| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/278 ) ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277) ve Sayıştay tezkereleri a)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü c)Gençlik ve Spor Bakanlığı ç) Spor Genel Müdürlüğü d) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu e)Spor Toto Teşkilat Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 11 .11.2019 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan, sevgili bürokratlar, basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de çevre ve doğa ne yazık ki havadan, sudan, karadan kuşatılmış, âdeta dört bir yandan rant politikalarına kurban edilmektedir. Kaz Dağları'nda yaşanan kıyım, İstanbul'da gerçekleşen rant politikaları sonrası İstanbul'a yapıldığı itiraf edilen ihanet, Artvin Cerattepe'de yapılan katliam, Yırca'da katledilen binlerce zeytin ağacı, Mersin Taşucu'na nükleer santral adı altında koyulan saatli bomba, Bodrum Pina'da yakılan, sonra imara açılmayacak diye bakanlarımızca sözler verilip, yerlerine 5 yıldızlı oteller yapılan araziler bunlardan bazı örneklerdir.
Başlıklar hâlinde ele alırsak: Türkiye'de hava kirliliği ürkütücü boyutlardadır Sayın Bakan. Türkiye'de hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısı yılda yaklaşık 30 bin seviyelerine çıktı. Türkiye'nin havası, Avrupa Birliği ortalamasına göre en az yüzde 33 daha kirli hâle geldi. 2018 yılında, 81 ilden 45'inde yıllık ortalama ulusal sınır değerler aşıldı. 81 ilde 219 istasyonun yüzde 38'i güvenli veri sağlamıyor.
Sayın Bakan, ben bölgesinde 3 tane termik santral bulunan bir milletvekili olarak konuşuyorum. Bildiğiniz üzere, termik santrallerde, üretim esnasında kükürtdiosit, azot oksit, karbonmonoksit, kül arsenik, kurşun, civa, gibi ağır toksik metaller ve asılı tanecikler açığa çıkar. Tüm bunlar, solunum sistemi kanserlerine, akciğer hastalıklarına, astım ve bronşitlere, gebelerde çocuğa geçerek düşük doğumlara sebebiyet verebilir. Ayrıca, oluşan asit yağmurları toprağın PH'ını düşürür ve tarım ürünlerini de kirletir. Ortada böyle bir realite var iken şimdi diyorsunuz ki: "İki yıl daha biz, bu santrallere izin veriyoruz. O bölgede yaşayan insanlarımız, iki yıl daha bu zehri solumaya devam etsinler; iki yıl daha çevreyi kirletmeye devam etsinler." Bu nasıl iştir Sayın Bakan? Kendi insanının sağlığını hiçe sayan bir devlet olabilir mi? Bu yasa tasarısını, santraller çevresinde yaşayan insanlara nasıl anlatabileceksiniz? "Elektrik üretimi sizin sağlığınızdan daha önemli." mi diyeceksiniz? Bunun izah edilebilir bir yanı var mı? Size termik santral bölgelerinde yaşayan tüm insanlarımız adına soruyorum Sayın Bakan: Siz kendi ailenize, çoluk çocuğunuza bu zehirleri solutur musunuz? Siz, ailenizin bu bölgelerde yaşamasını ister misiniz? Cevabınız "Hayır."sa bu tasarıyı bir daha gündeme gelmemek üzere geri çekin lütfen. Hiç kimsenin, ailesinin ya da çocuğunun sağlığı sizinkinden daha az önemli değildir. Lütfen, biraz daha insan odaklı düşünelim.
Diğer yandan, Yatağan, Milas ve tüm santrallerin olduğu bölgelerde hava ölçümleri düzenli yapılıp sonuçların anlık duyurulması sağlanmalıdır. Bu konuda hassasiyet bekliyoruz.
