KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Genel olarak şöyle bir şey demek istiyorum. Bir hayvansever olarak konuşacağım, bir prova olarak, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Yürütme Kurulu üyesi olarak müsaadenizle konuşacağım birazcık.

Şey kafasında hiç olmadım "Bir köpeğin canıyla bir çocuğun canı eştir. Ne var canım, onlar da aç, orada bir çocuğun kolu bilmem ne olduysa ne var? Biz işimize gidemiyoruz." vesaire yani insanların bu şikâyetlerini duymak gerekiyor kesinlikle. Ama bu şikâyetleri duyarken karşımızda, dinî inancınız varsa Allah'ın emaneti, yoksa doğanın bir parçası bir canlı var, bu canlının bir yaşam hakkı var, bu şehirler hepimizin şehirleri. Biz buraya geldik, oturduk, bu hayvanları biz evcilleştirdik. Yani kedi, köpek dediğimiz şey kurt gibi vesaire değil, doğada ormana bıraksan bir kedi hayatta kalamıyor. Kedi, insanla birlikte evrilmiş, köpek hakeza ve bize bağımlı bir hayat kurmuşlar, biz de zamanında onlara bağımlı bir hayat kurduğumuz için. Bu nüfus çok çoğalmış. Avrupa ülkeleri bunu yüzlerce yıldır düzenli, sistematik kısırlaştırmalarla -ki bir kısmına ben de karşıyım- soykırıma varan kısırlaştırma örnekleri uygulayan Avrupa, Amerika ülkeleri var. "Sistematik kısırlaştırma"yı kullanırım o yüzden ben naçizane, hocam, tabir olarak. Bunu bu şekilde sağlarsak, parayla hayvan satışını bir yerde durdurursak, bir müddet hayvan üretimini... Dediniz ya "Bu sorun nasıl çözülecek?" Aslında, biraz acılı yani üç yıl acı çekersek ondan sonra toparlarız çünkü şu da bir fikir, bunu da derler: "İnsanların canı her şeyden önemli. Bu şehirler bizim. Kontrolsüzce çoğaldı. Bir kere toplayalım biz bunları, bir kere yok edelim biz bu hayvanları, itlaf edelim, daha sonra da düzenli bir şekilde devam edelim." Vicdani olarak, ahlaki olarak bunu benim kabul etmem mümkün değil. Biz bunu denemişiz bu arada, bir Hayırsız Ada örneğimiz var. Osmanlı'da da toplamışız, İstanbul'un bütün köpeklerini toplamışız, bir adaya götürmüşüz, bütün hayvanlar birbirini yemiş ve ölmüşler ama engel olmamış. Sistematik bir şekilde bir şey yapmazsak biz bugün duyduğumuz bütün şikâyetlerdeki, bütün mahallerdeki bütün köpekleri, kedileri toplayıp öldürsek dahi on beş sene sonra başladığımız noktaya döneceğiz. Eğer, her konuya gireceksek, bu işte, onu yaparsak, "kısırlaştırma" dersek "Hayvanın canı." olur; "Öldürmeyelim." dersek "Av yasağı ne olacak?" vesaire gibi her konuya gireceksek önce bir sistematiğini çizmemiz lazım. Bizim bu hayvanlarla birlikte yaşamamız lazım. Bu hayvanların canına saygı duyuyoruz. Bunlara karşı çıkacak bir vekil görmemenin mutluluğuyla bu açıklıkla konuşuyorum açıkçası. Ya bu sistematiğimizi çıkarmamız lazım ya da sadece 5199 ve sokak hayvanları üzerine konuşacaksak bunun belki ana ilkeleriyle ilerlememiz lazım. Ama biz vekiller olarak, bu Komisyonun üyeleri olarak o STK'lerden biriyle görüşürken hepsine aslında çok güzel barınaklar yapıp barınaklara koyalım gibi bir fikri dile dahi getirmememiz lazım mesela. Komisyon olarak da aramızda dikkatli hareket edip kimseyi ajite etmeden temasları götürmekte fayda görüyorum.

BAŞKAN - Biz onları zaten dinleyeceğiz yani karşılıklı yorumdan ziyade dinleyip rapor edeceğiz hepsini.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Hiç şüphem yok yani Komisyonun tavrı hakikaten çok umut verdi bana. Çok teşekkür ediyorum ayrı ayrı her birinize.