KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, basınımızın temsilcileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, Dünya Turizm Örgütünün 2020 yılında dünya turizm gelirinin 2 trilyon dolar olacağına ilişkin tahmininin de etkisiyle her ülke bu büyük pastadan pay alma veya aldıkları payı büyütme mücadelesine etkin bir şekilde girmiştir. Bu durum göz önüne alındığında şüphesiz ki dünyanın en güzel coğrafyasında yer alan Türkiye'de turizm gelirlerini arttırmak ve âdeta bacasız bir fabrika olan turizmden en büyük payı alma çabasında da olmalıyız. Şimdi sizlere bu noktada bazı tespitler sunmak istiyorum.

Sayın Bakan, 2015 yılından günümüze, ülkemiz turizm gelirleri önemli ölçüde azalmıştır. Üstelik bu azalma, gelen ziyaretçi sayısının 46 milyonu geçtiği 2018 yılında da devam etmiştir. 2015 yılında 41 milyon ziyaretçi girişi neticesinde 31,5 milyar dolar turizm geliri elde edilirken 2018 yılında 46 milyon ziyaretçiye karşılık ancak 29,5 milyar dolar turizm geliri elde edilebilmiştir.

Türk lirasında 2018 yılında meydana gelen değer kaybı elbette bu gelişmeyi etkileyen nedenlerden birisi olmuştur. Ancak Türk lirasının değerine ilişkin olumsuz gelişmelerin nispeten kısıtlı olduğu yıllarda da turist başına ortalama harcama rakamında gerileme kaydedilmektedir. 2003 yılında turist başına ortalama harcama rakamı 850 dolar iken bu rakam 2018 yılında 647 dolara kadar gerilemiştir. Bu belirgin düşüş, turizm sektörümüzün performans kaybının ve ülke genelindeki kötü yönetimin açık bir göstergesidir.

Gelen turist sayısına baktığımızda, 2018'de gelen turist sayısında son yılların en yüksek değerine ulaşılmış. 2019'da da benzer biçimde seyrediyor bu. Turizm gelirlerine baktığımızda, 2018'de elde edilen gelir, 2012 seviyesinde kalmış. 2019'un da aynı şekilde tamamlanacağı tahmin ediliyor. Yani gelirlerin artırılması için mutlaka tedbirlerin alınması gerekiyor.

Turist başına gelire gelince; 2013 ve 2014 hariç, turist başına harcama değeri her yıl gerilemektedir. Bu tutarın artırılması için Bakanlığın tedbirler almaya çalıştığı ama sonuç alınamadığı da görülmektedir.

Turizmde dünyadaki yerimiz ve sebepleri: Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan 2019 Seyahat ve Turizm Rekabet Endeksi'ne göre ülkemiz 140 ülke arasında 43'üncü sırada yer almaktadır. Bu ortalamada iyi gibi görünen değerin oluşmasına katkı sağlayan olumlu faktörler, altyapıda 38'inci sıra, doğal ve kültürel kaynaklar 27, turizme verilen öncelik 39, hava ulaşım altyapısı 20, turizm hizmet altyapısı 37'nci sıra ve ortalamanın altına inmemizi engelleyen fiyatlar rekabetidir.

Yıllardır yapılan maliyetli yatırımlara ve ucuz fiyatlarımıza rağmen, bizi sıralamada aşağı iten faktörler ise iş ortamında 71'inci sıradayız, güvenlikte 125, sağlık ve hijyende 65, insan kaynaklarında 97, bilgi teknolojilerinde 71 ve çevresel sürdürülebilirlikte de 126'ncı sıradayız. Bu sıralamalar, sadece turizm ile ilgili sorunlarımızın değil, dış politika, adalet, güvenlik, özgürlükler ve çevre gibi temel konularda son yıllarda yaratılan kötü tablonun da bir yansımasıdır.

İç turizme geldiğimizde turizm sektörüyle ilgili en temel sorunlardan birisi de yerli turiste uygulanan fahiş fiyatlardır. Vatandaşlarımızın da yurt dışından gelen turistler gibi iyi bir tatile makul fiyatlarla erişiminin sağlanması iktidarın bir görevidir. Birçok vatandaşın Yunanistan'da tatil yapmayı daha kolay ve ucuz buluyor olması karşısında Bakanlığın bazı tedbirler alması mutlaka gerekmektedir. Geçmişte bu yönde bazı girişimlerde bulunulduğu, ancak düzenlemenin tamamlanmadığı bilinmektedir.

