KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle Sayın Bakan, sabahki vermiş olduğum çerçeve hakkında bir bilgi vermek istiyorum size ama şunu da üzülerek belirtmek istiyorum: Çok ön yargılısınız. Hangi bakımdan ön yargılısınız? Sabahleyin gayet nezaket sınırları içerisinde bir tablo hediye ettim size ve dedim ki: Bu tabloyu Bakanlığınıza asın, başucu çerçevesi olarak bulunsun. Bu resim 1930'lu yıllarda muhtemelen Bursa veyahut da Nazilli basma fabrikasında bir fabrikanın açılışı. Diyor ki: "Önceden buğdayı bile dışarıdan alırdık, şimdi ipekliği bile memlekette yapıyoruz." Yani burada bir felsefe var, ben o felsefeyi size söylemek istemiştim, onu anlatmak istemiştim. Bize küçükken coğrafya derslerinde "Kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyiz." diye öğretirlerdi. Şimdi, bunları söyleyebiliyor muyuz Sayın Bakan? Bunu dikkat çekmek ve o anlamda Bakanlığınızın yerli ve millî üretimi her zaman savunmanızı iletmek amacıyla bunu özellikle verdim ama maalesef bu konuda ön yargılı davrandınız.

BAŞKAN - Daha Sayın Bakan konuşmadı ki nasıl ön yargılı davransın?

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Bakan, ülkemizde ne yazık ki geçmişteki hani sık sık bakanların değiştiği bazı kısa ömürlü hükûmetler dönemlerinden kalma bir icraat alışkanlığı var ve bu alışkanlık maalesef sizin döneminizde de aynı şekilde devam ediyor on altı yıldır bu ülkeyi tek başınıza yönetmenize rağmen. Buna kısaca "Günü kurtarma politikası." diyebiliriz. "Et fiyatları mı yükseldi? Patates fiyatları mı yükseldi veya pamuk fiyatları mı yükseldi? Ne gereği var üreticiyi destekleyip sübvansiyonla uğraşmaya, çiftçinin mazotuyla, gübresiyle uğraşmaya? Üretici hakkını alamamış, cari açık artmış, 9 milyar dolar tarımsal gıda ithal edilmiş, kimin umurunda? Hadi bakalım, dışarıdan et ithal edelim, patates ithal edelim, pamuk ithal edelim, böylece rekabet yaratır fiyatları düşürür yerli üreticiyi de ithalatla ıslah ederiz." Sayın Bakan, bu zihniyetle dünyada pamuk üretiminde 7'nci sıradayken pamuk ithalatında 3'üncü sıraya gelmişiz, "Ne önemi var?" mı diyeceğiz? "Biz günü kurtaralım yeter. Nasıl olsa Avrupa Birliği, Amerika 'Üretmenize gerek yok, biz size daha ucuza satarız.' demiyor mu?" Bu mantıkla mı yaklaşacağız?

Sayın Bakan, el akıl verirken bizi değil kendini düşünür. Bu politikalar, evet, günü kurtarıyor kurtarmasına ancak geleceğimizi de ipotek altına alıyor. İthalatla tarım politikası yürütemezsiniz. Tarım "E, ama 3 kuruş daha ucuz." diye her şeyi dışarıdan alabileceğiniz bir sektör değildir. Değerli Bakan, tarım hayattır, bunu çok iyi bilmeliyiz.

Sayın Cumhurbaşkanı geçen gün bir laf etti, ben bunu da dile getirmek istiyorum. Etteki yüksek fiyatları ülkedeki refah seviyesinin yükselmesine bağladı. Sayın Bakan, aslında, hani deyim yerindeyse bizi bu refah mahvetti. Et fiyatları neden yükseliyor? Refahtan.

Eskiden çuvalla, kasayla, tenekeyle alınan gıda ürünleri artık kiloyla, gramla alınıyor. Neden? Refahtan. Altın, döviz neden yükseliyor? Refahtan. İşçi ölümleri? Refahtan. Dış borç?

Refahtan. Yoksulluk? Refahtan. Borsa neden düşüyor? Refahtan. Asgari ücretlinin mutfağına gidip bir bakın Sayın Bakan, et görebilecekmişsiniz. Nasrettin Hoca'nın fıkrasında dediği gibi, eğer refah buradaysa et nerede, eğer et burada değilse refah nerede? "Et fiyatları refahtan artıyor." sözü şu ekonomik tabloyla söylenebiliyorsa ben açık yüreklilikle söylüyorum, iktidarın gözünde miyopluk başlamış demektir.

