KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, sevgili vekil arkadaşlarım, kamu kurum ve kuruluşlarının bürokratları, değerli vekillerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 2020 yılı merkezî yönetim bütçesini okuyunca şaşırdım. Bütçe ile iki gün önce yayınlanan 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı arasında bir tutarlılık olmadığını gördük. TÜİK rakamları ile OECD rakamları çelişmektedir. Yani, kısacası, kafayı kuma koymuşuz, her şeyi saklıyoruz.

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri eğitim, sağlık ve diğeri de gıda sorunudur. Mutfakta yangın olduğunu hepimiz biliyoruz. Sebze meyve fiyatları OECD ülkelerinin aksine artmakta; Türkiye'de çok yüksek bir gıda enflasyonu yaşanmaktadır.

TÜİK rakamlarına baktığımız zaman, ekim ayında yüzde 8,55 enflasyon varken pazarda, mutfakta ise yangın olduğunu hep beraber görüyoruz. OECD rakamlarına baktığımızda da gıda enflasyonunun yüzde 31,9 olduğunu görüyoruz; bu rakam OECD ortalamasının tam 14 katı altında. Yani, Türkiye OECD ülkeleri içerisinde gıda zammı yaşayan bir ülke.

Yine, bugün bu Sabah gazetesinde Dilek Güngör Hanımefendi'nin yazısına baktığımızda diyor ki: "Altı aydan iki yıla kadar... Eğer ekonomiyle, parayla ilgili haber yaparsanız, konuşursanız yandınız." Yani, şaşırdık kaldık. O zaman bizim artık planı ve bütçeyi de yapmamıza gerek kalmadı, ekonomiyle ilgili konuşmamıza gerek kalmıyor. Demek ki altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hazırlıklı olalım arkadaşlar.

Şimdi, diğer bir konu da: Cumhurbaşkanlığının yıllık programına baktığımızda "Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarında tarımın ağırlıklarının azalması beklenmektedir." diyor. Tarım sektöründe yüzde 1,9 büyümeden bahsediliyor ama merkezî yönetim bütçesine baktığımızda, tarım bütçesinin 2021'de 2020'ye göre yüzde 4,1 azaldığını görüyoruz. 2020 için ayrılan başlangıç ödeneğinin 40 milyar lira olduğunu görüyoruz ama 2021'e baktığımız zaman da 38 milyar gibi bir rakama geliyor. Yani, 2021 yılına geldiğimizde tarımı iyice küçültüyoruz. Ama 2022'ye baktığımızda da bir büyüme görüyoruz. Ya, dalga mı geçiyoruz acaba biz? Nüfusumuz artıyor, gıda güvenliği var ama biz tarımla oynuyoruz.

Yine, geldiğimiz noktada, hem 2020 hem 2021 hem 2022 yıllarına baktığımızda Cumhurbaşkanlığı bütçesinde, Diyanet bütçesinde devamlı artış var; kısılmayan tek bütçe Diyanet ve Cumhurbaşkanlığı bütçesi. Tarım bütçesine baktığımız zaman, 2021'de azalırken Cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde 11,8 artıyor. Arkadaşlar, bizim burada artırmamız gereken Tarım bütçesi; Cumhurbaşkanlığının savurgan bütçesi değil. Yine, bakınız, Tarım bütçesi eksiye giderken Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 2021'den 2020'ye göre artış oranı yüzde 11,2; Tarım ise aşağı düşüyor. Yani, kısacası, siz tarımı da gözden çıkarmışsınız, herkesi gözden çıkarmışsınız; sadece sarayı düşünüyorsunuz.

Gene aynı şekilde, Diyanet bütçesi yüzde 10,3 artıyor 2020'de. Ya, arkadaşlar, Diyanet bu kadar önemli, biliyoruz ama o Diyanetteki imamların da yiyeceği ekmeği, gıdayı üretecek olan çiftçiler de önemli bizim için. Yani, Diyanet bütçesini artıracaksınız, Tarım bütçesini düşüreceksiniz; burada bir çelişki var.

Yine, baktığımız zaman, girdi fiyatları açısından çiftçiyi sübvanse edecek gerçek bir tarımsal destekleme modelinin olmadığını görüyoruz. Bakınız, seçim öncesi, ocak ayında süt primini 10 kuruştan 25 kuruşa çıkardınız yani çiftçiye şirin gözükecektiniz. 31 Mart seçimlerinde tabii ki beklediğiniz tablo oluşmayınca mayıs ayından itibaren, 25 kuruş olarak belirlemiş olduğunuz prim desteğini... Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, hiçbir zaman oyun bittikten sonra kural konulmaz, sonuç bitmiş. 25 kuruş açıklamışsınız, bugün itibarıyla mayıs ayındaki prim desteğini 10 kuruştan ödüyorsunuz. Yazıklar olsun diyorum çünkü geriye doğru dönülmez. Cumhuriyet tarihinin en büyük yanlışının içerisindesiniz AKP iktidarı.

