| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1963) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 20 .06.2019 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli katılımcılar, Bakanlık temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında konuşmama böyle başlamak niyetinde değildim ama 2002'den bu yana gelinen noktada böyle biraz tarafgir olduğunu ve iyi niyetli olduğunu hissettiğim yaklaşım nedeniyle millî eğitimle ilgili bütün eleştirilerimizi bir tarafa bırakıp tek cümleyle özetlemek istiyorum. Bizzat Sayın Erdoğan'ın "Biz bu işi layıkıyla yapamadık." itirafıyla bırakıyorum, onu oraya rezerv koyuyorum, geri kalanına kendi konuşmamla devam etmek istiyorum.
Şimdi, yaşla ilgili mevzuya Sayın Kaya değindi, bunlara çok girmeyeceğim. Tabii, burada biz, milletin temsilcileri olarak, temsil ettiğimiz insanlar arasında eşitsizlikleri gidermek ve eşitlik sağlamakla da mükellefiz. Burada, eğitimcilerin ağırlıkta olduğu bir kurulda, bir hekim olarak söylüyorum, bir yarayı tamir etmeye çalışırken başka bir yara açmamak lazım. Bir hekim olsaydınız bir kişiyi yaralardınız ama bir siyasetçi olunca milyonlarca kişiyi yaralayabilirsiniz. Dolayısıyla ben bu sözleşmeli personel meselesine toptan bir çözüm bulunması yani bu sınıfın toptan kaldırılması görüşündeyim. Biz parti olarak da bu görüşteyiz, şahsen de öyle söylemek istiyorum. Bununla ilgili zaten teklifimiz olacak. Ayrıca da eğer bu yapılacaksa yani bizim teklifimiz kabul görmeyecekse de bu getirilen 3+1'in en azından 2+1 şeklinde olmasını ve de diğer bütün sözleşmeli personelin tamamına uygulanmasını... Çünkü arkadaşlar, burada sağlık çalışanları var -belki daha zor koşullarda çalışıyorlar- birçok bakanlıkta sözleşmeli personel var, belediyelerde sözleşmeli personeller var. Bakın, bir tarafı yaparken öte taraf bozuluyor.
HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - 2+1'in gerekçesini sorabilir miyim?
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şöyle: Bize çok sayıda şikâyet geliyor yani sayıları inanılmaz yüksek ve bunların aile birliğiyle ilgili sizin de belki rahatsız olacağınız... Onları anlatsak size şimdi burada teker teker, gündem dağılır. Yani şunun için söylüyorum: Siz mesela 60 aya indirdiniz, 66'ya çıkardınız, şimdi 69 oldu. Yani kademe kademe gitmek yerine, 4'ten 3'e inmek yerine 4'ten 2'ye inelim. Ben biliyorum ki gelecek sefer de bunu 2'ye indireceksiniz bu gelen talepler üzerine. Onun için söylüyorum, bir kademe daha iyileşsin, bir kademe daha birkaç insan daha mutlu olsun diye.
Ayrıca, şu sözleşmeli personel kalacaksa bile bunların aile birliklerine... Arkadaşlar, hepimizin ailesi var, bundaki sıkıntıyı fark ediyorsunuz, size de geliyor yani bize iletilen tweet'lerin, bize iletilen sosyal medya mesajlarının neredeyse yüzde 80'i bunlar. Dolayısıyla bu aile birliklerinin sağlanması noktasında farklı bir çözüm üretmemiz lazım yani burada şöyle bir şey...
ŞENOL SUNAT (Ankara) - Kesinlikle katılıyorum.
BAŞKAN - Önerilerinizi de söyleyin yani onlar da kayıtlara girsin.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Tabii. Mesela şöyle...
BAŞKAN - Nasıl bütünleştireceğiz aileleri?
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - İşte, beraber bulalım.
BAŞKAN - Oralara giden yok, herkes burada birleşmek istiyor.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Tamam ben de onu söylüyorum, müsaade ederseniz Sayın Başkanım...
BAŞKAN - İşte, sıkıntı da oradan kaynaklanıyor.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şimdi, 2+1'i ya da 3+1'i getirmişsiniz, bunların da sözleşmeli olmak kaydıyla birisinin yanında buluşmasını sağlayın yani bunu sağlayabilirsiniz, bunu yapabilirsiniz. Başka çözümü de beraberce üretelim. Biz hani illa eleştirmiş olmak gibi ya da biraz önce eleştirildiği gibi muhalefet yapmak için buraya oturmadık; insanların sorunlarını çözelim diye geldik.
Keza, işte, ücretli öğretmen, engelli öğretmen... Burada engelli öğretmenlerle ilgili bir kadro tahsisi yapılıyordu, 500'dü zannediyorum, artırıldı 750... Ya, kapıda bekledi o temsilcileri. Topu topu 2 bin kişilerdi. Bakın, engelli kadrosu için bütçede kısıtlama da yok. Bakanın yanına gittim bizzat "Ya, Sayın Bakanım, gelin, kapıda beraber şu müjdeyi verelim. Komisyon Başkanım, siz, biz beraber çıkalım, şurada bir çığlık atsınlar." dedim. Yani 2 bin kişi nedir, bu devlete yük müdür mesela? Bu engelli öğretmenlerin tamamını alabilirdik, ücretli öğretmen sınıfını tamamen kaldırabilirdik.
E, şimdi, 3600... Ben özellikle bakacağım, bizim siyaset hayatımızda, Parlamentomuz kurulduğundan beri, Parlamentoda grubu bulunan bütün siyasi partilerin tamamı tarafından desteklenip, seçim vaadi olarak verilip de yapılmayan başka bir öneri var mı acaba. Bunu araştıracağım ben. Ya, bakın, diyoruz ki: İşte, siyaset yozlaşıyor, güvenilirliğimizi kaybediyoruz." Yani bunu bir sıradan vatandaş söylese ve yapmasa deriz ki: "Sözünün eri değilmiş bu adam." Ya, bir milletvekili olarak ve bu Parlamentonun saygınlığı açısından -vatandaşın karşısına çıktık, alkışlayıp, oy verip buraya getirdiler bizleri- 5 tane siyasi partinin 5'i birden 3600'le ilgili taahhüt verip buraya geldiğimiz zaman bunun arkasında durmamak ya da bunun aleyhinde el kaldırmak nasıl bir şeydir? Bunu özellikle burada söylemek istiyorum ve bununla ilgili desteğinizi ve tekliflerinizi bekliyorum. Siz teklif edin, biz kabul edelim; bizimkini siz etmiyorsunuz madem. Bunu yapalım beraber.
Sayın Başkanım, şu işe alımlardaki mülakat konusunun kaldırılmasını da özellikle talep ediyorum.
Tabii, geri kalan konularda, diğer maddelerde yine yerinde konuşacağız.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, sağ olun.