"Üreten köylü milletin efendisidir." diye öğrettiler bize Sayın Bakan. Ege'de tütün bitti, Çukurova'da pamuk, Karadeniz'de fındık, İç Anadolu'da tahıl. Kurtuluş tarımsal üretimde. Tarım üreticisini ithalat yaparak ıslah etmeye çalışacağınıza üretim için destek verin. Un ucuzlasın diye un ithal edin, patates ucuzlasın diye patates ithal edin, et ucuzlasın diye et ithal edin. Nasıl yapıyorsunuz bunu? "Yerli ve millîyiz." diye diye yapıyorsunuz. "Üretim yapmamız gerekiyor." diyoruz, balıktan bakliyata her şeyi ithal ediyoruz. Dediğimiz gibi, bizi bu refah mahvetti Sayın Bakan. Hatta öyle bir refah var ki vermeniz gereken destekleri bile tam olarak vermediniz. Ülkemizde yıllar boyu yerli yersiz kalemlere hoyratça harcama yapılırken üretimin bel kemiği tarıma Anayasa'nın emrettiği destek neden verilmiyor? Ama kendi çiftçimizden esirgediğimiz desteği Fransız çiftçisine veriyoruz. Bu ülkenin Tarım Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Tarım Bakanı Fransa tarımına yaptığı katkılar nedeniyle Fransa'da şövalye nişanı aldı Sayın Bakan. Değerli Komisyon üyeleri, bakın, şuradaki resim. Her şeyimiz tamdı, sadece bir tane şövalye bakanımız yoktu, bu iktidar sayesinde buna da kavuştuk hamdolsun. Sayın Bakan, bu mantık yanlıştır. Eğer Fransa'daki Tarım Bakanı Türk tarımına yaptığı katkılar nedeniyle ödül alsaydı, herhâlde Fransa'ya sokmazlardı. Bu mantık yanlıştır.

Sayın Bakan, Muğlalı üreticilerimizin de yerel ve genel anlamda sizlerden beklentileri var, şimdi de bunlardan bahsetmek istiyorum. Çiftçi Kayıt Sistemi işlemlerinin tamamen ziraat odalarına devredilmesi, çiftçiye ÖTV'siz motorin verilmesi, tarımsal alanlarda elektrik altyapısına yatırım yapılması, zirai ilaç bayisi olan odalarda reçete yazılabilmesi, tarımsal amaçlı traktör ve iş makinalarının ziraat odalarınca ruhsatlandırılması, makine ekipman desteğinin devam etmesi, tarımsal girdi fiyatlarının kontrol edilmesi, tarımda eşiyle çalışan kadın çiftçilere Sosyal Güvenlik Kurumu güvencesi verilmesi, yüzde 50 hibe projelerinde kadastral yol sorununun çözülmesi, tarımsal alanlarda kır bekçisi ve sulama görevlisi görevlendirilmesi, Tarım Kredi Kooperatifleri kredilerinin faizlerinin düşürülerek Ziraat Bankası seviyesine çekilmesi, balık üretim tesislerinde aile işletmeciliği kapsamında değerIendirilen işletmelerde 50 ton olan üretim kapasitesi şartının 25 tona düşürülmesi, 2/B Tarım arazilerinin satış fiyatlarının düşürülmesi ve ödeme vadelerinin uzatılması, tarımsal desteklerin arttırılması ve toprak tahlilinde 50 dekar ve üzerine verilen analiz desteğinin 25 dekara düşürülmesi, 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın 94'üncü maddesi gereği tarımsal desteklerden kesilen gelir vergisi kesintisinin kaldırılması, mahallelerde yerleşimin devam edebilmesi ve şehre göçün önlenmesi için küçük aile işletmelerine ORKÖY kredilerinde olduğu gibi, uzun vadeli küçük ve büyük baş hayvancılık kredisi verilmesi; istimlak yapılan tarım alanlarında, 2/B çalışmalarında ve mera komisyonlarında, teknik inceleme komisyonuna il ve ilçe ziraat odası başkanlarının veya temsilcilerinin katılımının sağlanması, tarımsal üretim amaçlı hazine arazilerinin kiralanmasında Büyükşehir Yasası'ndan kaynaklı kiralamaya engel ilgili maddenin düzeltilmesi, Muğla ili genelinde özellikle taban arazilerdeki zeytin ağaçlarında görülen ve gittikçe yaygınlaşan, dolayısıyla zeytin bahçelerinin yok olmasına sebep olan halkalı leke hastalığıyla mücadele konusunda Bakanlığınızca beş yıllık proje geliştirilmesi ve bu kapsamda teknik destek verilmesi, herhangi bir üst birliğe -Süt Birliği, Alabalık Yetiştiricileri Birliği, Damızlık Birliği- üye olan çiftçilere devlet desteği yapılırken mutlaka ziraat odalarına üyelik belgesinin güncellenmiş hâliyle talep edilmesi, direkt destekleme ödemesi yapılmaması; ziraat odasına kayıtlı resmi plakalı araçlardan motorlu taşıtlar vergisi alınmaması, Muğla ilimizdeki dağ köylerinde zeytin alanlarının yoğun olduğu bölgelere tarımsal amaçlı yollar yapılması; ilimizde projesi yapılan sulama göletlerinin yapımına başlanması, boşa akan ancak biriktirilecek, tarımsal sulamada kullanılabilecek kaynakların da çalışmalarının yapılarak üretime kazandırılmasının sağlanması.

