KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, şimdi yerli tohumu konuştuk, evet yerli tohum üretimini konuştuk, 1 milyon tonlara geldik ama ben buradan Sayın Başkanımıza ve değerli komisyon üyelerine soruyorum, acaba bu yerli tohumların kaç tanesi millî ve yerli ona bakmamız lazım.

Şimdi, ihracat rakamları verdiniz, doğrudur Sayın Başkanım ama hangi yerli ve millî tohumu ihracat ettiğimize bakmamız lazım. Ayçiçeği tohumlarımızın kaç tanesi millî, kaç tanesi yerli? Mısır tohumlarımızın kaç tanesi yerli, millî? İhracat yapmış olduğumuz ürünlerin kalemine baktığınız zaman ayçiçeği ve mısır. Hangi firmaların, hangi ülkenin firmalarının ona bakmamız lazım. Yani şapkayı çıkarıp düşünmemiz gerekiyor arkadaşlar, biz neredeyiz?

Şimdi bakınız Sayın Başkanım, değerli vekil arkadaşım da ifade etti, tarımsal araştırma enstitülerimiz var bizim. Ne yapacaklardı? Yerli ve millî tohum üreteceklerdi. 2002'den bu tarafa geldiğimizde, baktığımızda tamamen içi boşaltıldı.

Bakınız, Sayın Hocam "Bir örnek, öneriniz ne?" dedi. Çözüm: Sayın Hocam, tarımsal araştırma enstitülerine eleman alırım, özel anlaşma yaparım arkadaşlar. Nedir? Emekli olana kadar siz bu ıslahat çalışmasında çalışacaksınız. Yarın siyasi bir yakınınızı bularak, amca, dayı bularak üç yıllık bir projeyi başlatıp sonra tayin istemeyeceksiniz. Şimdi siz bu çözümü koyarsanız ülkede millî ve yerli çeşit elde edersiniz ama gelip ASELSAN'daki gibi, TÜBİTAK'taki gibi mühendislerin eğer imkânlarını iyileştirmezseniz, protokollerini doğru yapmazsanız ondan sonra Hollandalı savunma firmaları kapar. Yine aynı şekilde, değerli hocam siz de bilirsiniz, sevgili hocalarım da bilirler, birçok araştırma enstitüsünde arkadaşlarımız vardı, devletimizin imkânlarıyla bunlar yurt dışına doktoraya gitti, uzmanlık eğitimlerine gittiler. Acaba geldiklerinden sonra kaç tanesi devlete hizmet etti ona bakmamız lazım. Şimdi, bu, evet, çözüm mü? İşte size çözüm bunlar, bizim bunları konuşmamız lazım. Neden millî ve yerli olamadığımızın da sebebi burada aslında. Eğer siz yola çıkarken oyunu doğru kurarsanız sonuca gidersiniz.

Şimdi mevsim kış, geldiğimiz noktada, karnabahar, brokoli, pırasa, bunlar kış mevsiminin sebzeleri. Acaba hiç pazara çıktınız mı? Geçtiğimiz hafta ben Süleymanpaşa Perşembe Pazarı'ndaydım üstat, oradaki yarım kiloluk fiyatları gördüm, taneleri gördüm, 50 gram, 100 gram zeytin alan vatandaşı gördüm. Şimdi enflasyon var mı? Evet var, gerçek ortada, mutfakta yangın var diyoruz ama saklayamayız.

Ben de aynı zamanda Havsalıyım, Edirneliyim, onu da söyleyeyim yani hem Tekirdağ vekiliyim ama Edirneliyim de sevgili hemşehrimizle de yakınız. Sevgili hemşehrim, hanımefendi olsaydı, şimdi arkadaşım olsaydı ama Sayın Bursa Vekilim nasılsa ona danışmanlık, avukatlık yapıyor, ona aktaracaktır söylediklerimi.

