| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Sağlık Bakanlığı b)Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü c)Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ç)Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı d)Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu e)Türkiye Halk Sağlığı Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 13 .11.2018 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmeleri vesilesiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum, bakanlığın bürokratlarına da sevgiler sunuyorum.
Sağlık hizmetleri açısından Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu değerlendirecek olursak bazı rakamların altını çizmek gerekir diye düşünüyorum.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında sağlığa en az kaynak ayıran ülkelerden biridir. OECD ülkelerinin sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ortalaması yüzde 9,5'tur. Türkiye ise 35 OECD ülkesi arasında gayrisafi yurt içi hasıladan sağlık sektörüne yüzde 6 ilâ 4 arasında kaynak ayıran bir ülke konumundadır. Az kaynak ayıran diğer ülkeler ise Meksika, Estonya ve Polonya gibi ülkelerdir.
Diğer taraftan, Türkiye, OECD ülkelerinde ilaç ve tıbbi malzemeye en fazla harcama yapan ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye, ilaç ve tıbbi malzemelere yapılan harcama oranının yüksek olduğu ülkeler arasındadır.
Türkiye, hasta başına doktor sayısı, hasta başına hemşire sayısı ve yatak sayısı bakımında OECD ülkeleri arasında en son sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle doktorlarımız, hemşerilerimiz, diğer sağlık personelimiz çok zor şartlarda, özverili bir şekilde sağlık görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Doktor, hemşire ve diğer sağlık personelimizin yükünün azaltılması ve haklarının verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, çoğu vatandaşımızın hastanelerde insanca, yatarak tedavi edilebilmeleri mümkün hâle getirilmelidir. OECD ülkelerinde bin kişiye ortalama 3,1 doktor düşerken Türkiye, bin kişiye 1,7 hekimle Şili'den sonra en düşük hekim sayısına sahip ülke konumundadır. OECD ülkelerinde bin kişiye 8,7 hemşire düşerken Türkiye, bin kişiye düşen 1,5 hemşireyle Şili'yle birlikte en son sırada yer almaktadır. Yine, bin kişiye düşen ortalama yatak sayısı OECD ülkeleri arasında 4,9 olduğu hâlde Türkiye'de 2,5'tir. Türkiye'nin sağlıkta istenilen kaliteye ulaşması için doktor sayısını, hemşire sayısını ve yatak sayısını OECD ortalamasının üzerine çıkarması gerekmektedir. Türkiye'deki toplam hastane yataklarının bölgelere göre dağılımı da nüfusla orantılı değildir, dengesizdir. 10 bin kişiye düşen hastane yatak sayısı açısından en dezavantajlı bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi'dir. Bu bölgede 10 bin kişiye 17,8 yatak düşmektedir. 10 bin kişiye düşen hastane yatak sayısının en yüksek olduğu bölge ise 32,8 yatakla batı Anadolu bölgesidir.
Yıllardır birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda ve kullanım seviyesinin artırılmasında istenilen başarı seviyesine erişilememiştir. Birinci basamak sağlık kurumlarında sunulmakta olan sağlık hizmetleri hem hastalıkların erken teşhisi nedeniyle daha etkili tedavinin başlatılmasında hem de artan sağlık harcamalarının kontrol altına alınmasında önemli bir yere sahiptir. Ancak yıllardır birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda ve kullanım seviyesinin artırılmasında istenilen başarı seviyesine erişilememiştir.
Bir başka nokta, özellikli gruplarla ilgilidir; bedensel, zihinsel, sosyal veya ekonomik koşulları nedeniyle özel ihtiyaçları olan hastalarla, insanlarla ilgili durumdur. Bu gruplara götürülen birinci basamak sağlık hizmetleri yetersiz görülmektedir. Nüfusumuz her geçen yıl yaşlanmaktadır, yaşlanma dolayısıyla hastalıkların görülme sıklığı, hastanelerde kalış süreleri ve hastalık yükünün değişmesi, verilen sağlık hizmetlerinin yapısı, organizasyonu ve finansmanı hususunda yeniden yapılanma anlamında önemli ihtiyaçların açığı vardır. Bu gelişmeler neticesinde rehabilitasyon hizmetleri Türk sağlık hizmetinde giderek önemini artıracaktır. Özellikle bu gruplara götüren birinci basamak sağlık hizmetleri yetersizdir, özellikli gruplara hizmet götüren kurum ve kuruluşlar arasında eş güdümün sağlanarak hizmetlerin iyileştirilmesi gerekmektedir.
