KOMİSYON KONUŞMASI

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Teşekkür ederim.

Şunu belirtmek isterim: Kanun madde 34 "Kamu kuruluşlarında görevli veteriner hekim, Hükûmet, belediye veya sağlık merkezi tabiplerinden birine muayene..." Hükûmet tabibi nerede var? Şu anda hükûmet tabibi var mı ya?

İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Onlar görüşüldü.

BAŞKAN - Onlar konuşuldu.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Konuşulsun. Ben de konuşmak istiyorum yani siz karar veremezsiniz buna.

BAŞKAN - Biz konuşmadık zaten, sizin arkadaşlarınız konuştu.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Siz bir kere niyetinizi az önce belli ettiniz. Siyaset böyle bir şey değil, bakın.

BAŞKAN - Yani her seferinde söz veriyorum ama her seferinde bana sataşmak zorunda değilsiniz.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Siz sataşmaya cevap verirsiniz efendim.

BAŞKAN - Hayır, canım...

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bakın, siz de öyle şeyler söylüyorsunuz ki, 50 bin veteriner var, siz siyaset olarak yanlış yapıyorsunuz, 50 bin veterineri karşınıza alırsınız. Demirden korksaydık trene binmezdik.

BAŞKAN - Biraz sonra gelirsiniz ondan da özür dilersiniz.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ben özür dilemedim.

BAŞKAN - Hayır, demin yaptınız.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Hayır, ben özür dilemedim. Yanlış anlaşılmaya müsaade etmedim.

BAŞKAN - Ben size yol gösterdim.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Hayır, siz bize yol göstermiyorsunuz efendim. İfadelerinizde biraz bence dikkatli olun. 50 bin veteriner var, siz siyaseten yanlış yapıyorsunuz.

BAŞKAN - Ben sana sayı veriyorum.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bakın, bu bir tehdittir.

BAŞKAN - Tehdit değil.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Tehdittir.

BAŞKAN - Ben bir mesleği zorla bir yere sokmaya çalışırken...

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bir mesleği, su ürünleri mühendisliği mesleğini bu kadar ayaklar altına alamazsınız.

BAŞKAN - Kanun yapalım diyorum.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Kanun yapmıyorsunuz. "Hükûmet tabibi" diyoruz, onu diyoruz, 1971 yılında bu kanun yapıldığı zaman...

BAŞKAN - Bunu kabul ettiler arkadaşlar, siz daha "ret" diyorsunuz.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Kabul ettiler, tamam. Ya, ben bir konuşayım müsaade edin.

BAŞKAN - Konuşun.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - 1971 yılında su ürünleri mühendisi var mıydı?

BAŞKAN - Yoktu.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Kaç yılında su ürünleri mühendisi ortaya çıktı?

BAŞKAN - On beş, yirmi yıl...

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Şu anda kırk sekiz yıl geçmiş aradan, kırk yedi yıl geçmiş, biz kanuna "su ürünleri mühendisi" ibaresini yazmaya bile cesaret edemiyoruz. Edelim hadi gelin beraber, niye edemiyorsunuz? Sizi 50 bin veteriner tehdit mi ediyor?

BAŞKAN - Yirmi yıldır kanun yapamamışsınız, bakın.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Rica ediyorum, şimdi, bakın, az önce hocam diyor: "Su ürünleri fakültesinin dersleri bunlar." Böyle bir şey olamaz. Sinop Su Ürünleri Fakültesinin derslerinin içinde de balık hastalıkları var, balık biyolojisi var, su ürünlerinde kalite kontrol var, besin kimyası var, genel mikrobiyoloji var, genetik var, besin mikrobiyolojisi var. Yani bir su ürünleri mühendisi bir balığın bozuk olup olmadığına da karar veremeyecekse veteriner hekimler gelsinler o zaman bütün her şeyi yönetsinler ya. Ya burada Hükûmet tabibi, evet, var, kabul ettik yani hani dedik ya kabul etmişiz az önce, e su ürünleri mühendisinin bu kanunda yer almasını niye kabul etmemekte ısrar ediyorsunuz ben onu anlamıyorum. Diyoruz ki, bu kanunu burada geçiştirelim, su ürünleri yetki kanununu çıkaralım, ben destek vereceğim. Efendim, sizin dediğinizle olmuyor bu işler, talimatla oluyor. Talimat alırsanız, su ürünleri mühendislerine yetki kanunu çıkartırsınız, burada çıkarmaya çalıştığınız bir talimat gelirse de "Hayır efendim, ben vazgeçtim, özür dilerim." dersiniz. Bu komisyonlarda böyle iradeyi ortaya koyabilirse... Ben diyorum ki, eminim burada AK PARTİ grubundaki bütün arkadaşlar su ürünleri mühendislerinin bu kanunda yer almasını istiyorlar...