Gene, bakınız, tarımsal desteklemelere geliyoruz. Hâlâ daha siz 2018, 2017...

Bakınız, lütfen, süt prim desteğini nereden ödediğinize bakınız. İlk defa cumhuriyet tarihinde siz yaptınız, ilki başardınız. Ayrıca, bu ödemediğiniz...

SALİH CORA (Trabzon) - İlk kez destek verildi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Cora, lütfen, lütfen...

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Cumhuriyet tarihinin en büyük desteğini veriyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) - En büyük desteği veriyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Arkadaşlar, ben konuşayım, siz de ondan sonra.

Sayın Başkan...

BAŞKAN - Neyse, arkadaşlar, size söz vereceğim ben.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - "2020 yılındaki merkezî yönetim bütçesinden tarımsal desteklere 21 milyar 969 lira ayrılmış." diyorsunuz. Yeni tarımsal destekleme modeline baktığımız zaman "Üretim artışı sağlanacak." diyorsunuz ama Sayıştay raporlarına bakıyorsunuz ki tarımsal desteklerin etki analizlerini yapmadınız, paranın nereye gittiğinden haberiniz dahi yok ve bununla ilgili de bir yapıyı daha kuramamışsınız, etki analizi yapısını daha kuramamışsınız.

Yine, bakınız, söz verilen 10.551 ziraat mühendisi, gıda mühendisi, veteriner... Hatta dün daha yeni Su Ürünleri Kanunu'nu çıkarttık. 15 bin su ürünleri mühendisinin ataması yok arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, ilave süre vereceğim size, lütfen tamamlayınız.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum.

Sayıştay raporlarında yine kaybolan aşılar var, aşılar; yani, hepimizin parası.

Yine, Adana, Balıkesir, Denizli, İstanbul, Kastamonu, Kütahya, Samsun, Siirt, Trabzon, Şırnak'ta 368.761 doz aşı zayi olmuş; neden? Soğuk zincirini oluşturmadığınız için arkadaşlar. Ve bu konuda sorumlu kimse bilemiyoruz.

Yine, bakınız, et güvenliğine geliyoruz. Sayıştay raporundaki ülkeye girmesi yasak olan Şarole, Brangus ve Aubrac ırklarını ithal ediyorsunuz; yani, gıda güvenliğini yok sayıyorsunuz. Yine, Sayıştay raporlarına baktığımız zaman, ülkeye giriş yasağı olan hayvanları getirerek yaklaşık olarak 115 milyar lira tazminat ödemişiz çiftçiye. Ama bu işte yirmi bir günlük karantina olmasına rağmen, karantina süresi bitmeden hayvanları ülkeye sokarak... Ve bu ithalatı yapan da TİGEM. Ben merak ediyorum, TİGEM'e bu sorular acaba soruldu mu, hesaplar soruldu mu? İthalatı yapılıp o hayvanların öldüğünü görüyoruz. Yani, hepimizin parasını yok ediyoruz arkadaşlar.

Yine, bakınız, genç çiftçi projesine geliyoruz. Genç çiftçi projesinin mantığı belli, "Akrabalardan mal alınmaz." diyor. Ama genç çiftçi projesinde hile var hile, hülle var; bu hülleyi görmediniz, hesap sormadınız. Lütfen, yetimin hakkını arayın.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayalım efendim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

Çiftçi borcuna geliyoruz. En çok avunduğunuz 2002 yılında 2 milyon 588 bin kayıtlı çiftçi varken bankalara borcu 2,5 milyar; şimdi geliyoruz, 2 milyon 103 bine düşmüş çiftçi sayısı ama her çiftçinin bankalara borcu 48.548 olmuş, her çiftçinin. Yani, geldiğiniz süreç içerisinde çiftçinin borcunu tam tamına 48,5 kat artırmışsınız arkadaşlar. Yazıktır, günahtır üreticimize. Üretici sayısı düşerken çiftçi borcu artmış.

Ha bir de Sayın Cumhurbaşkanımızın övündüğü bir şey vardı, Ergene Havzası. Veysel Eroğlu diyordu ki... Şafak harekâtı yaptık, 2018 yılında Ergene'de balık tutacaktık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Evet, lütfen bitirin.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - 2019 sonunda balık tutacaktık ama ne balığı? Şu anda hâlâ kadmiyum, siyanür akıyor. Ergene -Trakya'da- kanser ölümlerinde -Tekirdağ ilim- ülkede 5'inci sırada arkadaşlar. Bakınız, bırakın balığı; zehir soluyoruz, zehir. Ve 3 milyar 240 milyon lira para heba oldu. Ben merak ediyorum: 2019 da bitti, acaba temizlenmeyen o Ergene'yle ilgili kimden hesap soracağız?

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.