya alınmış işçilere özlük hakları açısından Anayasa'ya aykırı olacak bir şekilde ayrımcılık yapılmaktadır. Ücret artışları, sendikal hakları, toplu pazarlık hakları kısıtlanmış durumdadır. Kamuda ikinci sınıf bir işçi grubu yaratılmıştır. Bu sorunun da çözümü zaruridir.

Sayın Bakan, 2020 bütçesi emeğin kazanılmış haklarına açık bir saldırıdır. Krizin faturası da emek kesimlerine çıkarılmaktadır. Evet, doğru duydunuz, Türkiye ekonomik kriz içerisindedir ve biz bu krizi emekçilerin karşı karşıya olduğu sorunlardan çok net şekilde görüyoruz.

Çalışma hayatının hukuksuz ve güvencesiz hâle getirilmesi kabul edilemez. Bireysel emek sistemi düzenlemesi, kıdem tazminatının fona devri, EYT'liler sorunu, bunlar hep bu ülkede ülke ekonomisini kriz içinde yönetirken sermayeyi koruyup en aşağıdakini, emekçi kesimlerimizi ezme hamleleridir. Krizin yükünü de işçilere yıkıyorsunuz.

Ülkede işsizlik arttığı gibi "işsiz kalacağım" düşüncesi de katmerlenmiştir. Geleceksizlik büyük bir sorun olduğu kadar, işçilerin intiharı da büyük bir sorun hâline gelmiştir. Bunları RTÜK yasaklarıyla engelleyemezsiniz. Sorunun üzerine mutlaka gidilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Girgin, lütfen tamamlar mısınız.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Başkan.

Bakın, Sayın Bakan, tekrar ediyorum; karşımızda Bakanlığınızın bir numaralı müsebbibi olduğu bir emek cehennemi var. Bununla hesaplaşmaktan kaçamazsınız. Bu kapsamda sizlere sormak istiyorum Sayın Bakan: Ekonomik ve Sosyal Konseyi kaç yıldır niçin toplamıyorsunuz? Tarafları niçin dinlemiyorsunuz?

Neydi Ekonomik ve Sosyal Konseyin amacı? Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında, toplumsal uzlaşma ve iş birliği sağlamak. 2009'da son kez toplanmıştır. Ondan sonra toplumsal uzlaşma ve iş birliğine ihtiyaç duymuyor musunuz Sayın Bakan?

İşçiler, çalışma şartlarını, ekonomik ve sosyal durumlarını iyileştirme taleplerinin karşılanmaması durumunda, uyuşmazlığa düştükleri konuları kabul ettirmek için bir mücadele aracı olarak grev hakkını kullanmaktadırlar Sayın Bakan. Grev işçiler için her zaman son çare olmuştur. Grev hakkı, işçilerin büyük mücadeleler sonunda elde ettiği bir haktır. Onayladığımız uluslararası sözleşmeler ile Anayasa'mızda da güvence altına alınmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Girgin, ek süreniz de bitti. Lütfen tamamlayın.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son olarak, Başkanım, tamamlayacağım. Birkaç sorum vardı ama onu daha sonra sorabilirim.

BAŞKAN - Soru-cevapta sorabilirsiniz.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son cümlem, tamamlıyorum.

Sayın Bakan, burası son zamanlarda da Sayın Cumhurbaşkanının ifadelerinden sonra çok önemli olmaya başladı. EYT sorunu, Sayın Bakan, bu ülkenin kalbine uzanan bir sorundur. Bir maliyet değil anlayış sorunudur. "Maliyet sorunudur." diyen yalan söyler.

EYT mağdurları Sayın Bakan, yeni bir hak istemiyor, gasbedilen haklarını iadesini istiyorlar. Bugün Türkiye'de kaç EYT mağduru vardır? EYT'nin maliyeti ne kadardır? Bu maliyet sarayın kaç günlük harcamasına eşittir?

Teşekkür ediyorum. Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.