Sayın Bakan, zeytinyağı hakkında birkaç cümle kurmak istiyorum. Zeytinyağında kaliteyi arttıran erken hasat, soğuk sıkım yöntemi teşvik edilmelidir. Kaliteli zeytinyağına daha yüksek, düşük kaliteli zeytinyağına daha az prim verilmelidir. Uygulanmakta olan prim desteği mutlaka arttırılmalıdır. Coğrafi işaretli zeytinyağlarına özel teşvik olmalıdır. Türkiye'nin en önemli ithalat kalemlerinden birisi yağ ithalatıdır. Yağ ithalatı kısıtlanmalı, zeytinyağı kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Zeytinyağında tağşiş mutlaka engellenmeli, yol üzerlerindeki satış yerlerinde markasız zeytinyağı satışına izin verilmemeli.

Bir diğer konu... Fethiye'mizin yirmi beş yıllık hayali olan Babadağ Teleferik Projesi'nin 2019 sonu olarak planlanan bitirilme süresi için beklenen ön iznin ivedilikle imzalanması, 2020 Dünya Hava Oyunlarının Babadağ'da yapılması bakımından aciliyet arz etmektedir.

Diğer konu... Türkiye'de gerçekleşen kültür balığı üretiminin yüzde 65'i Muğla ilimizden gerçekleşmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Girgin, toparlayalım lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Üretime ve ekonomiye bu kadar büyük katkı sağlayan balıkçılarımızda bazı sorunları var. Sizlere bunu da iletmek istiyorum. Özellikle, bakınız, balık bir temel besin maddesi fakat hâlen yüzde 8 KDV uygulanmakta Sayın Bakan. Sağlık yönünden bu kadar değerli bir üründen mutlaka diğer temel besin maddeleri gibi KDV yüzde 1 alınmalıdır.

Ayrıca, Muğla'mız balcılıkta da marka bir ilimizdir. Balcılık noktasında da önemli bir ildir Muğla. Mutlaka balcılığı teşvik etmeliyiz. Bu noktada, orman içlerine veya yakınlarına kovan koymaya uygun alanlar oluşturmalıyız. Sahte ve katkılı bal satışını önlemek için derhâl adımlar atmalıyız. Denetimler artmalı, markasız bal satışı kesinlikle engellenmelidir

Tarım ve hayvancılıkta, bu stratejik üretim kolunda kullanılan elektrik ve mazottaki KDV oranlarının düşürülmesi, üretimin desteklenmesi, akılcı ve bilimsel tarım politikalarının izlenmesi çiftçilerin başlıca talepleridir Sayın Bakan.

Sayın Bakan, çok naçizane bir şey söylemek istiyorum, lütfen alınmayın. Siz ve sizden önceki Tarım Bakanlarımızın ziraatla, toprakla, tohumla mesleki anlamda bir bağı yoktur. Umarım bu Bakanlık size tarımı, üretimi, tohumu ve emeği sevdirir.

Bu duygu ve düşüncelerle saygıyla selamlıyorum. Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.