KOMİSYON KONUŞMASI

METİN İLHAN (Kırşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, ben de dâhilîye uzmanıyım, yirmi yıldır doktorum. Kırşehir Milletvekiliyim. Kırşehir'de çalıştığım süre içerisinde günlük 100-150 hasta bakıyordum. Hastanemizin çok büyük bir problemi var. Hastanemizde çalışan insanlar çok iyi döner sermaye almadıkları için hasta sayısında kısıtlama yaptılar, günlük 30-40 hasta bakıyorlardı. Aynı zamanda döner sermaye düşük olduğu için, malpraktisler çok yüksek olduğu için ameliyatlar da yapılmamaya başlandı. Hastalar sağa sola sevk edilmeye başlandı, özellikle Kayseri'ye ve Ankara'ya. Bir safra kesesi ameliyatı bile yapılmamaya başlandı Kırşehir'de. Bu konuya el atmanızı istiyorum, maalesef böyle.

Hastanemizde kan ve kan ürünlerine ulaşmamız mümkün değil. Özellikle trombositler Kayseri'den geliyor Kırşehir'e. Kırıkkale'ye de Ankara'dan geliyormuş, öyle duyduk. Bu bizim için büyük bir sıkıntı çünkü kanamalı hastaya müdahale etmemiz gerekiyor, kanamalı hastaya müdahale edemiyoruz. Bunun önlemini mutlaka almanızı istiyoruz çünkü bu bizim için büyük bir sorun. Hemen hemen bütün doktorlar trombosit yönünden bir soruşturma geçirdiler Kırşehir'de. Çünkü trombositler yedi saatte geliyor, hastayı sevk etseniz iki saatte hasta gidecek ama hastayı hiçbir merkez kabul etmiyor.

Sizden bir ricamız daha, isteğimiz daha, bu sevkleri lütfen erken kabul etsinler, doktor arkadaşlar çok sıkıntılılar bu konuda. Çünkü hem hasta yakınları hem doktorlar bu durumdan çok mağdur duruma düşüyorlar. Geçen yine bir hasta daha, aynı şekilde diyabetten ölen 17 yaşındaki hastamız gibi, diyabet hastası, beni aradı on beş gün önce, insülin pompası kullandığını söyledi; dolar kurundan dolayı insülin pompasının fiyatının arttığını ve artık kullanmayacağını söyledi. Ben de ısrarla kullanması gerektiğini, en azından 4 defa insülin alması gerektiğini söyledim fakat bunu yapmamış, tablete geçmiş kendi kafasına göre. Tip I diyabetti. Bu hasta ketoasidoz komasına girdi. On gün, on beş gün yoğun bakımda yattı ve daha sonra iyileşmeyle taburcu oldu fakat bu bende büyük bir korku uyandırdı çünkü sonuçta hastalarımız çok bilinçli değil Türkiye şartlarında. Mutlaka insülin endikasyonu var tip I diyabetin. Bu hasta tablet kullanarak büyük bir tehlikeye girdi. Sizden isteğimiz, bu insülin pompasının geri ödeme kapsamına alınması. SGK tarafından herhâlde ödenmiyormuş. Fiyatı da dolar kurundan dolayı 18 bin liraya çıkmış.

Az önce bir mesaj daha aldım. Bir lösemi hastamız var, 3,5 yaşında. Çocuğun ismi Yavuz Vehbi Köroğlu. Bu da aslında denk geldi, az önce mesaj geldi. Bu çocuğun ilacını bir defa ben büyük bir çabayla getirtmiştim. İlacın ismi Oncaspar. Bu, kemoterapi ilacı. Bu lösemili hastalarda, özellikle çocukluk çağındaki lösemilerde tedavi şansı çok yüksek, tedavi başarısı çok yüksek, siz daha iyi bilirsiniz. Ama ilacı almadığınız zaman hem hasta yakınları hem doktorlar sıkıntıya giriyor. Onun için bu Oncaspar'a nasıl bir çözüm bulabiliriz, bunu soracaktım.

Diğer bir sorum da aile hekimliği 2005 yılında Türkiye'de Düzce'yle başladı fakat hiçbir zaman sevk zincirine bir türlü giremedik. Aslında amaç birinci basamak olarak aile hekimliğini kullanmaktı fakat hastalar baş ağrısı, diş ağrısı, diz ağrısıyla bile üniversite hastanelerine gelmekteler. Bu da bizim için büyük bir sıkıntı. Kanser hastalarına mı bakalım, diyabet hastalarına mı bakalım, hipertansif hastalara mı bakalım yoksa topuk ağrısıyla, diz ağrısıyla mı uğraşalım? En kısa zamanda isteğimiz, aile hekimliğinde sevk zincirinin yeniden getirilmesi.

Bir de obezite konusunda bir saptamam var. Benim de yakın zamanda obeziteden ameliyat olmuş bir akrabam vefat etti. Bu obezite merkezlerini ciddi bir şekilde taramak lazım. Tabii ki başarılı olan merkezler de mutlaka vardır fakat yapılan yerin ameliyathanenin şartları mı uygun değil, yoksa cerrah mı yetersiz, onu bir tekrardan tetkik etmek gerekiyor çünkü eğer obezite cerrahisinde başarılı olamazsanız bunun sonuçlarının çok vahim olduğunu hem medyada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)