ZAFER IŞIK (Bursa) - Ayhan Üstat, Sarıbal çok uzun ve eleştirili bir konuşma yaptı ama sizin gibi hiç saygısızlık yapmadı. Lütfen Genel Başkan Yardımcınızdan biraz öğreti alın, lütfen.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bakınız, onun verdiği cevaba... Lütfen dinlerseniz...

Et ve Süt Kurumu, evet Süt Konseyi kaç ay toplanamadı, bilginiz var mı arkadaşlar? Süt Konseyinde kimler var bilgimiz var mı arkadaşlar, Sayın Başkanım siz de biliyorsunuz, hayvancısınız.

BAŞKAN - Biliyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Süt Konseyinde belirlenen bir alım fiyatı vardı yazın, 1 lira 70 kuruş. Acaba bu 1 lira 70 kuruşa kim uydu bilginiz var mı? Kaç ay toplanamadı? Bunu çıktık, bağırdık: "Süt Konseyini toplayın, çiftçinin belirlenen 1 lira 70 kuruşunu verin." Biz ne yaptık? 10 kuruş olana 15 kuruş destek ilave ettik ama biz o desteği çiftçiye ne zaman vereceğiz? 2019 Martında vereceğiz arkadaşlar. 2018 Haziranı nerede? Yıl 2019 Martı. Niye biz gerçekleri söylemeyeceğiz ki burada? İşte, buradaki dert büyük.

Yine, geldiğimiz noktada bakınız, sevgili hocam yine hemşehrim dedi ki: "İki ay, üç ay." Arkadaşlar, dört aya yaklaşan et kesimi süresi var Et ve Süt Kurumunda ve en acısı da hadi ineğinizin et kesimini yaptırıyorsunuz o üç ayı, dört ayı bekleyip, ondan sonra bir de para almak için bekliyorsunuz.

Şimdi, hocam dedi ya "Siz ne yapıyorsunuz?" Evet, çıktık vatandaşın o sıkıntısını dile getirdik. Elli beşinci günde Et ve Süt Kurumu çiftçinin parasını ancak ödedi ama onun öncesinde Sayın Bakanımız çıktı "Paramız var, saman da getiririz, et de getiririz." dedi. Rusya'dan 5 bin ton et ithalatına izin verdik.

Şimdi arkadaşlar, önce ben kendim, önce can, sonra canan, önce benim kendi yerli çiftçimi düşünmem gerekiyor.

Birazdan ayrılacağım kısa bir süreliğine, Trakya Birlik Yönetim Kurulumuz dışarıda bekliyor, ziyaretimize geldiler.

Şimdi gelelim yine diğer bir konuya, arkadaşlar, ayçiçeği ve bitkisel yağların petrolden sonra en fazla döviz verdiğimiz ürün olduğunu biliyor musunuz? Başka bir şey daha söyleyeyim ben bir ziraatçı olarak, Türkiye'nin her tarafında yetişen ender bir bitki, evet, vejetasyon, ekoloji aramayan Türkiye'nin tüm bölgelerinde çok rahat yetişebilen bir bitki ama biz ne yapıyoruz? Ben kendi çiftçime doğru prim desteği vermeyerek... İşte yüzde 1'i vermiyoruz, kısıyoruz. Neymiş? Baraj yapıyorum, onu çiftçinin tarımsal desteğinde gösterip yüzde 0,40 destek ödüyoruz, 140 milyar lira çiftçinin alacağı var tarımsal desteklerden, onu vermeyip gidiyoruz, Rusya'dan, Ukrayna'dan ayçiçeği ithal ediyoruz.

Şimdi, gelelim arkadaşlar, çözüm, -sevgili hocam gene size- gelin ayçiçeği prim desteğini hep beraber, şu Komisyonda artıralım. Türkiye'nin her tarafında ayçiçeği üretimi çok rahatlıkla yapılabiliyor. Ben neden Rusya ve Ukrayna'ya gideceğim? Bakınız, Nahcivan var. Hani millîydik, yerliydik? Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti var, benim dibimde hemen, Van'ın dibinde. Gidip oradaki benimle beraber olan insanları destekleyelim Sayın Başkanım.