Bir diğer başlık: Orman alanlarında büyük kayıplar vardır Sayın Bakan. 2001-2017 yılları arasında Türkiye, 425 bin hektar ağaç örtüsünü kaybetti; bu rakam, 2000 yılındaki toplam ağaç örtüsüne göre yüzde 4,2'Iik bir düşüş demek. Orman Kanunu'nda son on altı yılda 17 kez değişiklik yapılırken bu değişikliklerin pek çoğu "kamu yararı" adı altında, orman alanlarında maden, turizm, enerji yatırımlarına izin veren düzenlemeler oldu.
Türkiye'de 2017 yılı sonunda, AKP döneminde yangınlarda zarar gören ormanlık alan 119 bin hektara ulaştı. Öte yandan, Muğla'da doğal sit alanlarının derecelerinin düşürülmesi aynı bir matruşka bebek misali; yani ormanlık alanların yakılıp kesilmesi, yok edilmesi, Karabağlar Yaylası gibi doğal sit alanlarının bile maden aramalarına açılması ve vahşi turizm ile yapılaşmaya açılması da büyük bebeğin içinden çıkan küçük matruşkalar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kentler betonlaştı, yeşil alanlar yok edildi Sayın Bakan. Yapı ruhsat izinleri AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında 36 milyon metrekare iken bu rakam 2014 yılında 220 milyonun üzerine çıktı, 2017 yılında ise 280 milyon metrekare seviyelerine yükseldi. AKP'nin on yedi yılda kentlerde arkasında bıraktığı bilanço, 2 milyar 350 milyon metrekarenin betona dönüşmesi oldu.
HES'Ier nedeniyle derelerimiz yok oldu Sayın Bakan. Kuyucuk, Eber, Meke gibi göllerimiz tamamen kurudu; pek çok gölümüzde ciddi su kayıpları yaşandı. 2016 verilerine göre 158 yüzey suyumuzun 116 tanesi içme suyu standartlarında değil.
Çevresel etki değerlendirme süreçleri de AKP döneminde tümüyle işlevsiz kaldı. 1993 yılından bu yana 60.694 proje için "ÇED Gerekli Değildir", 5.288 proje içinse "ÇED Olumlu" kararı verildi. Bu kararlara karşı yirmi beş yılda verilen "ÇED Olumsuz" kararı ise sadece 53. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, 2018 yılında 400'den fazla proje için "ÇED Olumlu" kararı verilirken sadece 4 projeye "ÇED Olumsuz" kararı verildi; binlerce projede ise yine çevresel etki değerIendirmeye gerek duyulmadı.
"Sıfır Atık" diyerek yola çıktınız ancak ülkemizi, dünyanın çöplüğü hâline getirdiniz. 2018'de Türkiye'deki ithal plastik atık miktarının yaklaşık 440 bin tona ulaştığı tahmin ediliyor; bu oran, 2004 yılına göre 2 kata yakın bir artış anlamına geliyor. Öte yandan, yılda 5 milyon tona ulaştığını söyleyen Çevre Mühendisleri Odasının verilerine göre, tehlikeli atıkların Bakanlık tarafından "beyan" üzerinden 1 milyon 400 bin tonunun kayıt altına alınabildiği, geri kalanının ise kayıt altına alınmaması
nedeniyle nerede olduğu bilinmemektedir. Bu konuda son durum nedir?
Plastik atığı azaltmak amacıyla bir taraftan marketlerdeki poşeti paralı hâle getirirken diğer yandan plastik atık ithalatının katlanarak artması hakkında ne düşünüyorsunuz Sayın Bakan?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2020 bütçesi 2 milyar 827 milyon. Poşetten, Bakanlığın bütçesinin yaklaşık 2,5 katı oranında bir gelir vergisi elde edileceği öngörülüyor. Şu ana kadar ne kadar poşet parası toplanmıştır ve bu paralarla çevreye yönelik ne yatırım yapılmıştır? Deprem parası yol oldu, poşet parası ne oldu Sayın Bakan?
