KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli hazırun, hepinize saygılarımı sunarım.

Şimdi öncelikle tabii, Meclisin denetim yetkisinin gerçekten işlevsel kılınması son derece önemli. 16 Nisan referandumundan sonra ülkemize dayatılan bu yeni rejim yüzünden maalesef Meclisimizin denetim yetkisi son derece azaltılmıştır. Bilindiği gibi sözlü soru sorulabilme olanağı kaldırılmıştır ve buna gerekçe olarak da "Merak etmeyin yazılı soru önergeleri çok daha hızlı ve etkili cevaplandırılacak." denmiştir. Nitekim bugün aynı biçimde CİMER'le ilgili bir tartışmada -çünkü benim adım da geçmiş- milletvekillerinin CİMER'den de bilgi talep ettikleri bir tartışma konusu hâline gelmiş.

BAŞKAN - Çok affedersiniz Sayın Emir.

Sayın Başkan, sizin Emecan'a sormuş olduğunuz milletvekilimiz.

MURAT EMİR (Ankara) - Evet.

TBMM BAŞKANI VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Biliyorum, biliyorum ama bir tartışma olmadı ki. Milletvekili Emine Hanım dile getirdi, tartışma olmadı.

MURAT EMİR (Ankara) - Yok, yok yani ben bir düzeltme için zaten şey yapmadım.

Şöyle: Ben bir milletvekili olarak bütün soru önergelerimi aynı zamanda CİMER'e de soruyorum ve bilinmesini isterim ki maalesef CİMER'den çok daha doyurucu ve sayı olarak da daha fazla cevap alıyoruz. Yani burada takdir edilmesi gereken CİMER değil, eleştirilmesi gereken Meclis Başkanlığının ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu konudaki duyarsızlığıdır. Meclis, kamu adına, millet adına denetim yapar ve neredeyse bizim Anayasa'mızdan ve İç Tüzük'ümüzden aldığımız son denetim yoludur, kullanabileceğimiz neredeyse tek denetim yoludur.

Bakınız, ben bir soru önergesi verdim, bu soru önergesinin altında da Sayın Bilgiç'in imzası var, sayıları sizinle paylaşmak isterim: 27'nci dönemde ilk yasama yılında sorulan soru önergesi 13.488, süresi içerisinde cevaplanan 815, süresi geçtikten sonra cevaplanan 4.399, hiç cevaplanmayan ise 7.439. Bu, Meclisimiz açısından üzerinde durulması gereken ve üzüntü duyulması gereken bir rakamsal düzeydir.

Şimdi, ikinci nokta: Cevapların çoğu ilgisiz, soruyu karşılamayan ve cevaplamış olmak için yapılan cevaplar maalesef bunu da bu Komisyonunuzun dikkatine sunmak isterim.

Bir diğer nokta değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanıyla ilgili sorular. Cumhurbaşkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili, sarayla ilgili sorularımız maalesef cevaplanmıyor ve bize gerekçe olarak da İç Tüzük 96'ya sığınılıyor ve deniyor ki: Cumhurbaşkanıyla ilişkili sorular sorulamaz. Oysa, Cumhurbaşkanı artık yürütmenin içindedir, başındadır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı devlet mekanizmasının dışında olmadığına göre, Cumhurbaşkanının iş ve işlemleri, Cumhurbaşkanlığının kendisi de soru önergelerine konu olmak durumundadır, bu denetime kendisini tabi tutmak durumundadır. Başka türlü idarenin her türlü iş ve işlemleriyle hukuki denetime tabi olacağını gerektiren hukuk devleti ilkesi aşınmış sayılır, yok edilmiş, çiğnenmiş sayılır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığıyla ilgili, özellikle sarayla ilgili sorularımızın cevaplanmadığını da belirtmek isterim.

Kısaca değinmek istediğim son nokta da değerli arkadaşlar, Sayıştayla ilgili. Bakınız, Sayıştay bir denetim yapıyor, denetimi hangi kalitede yaptığı konusunda doğrusu ciddi bir fikir sahibi değiliz. Çünkü bir fikir sahibi olabilmemiz için elimizde gerekli veriler söz konusu değil. Bir örnek vereyim size, daha geçen hafta 2012 Kültür Bakanlığı Sayıştay raporunu bir nedenle inceleme ihtiyacı duydum. KİT Komisyonunda, Plan ve Bütçe Komisyonunda kaç sayfa biliyor musunuz? 7 sayfa. Koskoca Sayıştayın 2012 Kültür Bakanlığı denetim raporu 7 sayfa. 7 sayfayı Meclisle paylaşmış, gerisini kendisine saklamış. Eğer bu raporların ne olduğu, sonuçlarının ne olduğu, ilgililere ne yapıldığı bilinmeyecekse, muhalefet partileri bunu takip edemeyecekse, bu raporlar bu denetimler niye yapılır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, toparlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum.

Bir örnekle sözlerime son veriyorum Sayın Başkan, çok kısa.

Bakınız, 2014 yılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Sayıştay denetim raporunda diyor ki: Hiç gerek yokken 2 belediye şirketi birbiri üzerinden hukuki takibat başlatmış ve gereksiz yere vergi ve avukatlık ücreti ödemiştir. Ankara Adliyesinin önünden geçen herkes, bu avukatın kimin olduğunu bilir aslında. Aynı şekilde, bu 2015 raporunda da oluyor.

Şimdi, ben bir Ankara Milletvekili olarak bu avukata ne yapıldığını, bu ilgililere ne yapıldığını, hiçbir şekilde öğrenemiyorum. O hâlde, eğer bunlar bizden gizlenecekse, bunlar bir özel bilgi sayılacaksa, bunun sonuçlarında neler yapıldığını, takibatının ne şekilde sonuçlandığını biz bilemeyeceksek, millet adına soramayacaksak, bu denetimleri niye yapıyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.