KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Çok kısa iki şey söyleyeceğim sadece.

Biri: "Hayvana eziyet eden insana eziyet eder." muhabbetiyle ilgili. Hocam siz de bahsettiniz, "Bunu tartışmaya gerek görmüyorum." dediniz, çok da haklısınız. Bu konuda araştırmalar var, bir ondan bahsetmek istiyorum, gerekirse çek edebiliriz, İstanbul Üniversitesi bünyesindeydi hatırlıyorsam. Türkiye'deki şiddet içerikli suçlara bulaşmış mahkûmlar üzerine bir araştırma yapılmıştı bundan beş ya da altı yıl önce. Özellikle böyle "kan donduran" diye tabir edilen suçlarda bu suçları işleyen faillerin, hükümlülerin geçmişine bakıldığında hemen hemen tamamında hayvana eziyet vakası baki, var. Bizim bu araştırmayı Türkiye'de yaptırmamızın sebebi de bu Amerika'da yapılan bir araştırmaydı. Özellikle seri katiller ve seri tecavüzcülerin tamamında yani istisnasız bir şekilde hayvana şiddet eziyeti var çünkü bu kadar şiddetli suç işleyebilen insanlar -hekimler daha iyi takdir eder- empati duygusundan yoksun bireylerdir, zaten empati duygusu olmadığı için karşısındaki canlıya eziyet edebilir. Bir kediye, bir köpeğe hunharca davranış sergileyebilen insan zaten davranış bozukluğu olan insandır, sağlıklı bir birey değildir. Bu bağlamda, bunların düzenlenmesi... Hani biz hepimiz hayvanseveriz hayvan sevmeyene anlatmak zor olabiliyor. Komisyonda siyaseten de bir done olarak kullanmak amacıyla belki hocam da hazır buradayken...

Ben yanlış hatırlamıyorsam, Sevil Atasoy'un bir çalışmasıydı Hocam.

PROF. DR. HASRET DEMİRCAN YARDİBİ - Evet, evet.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - O çalışmanın orijinal metnini edinebilirsek...

VETERİNER HEKİM TARKAN ÖZVARDAR - HAYKOD'un dosyasında var.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Yo, yo; onu da gördüm. Bu kısa bir... Sevil Hocanın raporu gibi. Cezaevi raporu da vardı, bire bir, böyle, mahkûmlara ilişkin. Amerika versiyonu... Yani şunu diyebiliriz: "Hayvan umurunda değil mi? Umurunda olmasın arkadaşım. Yarın öbür gün bu sapık manyak senin çocuğun da saldırabilir. Yani hayvan öldü, bu bir gösterge olsun senin için, gel bu insanı rehabilite edelim biz." gibi bir söylem işliyor insanlarda.

Bir de bu, diziler üzerinden bilinçlendirme konusunu da tartışmıştık zamanında, hatta el alından diyeyim. Benim asıl uzmanlığım sinema eserleri; bu, gönüllü yaptığım bir şey; profesyonel işim sinema eserleri çalışmak. O çalışmalar bünyesinde senaristler derneğiyle görüşmüştük, yapımcılarla görüşmüştük. Birkaç diziye ama eş dost, arkadaş vesilesiyle, işte kürk karşıtı, hayvan sahiplenme gibi kendi kendimize ekletmiştik. Bunu hazır bu kadar hayvansever vekili bir arada yakalamışken ve bu işi ivmelendirmişken, artı olarak sinema sektörünün ayağı Meclise tam alışmışken -daha bir iki ay önce buradalardı, hatırlarsınız- bu yapımcı arkadaşlarımızı bizim çıkartacağımız doneler çerçevesinde davet edip "Sizden hayvanlar adına bir iyilik istiyoruz, çok reyting alan dizilerinizde uzmanlarımızın önerdiği şu, şu konularda araya ürün yerleştirme gibi yapar..." Bunu rica edebilecek hem mevkimiz var hem arkadaşlarımız var hem de gündemimiz var diye düşünüyorum.

Teşekkürler.