Sayın Bakan, bilindiği gibi konaklama vergilerinin genel olarak uygulama gerekçesi, bir kente gelen turistlerin o kentin park, bahçe, yol, çöp toplama, itfaiye hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında bunun bedelini ödemelerine dayanmaktadır. Yeni getirilen yasayla konaklama hizmeti verilen yerlerden konaklama vergisi alınacak fakat gelir ne yazık ki yerelde bu yükü çeken belediyelere değil, merkezî bütçeye aktarılacaktır. Bu çerçevede konaklama vergisi sektör temsilcilerinden acilen görüş alınmalı, bu düzenlemedeki oranlar adil olmalı, ayrıca dünya ölçeklerinde ve örneklerinde olduğu gibi bu verginin geliri mutlaka hizmet veren belediyelere bırakılmalıdır.

Sayın Bakan, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında iç turizmi ölçme sistemi oluşturulacağı belirtiliyor. Buna göre, Bakanlığın yerli turistin nereye gittiğini, hangi oteli tercih ettiğini takip edeceği belirtiliyor. Böyle bir sisteme neden ihtiyaç duyulmuştur? Vatandaşın nereye, ne zaman gittiğini, hangi oteli tercih ettiğini cep telefonu şirketlerinden istemenin özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve Anayasa'ya aykırı bir düzenleme olacağı açık değil midir?

Sayın Bakan, Bakanlığımızın çok değerli bürokratları buradalar; onlar mutlaka turizmin gelişmesi için gerekenleri yapacaklardır, turizmden en iyi payı alacak bir sistemi kurmak için çalışacaklardır. Ancak bu noktada, ben de size, bir ülkenin turizmi hangi şartlarda gelişmez, ondan bahsetmek istiyorum: Kendi iç barışını sağlayamamış bir ülkede turizm gelişmez; hukuku, adaleti kendi içerisinde yerleştirememiş, gelir eşitsizliğine çözüm bulamamış bir ülkede turizm gelişmez; ülkenin siyasilerinin, kendilerine oy vermeyenleri "terörist" ilan ettiği bir ülkede turizm gelişmez; demokrasisini oturtamamış, onlarca gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkede turizm gelişmez; dış politikada yüzünü "sıfır sorun" ilkesinden "sırf sorun" politikalarına dönen ülkelerde turizm gelişmez.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu: Yetkililer, konuştuğunda sürekli artan turist sayılarından bahsetmektedir. Her şeyin, değerinin altında verildiği; üç kuruşa bir hafta, sınırsız şekilde, en ucuza yenilen, içilen, eğlenilen bir ülkede, evet, turist sayısı artar ama arkadaşlar, unutmayın ki o ülkede turizmin getirisi ve kalitesi düşer. Yani birçok ülkeden turist çekiyorsunuz fakat sizden daha az turist sayısına sahip ülkeler daha büyük gelir elde ediyor; böyle bir turizm sadece pastadan pay almak değil, karın tokluğuna ter akıtmaktır.

Açıkça söylüyoruz, bunları kabul edelim: Gerek turizm master planlarımızın eksikliği gerekse yetersizliği noktasında ülke olarak gerçekten çok yol alamadık, turizmi on iki aya da yayamadık. Tabiri caizse turizmi "her şey dâhil" ameleliğinden kurtaramadınız Sayın Bakan. Turizm vizyonunuzu deniz turizminden öteye taşıyamadınız. Turizmin üstünden yük almak, turizmciye yol göstermek, destek olmak yerine, artan vergilerle turizmciye ek yükler bindirdiniz.

Bakınız, Muğla ilimizin nüfusu yaz aylarında 5 milyona yaklaşıyor Sayın Bakan. Sadece Türkiye'den değil, dünyanın her yerinden milyonlarca insan Muğla'ya geliyor. Koskoca devlet tüm yükü Büyükşehir Belediyemize yüklemiş, "1 milyonluk bütçeyle 5 milyon insana hizmet et." diyor.

Bir diğer konu, Sayın Bakan, bir Bakanlığımız -Çevre ve Şehircilik Bakanlığında da dile getirdik- MUÇEV diye Muğla'da bir şirket kurmuş, özel bir şirket. Bu şirket, yasa gereği, Büyükşehre verilmesi gereken bir sürü kıyı, tesis ve alana konmuş; elde ettiği gelir muazzam fakat Muğla'nın gelirini alıyor ve ne kadarını Muğla'ya harcıyor ne bilen var ne söyleyen, belli değil.

Sayın Bakan, yine Muğla'yla ilgili bir konuyu aktarmak istiyorum: Gökova. Gökova, Kaptan Cousteau'nun "yeryüzü cenneti" diye tarif ettiği bir yerdir. 1945'te bir grup yazarçizerin başlattığı ve yıllar içerisinde turizm sektöründe rakipsiz bir destinasyona dönüşen "Mavi Yolculuk", bölgenin ve Türkiye'nin hayran olunan bir marka değeridir. Her yıl, çoğunluğu yöre işi binlerce yat ve guletler Gökova'nın cennet koylarında on binlerce turist dolaştırır. Yat turizminin getirisi yüksektir; bu bakımdan, otel konaklamalı turizm, yat turizmiyle kıyaslanamaz.

