KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi neyi konuşuyoruz? Savcının hızlı hareket edeceğini, hata yapacağını, mahkemenin hata yapacağını, Yargıtayın bu sürelere uymak adına hemen karar vereceğini... Yani bir sürü eleştiri geliyor bununla ilgili. Ama sayın hocama katılıyorum, temel sorun bizde mevzuat değil sadece, çok kolay tutuklama kararı verebiliyoruz. Yani uygulamanın içerisinden gelen bir milletvekili olarak söylüyorum, o kadar kolay tutuklama kararı veriyoruz ki olay bambaşka noktaya geliyor.

Bir sefer, 2005 öncesi, işte 100'üncü madde, 102'nci madde -siz yaptınız değişikliği- daha sonra yapılan değişiklikler yani tutuklamayı, tutuklama sürelerini sınırlandırmak için yapılan tüm düzenlemelere baktık, olumlu ama tutuklamalar daha da arttı, çok enteresan. Ne zaman bir düzenleme gelse evet, bunlar olumlu ama tutuklama daha da arttı. Biz hâkim ve savcılara, özellikle yargıçlara rücu yani tazminat yükümlülüğü getirmediğimiz sürece bunu çözemeyiz. Okumuyor dosyayı tutuklarken -sadece terör suçları için söylemiyorum, tüm suçlarda bu- okumuyor. Şartlı bir şekilde geliyor, tutukluyor. Tutukluyor, "Mahkeme bir karar versin." diyor ve o mahkeme de "İstinaf bir karar versin." diyor, istinaf "Yargıtay bir karar versin." diyor; olaylar bu noktaya geliyor. Çok ciddi bir sıkıntı.

İki: Tazminatlara bakıyoruz. Gerçekten, insanlar bir yıl, iki yıl, üç yıl tutuklu kalıyor. Bakın, ben tüm suçlarda söylüyorum, ayrım yapmıyorum. Ergenekon, Balyoz davalarında haklarıydı, askerler 1 milyon, 2 milyon, 3 milyon tazminat aldı. Bugün bir vatandaş on dört ay tutuklu kalıyor. Daha yeni başımıza geldi büroda. Asgari ücretten hesaplandı, işte 28 bin lira gibi bir tazminat, manevi tazminatı da o kadar verdi; yüksek mahkeme bozdu, "Hayır, fazla" dedi, manevi tazminatın yarısını verdi. Olmaz ki bu. Yani hâkimlere bu konuda bir müeyyide, bir yaptırım getirmediğimiz sürece bunun önüne geçemeyiz. Biz hep uzun tutukluluktan bahsediyoruz. Bakın, haksız, hukuksuz, gerçekten biraz düşünülse tutuklama kararı verilmeyebilir. Yurt dışı yasağı koyun. Bir sürü tedbir uygulayabiliyoruz ama tutukluyoruz, atıyoruz, kalıyor, kalıyor, kalıyor, ondan sonra uzun tutukluluğu konuşuyoruz. Bence bu pakette olmayacak gibi gözüküyor ama ikinci pakette bunu mutlaka getirelim. Bu sorunu büyük ölçüde çözeriz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Aslında bizim yapmamız gereken bir şey var, onu henüz yapamadık. Biz bir geçici tutuklama sistemini getirmeliyiz yani savcı sevk etti, hâkim bir haftalık veya on günlük bir tutuklama yapacak. Daha sonra, on gün sonra onu inceleyecek, ya tahliye edecek ya tutukluluğun devamına karar verecek, aksi takdirde dosyayı inceleyemeden karar veriyor. Kalın bir dosya geldi, iki üç saat içerisinde karar vermesi lazım ya da dört saat içerisinde, o dosyayı inceleyemez. İtiraza gittiğini düşünelim, itiraza giden hâkimin de o anda inceleme imkânı yok...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O da bir yük, ayrı bir şey.

BAŞKAN - O da "Devam, sonra bakarız." filan der. Ama bu sıkıntıları atlatabilmemiz için mutlaka bir haftalık veya on günlük bir geçici tutuklama sistemi kurmalıyız. O süre içerisinde hâkim dosyayı yeniden incelemeli -incelemeyi de mecbur tutacağız- ondan sonra diyecek ki: "Tutuklama doğruymuş, devam." ya da tahliye. Böyle bir sistem yapabilirsek bu işi daha doğru çözebiliriz, aksi takdirde bu şekilde gidersek gene sıkıntı devam eder bence.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkanım, iki cümle bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bu ülkede hâlâ delillerin toplanmaması gerekçe gösteriliyor. Soruşturma aşamasında toplamıyor, kovuşturmada toplamıyor ve bu sebeple insanlar tutuluyor. Ya, kardeşim, topla, öyle tutukla.