Koruyucu sağlık çalışmaları da yetersiz kalmaktadır. Bulaşıcı olmayan ve kronik nitelikli olan hastalıkların en önemli nedeni bireylerin yaşam şekliyle ilgili özelliklerdir. Tütün, alkol, bağımlılık yapan maddeler, şeker, tuz kullanımına dayalı sorunlar bu açıdan önemlidir. Sağlıklı gıdaya erişim ülkemizde önemli bir sorun hâline gelmiştir. Sağlıklı ve güvenli çevrenin oluşturulmasına yönelik sorunlarımız vardır. Toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerindeki yetersizlikler de buna eklenince koruyucu sağlık ve diş sağlığı hizmetlerinde de yetersizlikler olduğu dikkate alındığında bu noktanın yani koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli çalışmalar yapmanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Performansa dayalı ek ödeme sistemi uygulamada hastalara gereksiz işlemlerin yapılmasına ve sağlık harcamalarının artmasına neden olmaktadır. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde performansa dayalı ek ödeme sistemi ortaya birtakım sorunlar çıkarmaktadır. Hastalara gereksiz işlemlerin yapılması, sağlık harcamalarının artması, hastaların ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine uygun yerlerde erişiminin önünde bazen engel olarak görülmesi gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
Sağlık sistemi içerisinde uygulanan ödeme modelleri sistem içerisinde pek çok şeyi etkilemekte ve değiştirmektedir. Dolayısıyla, nasıl bir sistem isteniyorsa o sisteme uygun ödeme modelleri geliştirilmelidir. Şu an uygulamada olan performansa dayalı ek ödeme sistemi yurt dışındaki uygulamalar incelenerek geliştirilmiş ancak politik baskılar ve ulusal politikalarla oldukça zedelenmiş ve bozulmuştur. Özellikle puanlarla oynanarak bir maaş sistemi gibi görülmüş, ödemelerde eşitlik ve adalet aranarak geliri kazanan yerlerden alıp kazanmayan yerlere de dağıtmak yoluyla sağlık hizmetleri üretim verimliliği zayıflamıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı uygulamak istediği politikalarda bu sistemi bir araç olarak kullanmaya başlamış ve sistem oldukça karmaşıklaşmıştır. Performansa dayalı ek ödeme sistemi bir dönem çok önemli fonksiyonlar yerine getirmiş olmakla birlikte bugün pek çok sorunun kaynağı hâline gelmiştir, sürekli revize edilmesi ve gözden geçirilmesinde fayda vardır.
Sağlık hizmetlerinde mali sürdürülebilirlik son derece de önemlidir. Sağlık sisteminin kendisinden beklenilen sorumluluklarını yerine getirebilmesi için gerekli miktarda kaynak toplayabilmesi gereklidir. Bugün sağlık sistemi, harcamalarını topladığı gelirlerle finanse edememektedir, hazine ve mali yardımlarla bu sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu durum uzun dönemde sürdürülebilir gözükmemektedir. Bu nedenle sürdürülebilir bir yapısal dönüşüme ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır.
Sağlık sektöründe araştırma ve geliştirme çalışmalarının desteklenmesine yönelik olarak birçok teşvik mekanizması bulunmasına rağmen bu mekanizmaların sektör açısından ilgi çekici olmamasından dolayı Türkiye'de bu alanda yeterli miktarda AR-GE yapılmamaktadır. Tıbbi cihaz, bakım ve onarım standartlarında eksiklikler sağlık harcamalarında artışa neden olmaktadır. Desteklerin sektörü cezbedecek şekilde revize edilmesi, sektörün daha çok yerli üretim gerçekleştirmesine, ihracat yapmasına ve netice olarak cari açığın azalmasına katkı sağlayacaktır.
Koruyucu sağlık faaliyetlerinin yetersiz olması mevcut durumda sağlık harcamalarının büyük bölümünün yatan hasta ve ayakta tedavi hizmetlerine ayrılmasına neden olmakta, dolayısıyla da daha yüksek maliyetler oluşmasına ve kişilerin yaşam kalitesinde düşüşe neden olmaktadır.
Belki sağlıkta son dönemlerle ilgili en önemli konulardan biri kamu-özel iş birliği projeleridir. Kamu-özel iş birliği projesi kapsamında yapılan şehir hastanelerine ilişkin bir bilgilendirme bulunmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlar mısınız Sayın Şener.
Buyurun.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kamu-özel iş birliği projelerinde böylesine derin bir gizliliğin bulunmasının nedenleri bir türlü anlaşılamamaktadır. Bu hastanelerin yapımıyla ilgili ihale şartları nelerdir? İhalelere hangi firmalar girmiştir? Bu hastaneler ortalama kaç TL'ye yapılmıştır? Bunlara verilen garantiler nedir? Bu inşaatların yapımıyla ilgili denetimler nelerdir? Bugüne kadar her bir hastane için ne kadar ödeme yapılmıştır, önümüzdeki dönemde ne kadar ödeme yapılacaktır? Toplam fayda ve maliyet açısından analiz edildiğinde bu yöntemin faydaları nedir, maliyetleri nedir? Bu konularda açık, şeffaf bir bilgilendirme maalesef mevcut değildir ve büyük bir gizlilikle bu projeler devam etmektedir. "Siz hizmete bakın, maliyetlere bakmayın, nasıl yapıldığına bakmayın, etik boyutlarını fazla kurcalamayın." deme hakkına hiçbir sorumlunun sahip olduğunu düşünmüyoruz. Dolayısıyla, kamuoyunu düzgün bir şekilde bilgilendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Yapılan işlerin açık, şeffaf ve anlaşılır olmasını da beklediğimizi ifade etmek istiyorum ve hepinize saygılar sunuyor, Sağlık Bakanlığı bütçesinin tüm çalışanlara ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.