BAŞKAN - Korkuyorlar.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Korkuyorlar demiyorum ama bu kanun böyle geldiği için yanlış bir yere gidebileceğinden çekiniyorlar.

BAŞKAN - Herkesin yerine konuşmamanızı, kendi adınıza konuşmanızı tavsiye ediyorum.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ben kendi görüşlerimi ortaya sunuyorum, hiç kimsenin yerine değil. Bu kendi görüşümdür.

Av yasaklarının uygulandığı yerde avcılığın yoğun yapıldığı yerler... Şu anda yasaya göre kurumlarda çalışanları burada yetkilendiriyoruz. E su ürünleri mühendislerini de yetkilendirsek, istihdam sağlasak. Ondan sonra diyoruz ki su ürünleri fakültelerine öğrenci gelmiyor. Bir üniversitede su ürünleri fakültesine kontenjan açmıyoruz. Ya Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili diyoruz. Az önce Okan Hocam söyledi, bundan on yıl sonra mühendis ararsınız. Yapmayın. Yani bu kanunun bu kadar basitleştirilecek... Ben bu Komisyonun üyesi değilim ama Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili ve bu kanunun çok önemli olduğuna inandığım için buradayım. Sabaha kadar sürse de buradayım, üç gün sürse de buradayım.

BAŞKAN - Eyvallah.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ama bir telaş var, "Şu kanunu bir an önce geçirelim, hemen toplanalım..."

BAŞKAN - Öyle bir telaş yok. Sabahtan beridir konuşuyorsunuz kimin bir şey dediği var ya? Konuşun, bir hafta buradayız, sorun yok. Öyle bir telaş yok ya.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Var. "Bir ön önce geçirelim, şu işi bitirelim, hadi gidelim."

BAŞKAN - O sizin telaşınız.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ya Su Ürünleri Kanunu çok önemli bir kanun. Bunda tartışalım. Bakın, muhalefet partisinden dedikleri, konuştukları bu kanunu zedeleyecek değil, baştan söyledik. Baştan dedik ki bu kanun maddelerine destek verecek önergeler veriyoruz burada. Su Ürünleri Kanunu'nu geçirirken Adana Milletvekilimiz çekip buradan gidiyorsa bir sefer düşünün ya niye gittiğini. Bu kanunu yarın çıkardığınız zaman huzurlu mu olacaksınız? Eksikler var, söylüyorlar, söylüyoruz. Evet, eksik var, ben sizin gibi düşünüyorum, parmak kaldırmadım ama sonuç öyle değil ki. Siz de bizim gibi düşünüyorsunuz ama sonuç değişmiyor.

BAŞKAN - Demokrasi bu.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Demokrasi böyle ama demokrasi tartışma ve birbiriyle uzlaşma sanatıdır aynı zamanda, ayrılık sanatı değildir.

BAŞKAN - Konuşarak uzlaşmaya çalışıyoruz.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Hayır, burada uzlaşma ortamı yok, uzlaşma yok. Az önce vekillerimiz söyledi, burada konuşuluyor, şu anda bakın bizim konuşmalarımızdan rahatsız oluyorsunuz.

BAŞKAN - Niye rahatsız olalım? İki saattir dinliyoruz ya.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Mecbur olduğunuz için dinliyorsunuz. Yasa bizim konuşmalarımızı dinlemeyi mecbur kıldığı için dinliyorsunuz. Bu yasayı da değiştirip yakında Komisyonda milletvekillerinin de konuşması engellenebilir o zaman. Yani siz, bakın...

