KOMİSYON KONUŞMASI

NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) - Sayın Bakan, Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri ve bürokratlar; eskiden çiftçilerin gerçekten kara gün dostu vardı. Şimdi iktidar o kara gün dostunu kullanarak çiftçilerimizi âdeta zifirî bir karanlığa sürüklüyor. Türkiye'nin en verimli ovaları, Bafra Ovası, Çarşamba Ovası'na sahip seçim bölgem Samsun'da 5 bine yakın aile geçimini, hayatını, hayallerini çeltiğe, pirince adamış. Buradan kazanacağı parayla kıt kanaat geçinebiliyor, çocuklarını büyütüyor, yuvalarını kuruyor. Çeltik üreticisi haftalardır Bakanlığınıza yalvarıyor "Çeltik alımını bir an önce başlatın, bizi tefecilere, stokçulara yem etmeyin." diye. Eylül ayında hasat bitmiş, ofis kırk beş gün sonra, dün itibarıyla, lütfediyor alımlara başlıyor.

Sayın Bakan, değerli bürokratlar; çeltik üreticimiz zaten zor geçiniyor, elinde birikmiş parası yok, borcunu çevirmek, masrafını karşılamak için hasadını bir an önce paraya çevirmek zorunda. Hasattan bir buçuk ay sonra alıma başlasanız ne işe yarar? Çiftçiyi çoktan stokçuların, karaborsacıların, tefecilerin kucağına attınız. Bakın, bu arada neler oldu? Üretici 30 Eylülde çeltiğini emanete bırakmaya başladı. Şimdi işletmeciler çiftçilerimize ne diyor? "Emanetteki malını 2 liraya alırım, parayı da yıl sonunda veririm." Sayın Bakan, şimdi, bu çeltik üreticimiz ne yapsın? Alacağını tahsil etmek için kapısına dayanan bankalara ne desin? O çeltiği 2 liraya elinden çıkarsa bile, parasını hemen alamayacak. Bu, çiftçiye kumpas değil de nedir? Bu, çiftçiyi batağa sürüklemek değil de nedir? İşte, o nedenle bir zamanlar çiftçimizin kara gün dostu olan ofis, devriiktidarınızda çiftçiye eziyet ediyor diyoruz.

Bu konunun bir başka boyutu da ofis tarafından açıklanan alım fiyatı. Ofis diyor ki: 60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltiğin tonunu 2.600 liraya alırım. Hasadı yapılan çeltik ağırlıklı olarak 45 randıman, ton fiyatı 2.250 lira. Geçen sene bu randımandaki bu çeltiğin ton fiyatı 2.800 liraya kadar çıkmıştı. Şimdi, fiyat daha da aşağıya inmiş. Gören de enflasyon eksilerde; gübre, ilaç, tohum fiyatları düşmüş zanneder. Kendi enflasyonunu yüzde 26'dan hesaplayıp maaşlarını buna göre artıranlardan gübrenin, ilacın, mazotun fiyat artışını umursamalarını beklemiyoruz zaten. Çiftçi çeltiğini 2 liradan elinden çıkarmış, markete gidince 9 lira, 10 liradan pirinci almış, kimin umurunda. Bu politikalar ne çiftçiye gün yüzü gösterecek ne de onun ürettiğini tüketen vatandaşa.

Son sözüm görevi çiftçimizin haklarını korumak, alın terine sahip çıkmak, onların ortak menfaatleri için mücadele etmek olan ziraat odalarımıza: Sizler üreticilerimizin içinden çıkıp geldiniz. Ürkerek "Başıma bir iş gelir mi?" diyerek çiftçimizin hakkı, hukuku, emeği, alın teri korunamaz. Bu memlekette vatandaşın kursağından geçen lokmada sizin, sizin temsil ettiğiniz üreticilerimizin emeği var. O emeğe sahip çıkmak, hakkınızı aramak en asli göreviniz, bunu asla unutmayın. Üreten, ürettiğini hakça paylaşan bir memlekette yaşamak tek isteğimiz. Eğer böyle bir Türkiye yaratacaksak haksızlık karşısında susmayacağız. Ziraat odalarımız da sesini yükseltecek, elini masaya vuracak, çiftçimizin hakkını alana dek susmayacak.

Bu düşüncelerle, bütçenizin hayırlı olmasını diler, Komisyon çalışmalarına halkımızın beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda katkı sunan herkese milletimiz adına teşekkür ederim.