Şimdi gelelim buğdaya. Evet, arkadaşlar, bizim kaliteli buğdayımız yok, işte sorun burada. Siz kaliteli buğday yetiştirmezseniz ondan sonra ithalat yaparsınız. Ha, elhamdülillah mutluyum, Türkiye'nin yerli millî... O reklam kısmı ayrı bir kısım ama biz hâlâ aynı şeyi söylüyoruz, bizim doğru politika yapmamız lazım, doğru programlar, planlama yapmamız lazım; geleceği görüp ona göre şekil almamız gerekiyor.

Az önce yine bir şey daha vardı, size bir örnek vereyim, Sayın Cumhurbaşkanımız dedi ki: "Her evde 2 tane traktör var." Evet arkadaşlar, nasıl traktör var bilir misiniz? 2017 Aralıkta traktörde üretim miktarı 6.069'muş arkadaşlar. 2018 Aralık ayına geldiğimizde ise 1.861 traktör üretim var arkadaşlar, şapka gene düştü. Yüzde 69,5 yani yüzde 70'e yakın üretimde bir düşüş var arkadaşlar.

Yine, bakınız, 2018 yılı Kasım ayında 3.578 traktör tescil edilmiş, 2017'ye baktığımızda, sevgili arkadaşlar, 7.454 tane traktör trafiğe tescil edilmiş yani 2018'de yüzde 52 azalma var. Evet, hani 2 tane traktör vardı kapımızda? Yine, bakınız, ihracatı söylüyorum, hani dolar yükseldi, TL düştü, sözde daha çok ihracat yapmamız lazım değil mi? 2015 ile 2018'i getirdiğimizde 2015'te 15.664 tane traktör ihracat etmişiz -dış ticaret yetkilileri de burada, Ticaret Bakanlığı yetkilileri de burada, bakabilirler- ama 2018'e geldiğimizde ise ihracatımız 15.902 yani 2015'ten 2018'e geldiğimizde dolarımız yükseldi, TL düştü, değer kaybetti sözde, ihracatımızda hiçbir şey olmamış. Yani, Sayın Cumhurbaşkanımız dedi ya 100 Günlük Eylem Planı'nda "Traktör uçuyor, 2 tane traktör var..." Demek ki rakamlar onun doğru söylemediğini ortaya koyuyor.

Yine başka bir şey daha söyleyeceğim, 2018 yılında tüm traktör üretimimiz 47.684 tane arkadaşlar. Yani baktığınız zaman, geriye doğru gittiğinizde yüzde 34'lük daralma var. Bunu da merak ediyorsanız, hepinizin önünde internet var, Google'dan sahibinden.com'a girdiğiniz zaman traktör satışlarına bakabilirsiniz. Hiç uzağa gitmeye gerek yok, kımıldamaya da gerek yok, hemen internetten bakın, sahibinden.com'da traktör satışlarının günbegün arttığını hep beraber göreceğiz.

Yine, bakınız, sol iktidarlar ne zaman geldi? Nur içinde yatsın, Ecevit ve Erbakan, 1974; 1 kilo buğdayla 1 litre mazot alıyorduk arkadaşlar. Hatırlarsanız, çiftçi kasketini atmıştı o günlerde. Yine Özal dönemine gidiyoruz, 1985'lere; 1 litre mazot alması için 5 kilo buğday satması gerekiyordu. Ama sizin "yeni Türkiye" dediğiniz, 2002'den 2018'e geldiğimiz zamanda ise 1 litre mazot almak için 6,5 kilo buğday satması gerekiyor. Hani nerede? İşte, sol orada, 1974'te 1 litre mazot 1 kilo buğday.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) - Tamam da o zaman petrol 10 dolardı, şimdi varili 80 dolar.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Değerli Vekilim, size de geleceğim merak etmeyin. O zaman, bakın, buğday fiyatı hâlâ 1 lira, çay 2,5 lira.

