| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 21 .11.2018 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli milletvekilleri ve basının değerli emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünya nüfusuna paralel olarak Türkiye nüfusu da hızla artıyor. 2025 yılında nüfusu 92 milyona ulaşması beklenen ülkemizdeki nüfus artışı, beraberinde plansız sanayileşme, sağlıksız kentleşme, yapay gübre kullanımı, bilinçsiz kullanılan tarım ilaçları ve kimyasal maddelerin artışını ve dolayısıyla kirlenen hava, su ve topraktaki mikroorganizmaların yaşamını olumsuz etkileyen sonuçları doğurmuştur.
Çeşitli araştırmalar dünyadaki gibi Türkiye'de de çevre kirliliğinin yarısının son kırk yılda meydana geldiğini ortaya koymuştur. Türkiye'de temel insan gereksinimi olan konut ve barınma sorununun gecekondulaşma ve betonlaşma yoluyla çözüme kavuşturulma girişimi çevre sorunlarının başında yer alan kentsel çevre sorununu oluşturmuştur. Plansız kentleşme ve betonlaşmayla birlikte gelen altyapı yetersizlikleri insanımızı önemli çevre sorunlarıyla karşı karşıya getirmiştir. Plansız kentleşme elbette ki beraberinde plansız bir endüstri modelini de ortaya çıkarmıştır. Önleyici tedbirler ve çalışmalar ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Endüstri atıklarının düzenli bertaraf edilmemesi ve düzenli denetlenmemesi çevre sorunlarını her geçen gün daha çok ürkütücü boyutlara ulaştırmaktadır.
Adana başta olmak üzere kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği de büyük boyutlara ulaşmıştır. Adana 81 ili oluşturan Türkiye genelinde havası en kirli 3'üncü kenttir. Üzülerek belirtmek istiyorum ki kentimiz gürültü kirliliğinde ise 1'inci sırada yer almaktadır. 81 ilden sadece 6'sının havasının temiz olduğu görülmektedir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Çevre Mühendisleri Odasının açıkladığı verilere göre, Türkiye'de her an farklı sanayi tesisinden tonlarca tehlikeli atık oluşturuluyor. Yapılan akademik çalışmalarda, Türkiye'de son on yılda ortalama 7,2 milyon ton tehlikeli atık oluştu ve bu süreç içinde yaklaşık olarak 51 milyon ton tehlikeli atık üretildi... Bu korkunç rakamlar tehlikeli atıkların yönetiminde de dikkatli davranmamız gerektiği gerçeğini doğurmuştur.
Adana ve çevre illerimizi yakından ilgilendiren ve topraklarımızı gelecek açısından olumsuz etkileyen anız yangınları da bir başka problemdir Sayın Bakan. Bununla ilgili nasıl bir önlem alınması düşünülmektedir?
Bir başka konu, harita tahditleri, imar planları yapılırken öncelikle birinci sınıf tarım toprakları, sulak alanlar, içme suyu havzaları, dere yatakları, meralar, kıyı kenar çizgileri, jeolojik sakıncalı alanlar, fay hatları, deprem bölgeleri belirlenip yerleşim alanlarının geleceği kurgulama açısından bu bölgelerin dışında kurulması sağlanmalıdır. Harita tahdidi, topografik harita, imar planına esas jeolojik etüt ve imar planları katmanlar hâlinde kent bilgi sistemine işlenmelidir. İnanıyorum ki Bakanlığınız tarafından yapılıyor ama bunların ne kadar sağlıklı işlediğini sormak istiyorum.
İmar barışı yapılarak, imar affı yaratılarak fırsatçıları önceleyen bir politika izlenmiştir. Kanuna, nizama uyan insanlar bir bakıma cezalandırılmıştır Sayın Bakanım bununla. Kaçak yapılaşmayı özendirecek, kurala uyanları öteleyen bir yaklaşım sergilenmemelidir. Bir jeoloji mühendisi olarak konuşuyorum arkadaşlar, kentsel dönüşümde sadece binanın depreme dayanıklı olup olmadığını kontrol ederek az katlı ve rantı yüksek olan arazilerde çok katlı, tekniği öteleyen ve rantı önceleyen -ne yazık ki- yatırımlar yapılarak buna "kentsel dönüşüm" denilmektedir. Bu çalışma binaların rant bazlı değil ciddi jeolojik, jeoteknik etütlerin yapılıp yerleşilemeyecek sakıncalı alanların belirlendiği ve sağlam yapıların yapılacağı, altyapısı, sosyal donatı alanları alan ada bazlı çalışmalar yapılarak çözülmelidir.
Depremler kaçınılmaz olarak olacaktır, kader değildir. Önlemler alındığında, bunun, hiç can kaybı olmadan ve en az hasarla atlatılabileceği bilinmektedir.
Sayın Bakanım, özellikle Adana'da yaşanan bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Yirmi yıl önce, 1998'de Adana'da meydana gelen Ceyhan, Adana depreminde, Emlak Bankası tarafından az hasarlı, orta hasarlı ve çok hasarlı binalara kredi verilmişti. Bunun bir, iki taksiti kesildi, daha sonra...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Şevkin, çok teşekkür ediyorum.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Çok önemli ama. Bunu söylemek durumundayım.
...Emlak Bankası kapanınca Ziraat Bankasına devredildiği için, yirmi yıl sonra şu anda vatandaştan faizli olarak bu para talep ediliyor ve bana çok miktarda şikâyet geliyor bu konuda.
Sayın Bakan, buna dair lütfen vatandaşın yanında olacak politikalar... Aradan yirmi yıl geçtikten sonra, faiziyle, bu vatandaşa eziyet olmaktadır. Bunu da ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ederim.