KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Önemli.

Bence de uzunca yıllardır bir tek parti iktidarının Türkiye'nin geldiği noktada aslında toplum yararına, kamu yararına, ülke yararına neler yaptığına dair de önemli bir maddedir değerli arkadaşlar.

Keyfî bir yönetimin, tek adam yönetiminin ülkeyi getirdiği...

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Tek parti derken, demokrasi sandıkta millettin seçtiği AK PARTİ on yedi yıldır. Tek partili dönem değil, demokrasi, çok partili süreç...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Ben size karışmıyorum, herhangi bir şey söylemiyorum.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Tek parti yok.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bir tek parti yönetiminin hegemonyasının bir ülkeyi getirdiği bir sonuçtur.

Arkadaşlar, bu ülkede özelleştirmeler yapıldı. TEKEL özelleştirildi, 260 milyon dolara bir yerli firmaya verildi. Sonra o firma, aradan bir süre geçti, 800 milyon dolara yabancı bir firmaya devretti. Aradan bir süre geçti, iki buçuk üç yıl kadar; 2,1 milyar dolara aynı TEKEL'i hem de bir kısmını dışarıda tutularak başka bir yabancı firmaya devretti. Bugün geldiğimiz nokta, özelleştirme güzelleştirme meselesi üzerinden 64 milyar dolarlık aşağı yukarı özelleştirme yapıldı. Yetmedi, arkadaşlar, kamu-özel iş birliği üzerinden bu ülkenin arsaları, bu ülkenin bütün gayrimenkulleri şirketlere verildi. O da yetmedi, bugün bizim, büyüklerimizin, çocuklarımızın, yarın torunlarımızın da aşağı yukarı hayatları boyunca borçlanacağı o uzun uzun, yirmi yıllık, otuz yıllık özelleştirmeler yapıldı. Deyim yerindeyse -kendilerinin söylediği şekliyle söylüyorum- hakikaten büyük projeler. Kamu yararı projeleri. Evet, Boğaziçi Köprüsü bir kamu yararı projesidir. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bir kamu yararı projesidir ama şu anda hiç yolcunun geçmediği, hiç uçağın kalkmadığı Zafer Havaalanı'nda, yolcu garantisi vererek şirkete para ödediğimizi herhâlde herkes biliyordur.

Bu ülke bu tür keyfî davranışlar, bu tür keyfî yaptırımlar, bu tür keyfî ve kuralı olmayan, yasaya, kanuna, kamu yararına bağlanmayan nedenler yüzünden bu hâle geldi değerli arkadaşlar. 68 milyonun 7 milyar civarında borcu varken 81 milyonun 500 milyarın üzerinde borcu var. 448 milyar dolar dış borç var ve değerli arkadaşlar, 148 milyar dolar bir avuç İngiliz lobisine para ödedik. Neden acaba? Zenginlikten herkes uçuyor galiba? Dağıtacak, İngiliz lobilerine verecek bol bol paramız olduğunu düşünüyoruz. Asgari ücretin 3 kat arttığını, millî gelirin 3 kat arttığını, gayrisafi millî hasılanın arttığını söylüyoruz 3 kat, 5 kat ama benim gariban çiftçimin borcunun 200 kat arttığını hiç söylemiyoruz mesela. Orta direk diye aldığınız, 10 bin dolar seviyesine kadar çıktığı düşünülen millî gelirin aslında 7 bin dolar seviyesine düştüğünü ama aslında bunun da ötesinde hakikaten toplumun yoksulluk ve fakirlikle uğraştığını söylemek zorundayız, görmek zorundayız.

Elbette, basın elinizde diye topluma güzellikleri sunabilirsiniz, hayalleri süsleyen, gece rüyalara giren muhteşem bir hayattan bahsedebilirsiniz. Eğer insanları durduğu yerde, oturduğu yerde, yaşamın içinde olduğu yerde hayata tutunduramazsanız elbette çoban bulamazsınız. Herkese televizyonlar üzerinden bir Brezilya dizisi satarsanız elbette köyde çalışacak insan bulamazsınız. Sosyal güvencesi yoksa, geleceğe umutsuz bakıyorsa elbette köylerde kimseyi tutamazsınız; kentlere insanları yığar, ülkenin en zengin müteahhidi TOKİ'yi rantçı müteahhitlerle birlikte memleketin kahramanı yapar, ülkeyi de inşaat sektörü üzerinden büyütüp düştüğünde de yerle bir olursunuz. Niye söylüyorum bunları? Bu tür önü açık, keyfiyete kalan yasalar üzerinden yapıyorsunuz arkadaşlar; yapıyoruz diyelim.

O yüzden, değerli arkadaşlar, bir kanun çıkarıyoruz -daha çok söyleyebilirim elbette- iyi gelen, tartışarak geldiğimiz bir toplantının buralara gelmesini aslında elbette istemezdik ama eğer gerçekten bu ülkenin gerçekleriyle yüzleşeceksek, on yedi yıl sonra Kamu İhale Kanunu değil de "Bizim zaten kanunlarımız var, altmış gün sonra cevap gelmemişse geçilmiş sayılır, başarılmış sayılır, artık ben gider projemi uygularım." anlamı taşıyorsa arkadaşlar, bu iş çok su götürür. Nedeni de, on yedi yıllık keyfî ihale işlemleridir, on yedi yıllık özelleştirmelerdir. On yedi yıldır memleketin neresinden bakarsanız bakın köyünden, işçisinden, esnafından, memurundan sadece 5 zengin müteahhit elde edip, bütün ülkenin projelerini onlara verip "Ben ve arkadaşlarım yararlansın." meselesi üzerinden yeni bir hikâye, yeni bir alan açarsınız diyorum.

Bu maddenin bu şekilde geçmesini ısrarla reddediyoruz, rahatsınız, itiraz ediyoruz, bilin ve tekrar bu duyarlılığı göstermeniz gerektiğini birkaç örnekle anlatmaya çalıştım Sayın Başkan.