Başka bir konu daha: 2018'de, evet, mısırda, pamukta yine yanlış desteklemelerden dolayı sıkıntı yaşadık. Geçmiş günlere bakıyoruz, soğan depolarına zabıtaları kontrole gönderdik. Ya arkadaşlar, soğanın nerede depolandığını bilmeyen bir bakanlık varsa ben başka bir şey söylemiyorum. Soğanı soğuk hava deposunda ve eski, ilkel yöntemle "loda" dediğimiz saman içinde saklarsınız. Şimdi, Polatlı dibimizde, bin dekar soğan eken, arazisi olan çiftçimiz var, 5-6 ton üretim yaptığını düşünün, çıkardığı ürüne bakın. Bu adam bu soğanı nereye satacak, nasıl depolayacak? Bunu görmezlik aymazlıktan başkası değildir.

Yine, geliniz, çiftçi ekim ayında buğdayını ekti, arpasını ekti ama acaba kaç tanesi gübre kullanabildi? Bakınız, gübre fiyatları nereye geldi, onu tartışalım. Sayın hocam, şimdi, taban gübresi atamadık, yaklaşan zamanda, baharda kardeşlenme için gübre atması lazım, üreyi kullanacak, nitratı kullanacak. Acaba fiyatlardan haberiniz var mı değerli arkadaşlar? Çıktı Bakan Bey, yüzde 5 ucuzlamış; arkadaşlar, bizim aklımızla dalga geçmeyin lütfen. Çiftçiyi bizim yürütmemiz lazım, biz çiftçiyi yürütmezsek 2019'da yine ithalatla devam edeceğiz ama para bulur muyuz bilemem. Yine, değerli hocam çıktı, sekiz-on sene önce kuraklık vardı, belleklerimizi bir yoralım, araştıralım, başkanım da bilir, Rusya ve Ukrayna dedi ki: "Kardeşim, ben mal satmıyorum çünkü benim kendi insanımı doyurmam lazım." O zaman da biz ne yaptık? TMO'daki buğdaylarımızı birileri vasıtasıyla kurumlara peşkeş çektik. Ondan sonra çıktık, bohçamızı aldık, buğday bulmak için dünyayı gezdik. Doğru mu Başkanım? Hatırlarsın değil mi o günleri? Evet, arkadaşlar, bizim derdimiz üretim.

Yine bakınız, size güzel bir örnek vereceğim. Kooperatifleri biz neden canlandırmıyoruz? Tarımsal kooperatiflerimiz vardı, neden bunları hareketlendirmiyoruz? Bakınız, ben bölgemden örnek vereyim: Mursallı Tarım Kredi Kooperatifimiz var, bu ne yapıyor? Bağcılık. Üzümü üzüm suyu yapmış. Bunları bizim özendirmemiz lazım. İnsanları bir araya getirdiğimiz zaman yeni ürünler üreterek bunları pazarlara açmamız lazım, bunları konuşmamız gerekiyor.

Yine bakınız, geldiğimiz noktada "Ormanlaşıyoruz." dediler. Arkadaşlar, o zaman, ben kendi bölgemden bir şey söyleyeyim: Tarım Bakanımıza sordum, dedim ki: "Kum ocağı yapılacak yerde 250 bin tane ağaç kesilecek." Bana verdikleri cevap içler acısı arkadaşlar, "Uygundur." diyor, kum ocağı için ağaç katliamına "Uygundur." diyen bir Bakanımız ve Orman Bakanlığımız var arkadaşlar, ne diyeceğiz buna? Bunu tartışalım. Ben de yeşillendirmek istiyorum. Ondan sonra, çıkıyoruz, billboardlarda "Ağaçlandırdık ülkeyi." yazıyoruz. Ama ben daha bölgemdeki ıhlamur ağaçlarını koruyamıyorum. İşte, 2012'den beri, gelin, Ganos'taki ıhlamur ağaçlarının hâlini görün, her yıl katliam var, bunu koruyamayan bir Bakanlık var arkadaşlar.

Süt üreticisi perişan, bitkisel üretim yapan perişan, orman köylüsü perişan; arkadaşlar, o zaman, yakında bizi ithalat da kurtarmayacak diyorum, hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.