KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Şuradan bir adım öteye gelmek istiyorum: Bu aslında bir temel mantalite sorunudur. Ne zaman ki hayvan haklarıyla ilgili, hayvan canıyla ilgili bir şey konuştuğumuzda "Yahu, millet aç aç, siz hayvanlarla uğraşıyorsunuz." diyen insanlarla burada karşılaşmamış bir birey yoktur sanıyorum, belediyelerde de aynı yaklaşım söz konusu. Evet, çok düşük bütçeleri var kıymetli meslektaşım, evet, çok zor durumda belediye başkanlarımız var ama biz zaten burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsilcileri olarak bir mantaliteyi değiştirmek istiyoruz. Biz o hayvanların can olarak kabulü ve en az bir parke taşı kadar, en az yolu bozuk bir yer kadar, en az bir sağlık ocağı kadar kıymetli olduğunun altını çizmek için buradayız. Hayvanların bir can olduğu gerçeğini öncelikle vekillerimize, sonra belediyelerimize, sonra kamu kurumlarımıza bir kez daha tüm partiler adına söylüyorum bunu, hatırlatmak için buradayız ve bu sebeple zaten biz bu çıkarımları yapıyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir görevi daha vardır, bazı şeyler realiteyle uygun olmayabilir. Evet, bazı yerlerde çok ciddi bütçe sıkıntıları olabilir. Ama bir de uluslararası etik vardır. Bu uluslararası etiğe bizim kamu kurumlarımız uymadığı noktada biz o kamu kurumlarımızı "enforce" etmekle, onları zorlamakta, onları olması gereken yere çekmekle de mükellefiz. Belediyelerimizin bütçesi "Yok." deyip hayvanların yaşam hakkını dünden bugüne olduğu gibi bugünden yarına da görmezden gelmek gibi bir lüksümüz kalmadığı için biz bu Komisyonu kurduk ve işletiyoruz. Dediklerinizi duyuyorum, yanlış anlamayın, size kişisel olarak herhangi bir negativizmle saldırı amacım var, lütfen yanlış anlamayın beni. Belediyeler Birliğimiz mesela, bunca yıldır "Bu konuda biz buna ayrıca bir bütçe ayıramayız çünkü öbür meselelerimiz aksar." yönünde gösterdikleri hassasiyetle misal, kamunun parasının alıp "Mobil kısırlaştırma veya kısırlaştırma yapıyorum." diye ormana atıp katlettikleri hayvanların üzerinden ceplerine koydukları paralarla ilgili olarak da bir hassasiyet göstermiş olsalardı -iyi insanlar, kötü insanlar her yerde var- kötü insanlara kendi içinde bir yaptırım uygulamış olsalardı ve vicdanen kamu baskısıyla bu iş çözülebilmiş olsaydı, emin burada 20 milletvekili bu kadar mesai ayırmak durumunda kalmazdık. Bu sebeple sizi duyuyoruz ama biz bunun yapmaya mecburuz, nasıl yapacağımızı konuşmak durumundayız. Bunu hatırlatmak istedim.

Teşekkür ederim.