AKP'nin on yedi yıllık çevre bilançosu, hava kirliliği, orman talanı ve beton kentlerdir. AKP, artık ders niteliğinde yaşanan onlarca olaydan ders çıkarmalı, rant ve talan politikalarına son vermelidir. İstanbul şehrinin sokaklarından Muğla'nın denizlerine, kıyılarına; Karadeniz'in ormanlarından Kaz Dağları'na AKP elini milletin ortak değerlerinden çekmeli; yüzünü ranta değil, yeniden halka ve doğaya dönmelidir.
Bir de benim gerçekten merak ettiğim bir şey var Sayın Bakan, biraz önce de konuşuldu: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ne demek? Yani, Türkiye peyzaj işleri ya da park ve bahçeler müdürlüğü mü? Veyahut da başka ülkelerde çevre sorunlarının sadece şehircilikle birlikte ele alındığı bir uygulama var mıdır?
Sayın Bakan, Muğla il sınırları içerisinde bulunan, Anayasa'nın amir hükmüne göre kamu yararına binaen hüküm ve tasarrufunun Muğla Büyükşehir Belediyesine ait olması gereken ve Sayıştayın 2018 raporlarında "Kıyılarda kamu yararının sağlanmasını teminen kıyı şeritlerinin Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmesi gerektiği düşünülmektedir." şeklinde raporlanan 14 adet kıyısal alan, hiçbir yasal ve nesnel gerekçe olmadan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından MUÇEV isimli şirkete kiralanmıştır. Muğla ili kıyılarında bulunan ve kamu elinde bulunması gereken günübirlik alanlar ve iskeleler hangi mevzuat hükmüne dayanılarak bir sermaye şirketine devredilmiştir? Anayasa'nın 127'nci maddesi uyarınca, kamu tüzel kişiliği niteliğindeki mahalli idareler yerine kamu otoritesini kullanma yetkisine sahip olmayan, özel hukuk kişisi niteliğindeki MUÇEV Turizm Limited Şirketine devir konusunda ısrar edilmesinin sebebi nedir? MUÇEV'in, kurulduğundan bu yana elde ettiği gelir toplamı ne kadardır? Gelirinin tamamını Muğla'dan sağlayan MUÇEV bu gelirin ne kadarını Muğla için harcamıştır?
Sayın Bakan, daha önce sizinle telefonla da görüştük; Fethiye Körfezi'nin temizlenmesi yönünde çalışmalar hangi aşamadadır? Daha önce yaptığımız görüşmede, Körfez'in temizlenmesi yönündeki sözünüzü, sizin de bilginiz dâhilinde, kamuoyuyla paylaşmıştık. Fethiyeli hemşehrilerimiz de, en kısa zamanda ödeneğin çıkartılarak, Körfez'in temizlenmesini beklemektedir.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri; son olarak, mimar ve mühendislerimizle ilgili üç noktaya değinmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Girgin, lütfen tamamlayın. Ek bir dakika süre veriyorum.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
1 Mart 2019 tarihinde revize edilerek, ülke genelinde tek bir İmar Yönetmeliği uygulanması; İzmir'den Iğdır'a, İstanbul'dan Adana'ya kadar bütün illeri, tek katlı yapıdan gökdelenlere kadar bütün yapıları, sosyolojik anlamda farklılık gösteren apartman hayatı ile müstakil hayatı aynı kefeye koyan bir anlayışla hazırlanmış olan İmar Yönetmeliği mevcut ihtiyaçlara cevap vermemekte; mimar ve mühendislerin, mesleki hizmetlerini vermelerinde sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?
BAŞKAN - Sayın Girgin, mikrofonda bir sorun var.
Tamam, sesiniz yüksek, tamamlayın.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - İki, imar barışı süreci ile mimar ve mühendislerin projeleri sonucu oluşturulan inşaatlarda, projesine uygun olmadan yapılan tüm uygulamaların yasal hâle getirilmesi ile mimar ve mühendislerin tüm müelliflik ve mesleki sorumluluk hakları ellerinden almıştır. Bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Üç, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda inşaat ve bina yapım maliyetleri hızla artmakta ancak mesleki hizmet bedelleri aynı kalmaktadır. Bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Bütçeniz hayırlı, uğurlu olsun diyor, saygılar sunuyorum.