BAŞKAN - Bitirsin, vereceğim efendim.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bu su ürünleri mühendislerinden bu kadar korkmamak lazım. Bakın bunların hepsi bize yarın lazım olacak. Bir tane su ürünleri mühendisinin... Siz bize veterinerliğin nasıl bir şey olduğunu anlatıyorsunuz, Su Ürünleri Kanunu burada tartışılıyor, biz veterinerler su ürünleri mühendislerinden çok daha fazla ders alıyoruz, biz daha iyiyiz, biz veterinerler olarak ben su ürünleri mühendislerine ders veriyorum. Bir gün gelir bu su ürünleri mühendisleri de size ders verir o zaman.

BAŞKAN - Bilimde her şey olabilir.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bilimden bahsetmiyorum ben. Az önce tehdit ettiniz ya birilerini.

BAŞKAN - Şimdi siz mi beni tehdit ediyorsunuz?

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - 50 bin veteriner varsa, bilmiyorum kaç tane su ürünleri mühendisi var. Yani bu karşıya alma olayı değil. Arkadaşlar, ortaklaştırmamız lazım bazı şeyleri. Bakın, burada dekan hocalarım geldi, aynı şeyi söylüyor, dışarda diyorsunuz ki bir grup böyle düşünüyor, öbür grup öyle düşünmüyor, öbür grup bizim gibi düşünüyor. Siz zaten sizin gibi düşünenlerle bu işi yapmaya karar verdiğiniz için sorunlar ortaya çıkıyor. O zaman iki gün sonra da diyorsunuz ki "Ya, pardon, özür dileriz, yanlış yapmışız." Birçok konuda olduğu gibi. Buradaki insanlar boşa konuşmuyor. Türkiye'de Su Ürünleri Kanunu'yla ilgili yapıcı olmak için herkes burada. Sizin dediklerinizi... Bundan da rahatsız oluyorsunuz konuşurken efendim.

BAŞKAN - Yok, konuşun.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Oflayıp pufluyorsunuz yani konuşurken.

BAŞKAN - Ama sizin de konuşurken yüz ifadelerinizi... Bir aynaya bakmanızı tavsiye ediyorum. O kadar kindar ve o kadar kızgın ve her lafımıza bir cevap vermeye böyle hazır bir tavrınız var ki.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bakın, bu Mecliste bana "kindar" derseniz siz bir aynaya bakın derim, tamam mı?

BAŞKAN - Ben kendi gördüğümü söylüyorum. Siz konuşmanıza devam edin, ben dinliyorum.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ben kindar falan değilim. Lütfen rica ediyorum, bakın, bugün toplantıya başladık, toplantıya başladığımızda kindar olmadığım için unuttum, bir laf dediniz.

BAŞKAN - "Uyanıklık" dedim.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - "Uyanıklık" dediniz.

Toplantının sonunda "kindar" dediniz. Ya siz bir akademisyen olarak şu dilinizi bir kere yumuşatın lütfen, rica ediyorum.

BAŞKAN - Ben sizden özür diledim hiç hak etmemiş olmanıza rağmen,.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Ya lütfen, rica ediyorum, bakın, yapıcı olmaya çalışıyoruz, başka bir derdimiz yok. Ben Sinopluyum, Sinop'ta yaşıyorum, deniz kenarında yaşıyorum. Benim için ve Türkiye için, Türkiye'nin geleceği için en önemli kanundur Su Ürünleri Kanunu. Türkiye'nin en önemli sektörüdür tarım ve su ürünleri. Türkiye'nin geleceği buna bağlı. Bu kadar basitleştirip, bu kadar küçültmeyin yani. Yarın hepsi lazım olacak size. Başka bir derdimiz ne olabilir ki burada? Burada söyleyen arkadaşların başka ne derdi olabilir? Fayda sağlamaya çalışıyor. Hiç kimse burada politika yapmıyor. Burada sadece su ürünleri mühendislerinin bu kanunun içinde yer alması için çaba sarf ediyor. Karşımıza bir blok gibi durup da "Hayır efendim, su ürünleri mühendisleri olmaz, veteriner orada zaten var." derseniz olmuyor işte. Veteriner de olsun tabii, olmasın demiyoruz ki ama su ürünleri mühendislerinin de bu kanun içinde yer alması şart. Daha ne diyebiliriz ya.

Teşekkür ederim.