KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Herkese merhabalar, geç kaldığım için tekrar özür diliyorum başta sayın hocalarım olmak üzere, uçağın azizliğine uğradığım.

Denetim kısmından başlamak istiyorum ben de. 5199'un gerçekten çıktığı zaman, zamanımızın ötesinde bir kanun olduğunu ve bir hayvansever olarak çok sevindiğimi, emeği geçenlere -sizin de sanırım emeğiniz var- çok teşekkür ettiğimi bir kez daha belirtmek istiyorum ama bu alanda çalışan herkesin olduğu gibi bizim de ve hocalarımın da sunumlarında bahsettiği gibi en majör sıkıntımız denetim. Yani biz burada Komisyon olarak aslında 5199'a hiç dokunmadan, o 5199'da on beş yıl önce olmasına rağmen çok iyi analiz edilerek konulan hükümlerin aksine hareket eden yerel yöneticilere, kişilere ve kurumlara denetim uygulayıp bu denetimin sonunda da caydırıcı birtakım cezalar düzenleyebilirsek aslında işin büyük kısmı, teknik kısmı halledilmiş durumda ama hallettiğimiz şeyleri hayata geçiremediğimiz için yıllardır ciddi bir sıkıntı içindeyiz. Geçen toplantıda da bahsetmiştim, hocam da az önce değindi, malumunuz deniz kıyısı yerler genelde CHP belediyelerdir ve oralarda Bodrum'da, Çeşme'de o kadar yoğun bir hayvan popülasyonuyla karşı karşıya kalıyoruz ki -sayın hocam çokta iyi bilir, çokta sık görüş alırız- belediyeler çok zor durumda kalıyor. Bunu "pet shop" işine bağlamak istiyorum çünkü -ilk defa sanıyorum Oytun hocamla zıt fikirde kalacağım bir konuda- "pet shop"lardaki hayvan satışını ben çok suçluyorum hocam, bu ve benzeri konularda çünkü "pet shop"lar bir kere lisanslı üreticilerden almıyorlar o hayvanları. Kendileri lisanslı üreticilerden alsa bile, denetiminizden, Tarım Bakanlığından korksa bile 10 tane köpek alıyor, kendi kendine iç odada yine onu üretmeye başlıyor, yine bir lisansı yok çünkü bu adam bu işe genelde ticaret kafasıyla bakıyor. Elbette ekmek yiyorlar "pet shop" sahipleri de yaşayacak, onların da bir esnaf olarak bizim tarafımızdan korunmaya ihtiyacı var ama bu çok büyük bir pazar. Bir "pet shop" sahibi canlı hayvan satmadan da yemini satarak, bakım malzemelerini satarak... Ki biz bunu Kadıköy'de uygulamıştık yanlış hatırlamıyorsam. Yani Kadıköy Belediyesi sınırlarında "pet shop"ta canlı hayvan satışı yasaklandı. "Pet shop" sahibi esnafımızı da mağdur etmedik ama bir şekilde de canlı hayvanların bu şekilde... Geçen toplantıda da bahsettiğimiz gibi gümrüklerden Migros poşeti içinde ben hatırlıyorum, af buyurun, 20 tane yavruyu bir poşete koymuş 5'i canlı diye dua ede ede götürüp satmaya çalışıyor ve böyle örneklerle de ne yazık ki karşılaşıyoruz. O yüzden "pet shop"tan canlı hayvan satışı hususundaki görüşünü sormak istiyorum ben diğer veteriner hekim hocamın da.

Bir de söyle bir şey düşünüyorum hocam ukalalıksa af buyurun, biz sevgi dersleri başlatmıştık hatırlarsanız ilkokullar bazında, gidiyorduk hukukçular olarak, çocuklara hayvan hakları vesaire anlatıyorduk, onları köpeklerle sosyalleştiriyorduk ve bu şekilde çok güzel aslında geri dönüşler de aldık. "pet shop"lardaki hayvan satışının, çocukların yani geleceğin yetişkinlerinin üzerinde şöyle bir algı da yarattığını da düşünüyorum yani hocamın dediği gibi, karne hediyesi. Yani çocuk okuldan mezun oluyor. Ne istersin? Köpek. Pelüş hayvan gibi alsana köpek diye haziranda veriyorlar köpeği eline üç ay bıcıklıyor, ay ne güzel, ne tatlı bebek zaten üç ayın sonunda tatili bitiyor ve yazlığında onu bırakıyor ve geri dönüyor. Çocuğun kafasında da onun Allah'ın bize emaneti bir canlı olduğu yönünde bir algı oluşamıyor, bir mal gibi alıp sattığı, bir tüketim nesnesi olarak görüyor ve psikolojisi de ona bir canlı gibi davranmaya bu gördüğü olumsuz örnekler nedeniyle pek uygun olmuyor, o yüzden bu yöndeki görüşünüzü ben sormak isterim bir kez daha.

Teşekkür ederim hocam ayrıca.