KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Yılmaz...

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, kişisel bir sataşma durumu var, sayın genç kadın arkadaşıma cevap vermek isterim çünkü...

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Adım Zeynep, "Zeynep" diye de hitap edebilirsiniz.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Özür dilerim. Zeynep Hanım...

Müsaade var mı?

BAŞKAN - Buyurun, açtım mikrofonunuzu.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Şimdi sadece iki hususa değineceğim. Özür dilerim sizin adınızı da bilmiyorum, misafirim Komisyonda, Hasan Bey'di değil mi Sayın Vekilim?

Sayın Yılmaz, kusura bakmayın.

Öncelikle, evet, Mustafa Bey'in bahsettiği yerden başlamak istiyorum. Konuşmamı, tutanakları inceleme fırsatınız olursa, gerek ilk konuşmamda gerekse maddeye ilişkin konuşmamda dediğim şey şu: Ben bu işin içinden gelen biriyim. On yıldır sinema televizyon sektöründe çalışıyorum, sinema eserleri üzerine tezim var, doktoram devam ediyor, bu alan benim için muhtemelen burada oturan birçok insandan çok daha kıymetli ve çok daha önemli bir alan ve taze bir milletvekiliyim. İçeriye girdiğimden beri gördüğüm bu yoğun çatışma, af buyurun, birbirinden nefret etme, birbirinin hiçbir dediğini dinlememe hâlinden de muazzam şekilde rahatsızım, samimiyetle rahatsızım.

"Hastalıklı zihniyet" dediniz, yanlış anladığınız için inanın, sataşma gayem hiç yok, yanlış anladığınızı düşündüm, üzüldüm, üzüldüğüm için açıklayacağım kendimi, merak etmeyin.

Sayın Vekilim, şöyle diyorsunuz: Bütün herkes bu konuda uzlaştı, anlaştı, siz hâlâ devleti sanki her fırsatta sansürlü, baskıcı bir şey yapacakmış gibi yansıtan bir zihniyete sahip olmakla itham ediyorsunuz beni. Ben oysaki şunu diyorum: İlk önce bir şeyi ikiye ayıralım, bir parça kafa karışıklığı olabiliyor, sizi kastetmiyorum, genelde. İki tane kuruldan bahsediyoruz. Bir tanesi sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflanmasına ilişkin işlemler var, bir de sinema filmlerinin desteklenmesine ilişkin işlemler var. Yani birinde bir sinema filmi zaten yapılmış, bitmiş, oturuyor, izliyorlar, diyorlar ki: "Bu artı 18 olsun, bu artı 12 olsun." Bu ayrı bir kısmı. Bir de devletin ayırdığı bir bütçe var. 30 milyon TL, 40 milyon TL. Hangi sinema filmine kaç para destek vereceğiz? Destek Kurulu. Bizim az önceki maddede verdiğimiz önerge, direnç noktası olarak söylediğimiz, sadece bizim değil, "mutabakat" diyorsunuz ya, meslek birliklerinin de, hangi meslek? Film yönetmenleri mi? Artı, 10 tane meslek birliğinin ortak -hepinizin önünde var- tek bir değişiklik talebi var sizlerden. Destekleme Kurulunun yapısını bu derece dengesizleştirerek bozmayın. Çünkü amacı da ne bunun? 10 tane meslek birliğimiz var. 10 meslek birliğinin 10'u da şu anda burada temsil ediliyor, Bakanlığımız zaten 4 üyeyle burada var ve gerçekten işlemler bir şekilde işliyor. Şu anda biz bu Destek Kurulunun yapısını 2'nci maddeyle 4'e 3 şeklinde sektör aleyhine değiştiriyoruz. Başka bir ifadeyle...

BAŞKAN - Sayın Kadıgil, bakın, biraz önce söz aldığınızda da aynı meseleleri konuştuk ama ya. Bakın, biz 2'nci maddeyi konuşmuyoruz artık.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sanıyorum karışıklık oluyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yani siz "İsmimi andıkları için cevap vereceğim." dediniz, aynı yere dönüp dolaşıp geliyoruz. Bu şekilde ilerleyemeyiz, lütfen.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Zaten bu konuyu geçtik ama Sayın Vekilim beni "hastalıklı bir zihniyetle ve sırf muhalefet olsun diye konuşmakla" itham ettiği için söylüyorum.

BAŞKAN - Ya, hastalıklı bir zihniyetse ona cevap verin, o lafa ifade verin ama siz yine 2'nci maddeye geldik, yine aynı şeye takıldık kaldık ya.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Demek ki çok önemli bir madde Sayın Başkan. Bırakın, işimiz bu, biz yasama organıyız, elbette uzun uzun konuşacağız.

BAŞKAN - Oyladık, Genel Kurul aşamasında yine konuşursunuz ama artık o geçti, lütfen bu konuda söyleyeceğiniz bir şey varsa onu söyleyin.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bu konuda bir de şunu eklemek istiyorum müsaadenizle, genç ve kadın bir arkadaşım olduğu için: Normalde... Habibe Hanım beni tanır.

KEFEK'te birlikteydik, değil mi Habibe Hanım? Kimseye karşı en küçük bir saygısızlığımı, laf attığımı görmüşlüğünüz yoktur.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) - Ama şu anda burada saygısız bir üslup kullandınız.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Onun için de konuşmanın heyecanıyla döndüğüm için sizden özür de diledim ben üslubumca. Tekrar da ediyorum, sizi üzdüysem gerçekten özür dilerim.

Size Zeynep Hanım özellikle dememin, bunu ben asla kimseye demem, bu konu benim için gerçekten önemli ve söylediğim şeyleri içtenlikle, sinema endüstrimize katkı sunacağını düşündüğüm için ve kendimi mümkün olduğunca siyasi görüşümden azade tutup teknik konuşmaya gayret eden bir konuşma yaparken sizin, belki ben yanlış anladım, öyleyse sizden de özür diliyorum, dalga geçer gibi bana bakmanız, genç bir kadın olduğunuz için inanın sadece üzdü beni. Tek tedirginliğim de buydu. Bunu açıklamak istedim sizi üzdüğümü düşündüğüm için.