Yat turizmi, marinalarıyla, tersaneler ve çekek yerleriyle, tedarikçileriyle, kaliteli

hizmet personeliyle bölgedeki on binlerce ailenin de ekmek kapısıdır. Yat turizmi, bu özellikleriyle, sezonluk değil; yılda on iki ay hizmet üreten ve ekonomi yaratan bir sektördür. Böylesine önemli destinasyonun olmazsa olmazı ise temiz ve yapılaşmaya açılmamış, bakir koylardır. İktidarın, Gökova'yı betona boğması, yalnızca böylesine değerli bir turizm destinasyonunu yok etmekle kalmayacak, yüz yıllarca telafi edilemeyecek doğa katliamını da peşinde getirecektir. Muğla, tarihî değerleriyle, doğal güzellikleriyle, kültürel zenginlikleriyle bir hazine. Gelin, Gökova'ya bir hançer de siz sokmayın Sayın Bakan.

Sayın Bakan, biraz da ülkemizi derinden etkileyen İngiliz Thomas Cook şirketinin iflası ve Türkiye'ye etkileri hakkında önerilerimizi aktarmak istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - İki dakika verirseniz, birkaç önerim olacak.

(Oturum Başkanlığına Başkan Lütfi Elvan geçti)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız efendim.

Buyurun.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tabii.

Birincisi: Thomas Cook şirketinin tasfiye sürecini yakından takip ederek Türkiye'de alacaklı turizm işletmelerini bilgilendirmek, işletmelerin karşılaşmaları muhtemel mali ve hukuki sorunlar konusunda çözüm üretmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde süratle bir koordinasyon ve danışma merkezi kurulmalıdır.

Thomas Cook şirketiyle çalışan işletmelerin bulunduğu İstanbul, Antalya, Aydın, Muğla, İzmir ve ilgili diğer illerin Kültür ve Turizm İl Müdürlüklerinde mahallî ticaret odaları ve sektörle koordineli çalışarak konuya ilişkin süreçte gerekli bilgilendirmeleri yapmak ve alacaklı işletmelere yardımcı olmak üzere irtibat birimleri oluşturulmalıdır. 7183 sayılı Kanun'a eklenecek geçici bir maddeyle, Thomas Cook şirketinden olan alacakları tahsil edilinceye kadar ya da en azından bir yıl süreyle turizm payından muaf tutulmaları sağlanmalıdır; bunun için, 7183 sayılı Kanun'da süratle değişikliğe gidilmelidir.

7183 sayılı Kanun'la kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, kanunun 4/d-1 maddesi kapsamında, turizmin ülke ekonomisindeki payının artırılması amacıyla turizm işletmelerine destek ve kaynak sağlayabilmektedir. Ajansın faaliyetlerinin finansmanında kullanılmak üzere ihdas edilen turizm payı, kasım ayında ödenmeye başlayacaktır; bu kapsamda, fondan Thomas Cook mağduru işletmelere destek sağlanarak rahatlatılmaları uygun olacaktır. Fonun bu konuda henüz yeterli bir kaynağı olmayabileceğinden, bankalardan kredi alınabilir. Fon, bu işletmelere sağlayacağı desteğin bir bölümünü hibe olarak vermelidir.

Bir diğeri: Sektöre bir yıl ödemesiz, üç yıl vadeli ve düşük faizli olarak banka kredisi sağlanmalıdır; teminat problemi Kredi Garanti Fonu ve ajans üzerinden çözülmelidir.

Gelecekte yaşanması muhtemel benzer olaylar nedeniyle turizm işletmelerinin zor durumda kalmasını önlemek amacıyla, işletmelere herhangi bir prim yükü getirmemek kaydıyla, ajansın kaynakları kullanılmak suretiyle turizm sektörü alacak sigorta sistemi kurulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son bir şey kaldı Başkanım, müsaade ederseniz...

BAŞKAN - Lütfen efendim, lütfen...

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son olarak, iflastan turizm sektörünün en az şekilde etkilenmesinin sağlanması amacıyla, Thomas Cook'un tasfiyesi nedeniyle boşalacak kapasitenin doldurulması için Kültür ve Turizm Bakanlığınca yurt içi operatörü ve hava yolları ile başta İngiltere olmak üzere turist potansiyeli bulunan tüm ülkelerin önde gelen tur operatörleri ve hava yolu şirketleri nezdinde girişimlerde bulunulmalıdır.

Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum, teşekkür ediyorum.