| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Ticaret Bakanlığı b)Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı c)Ekonomi Bakanlığı ç)Rekabet Kurumu d)Helal Akreditasyon Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 09 .11.2018 |
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, hayırlı olsun.
Özellikle benim girmek istediğim konu, krizle ilgili artık kabul etmenizi bekliyorum, özellikle Ticaret Bakanlığının bu konuda son derece önemli bir görevi var.
Şimdi, eğer bir teşhis koymazsanız hastalığın tedavisini yapma imkânınız yok. Teşhis belli, müthiş bir daralma yaşanıyor. Bu daralmayla ilgili de sizin önce teşhisi koymanız, tedaviyi de özellikle Bakanlık sorumluluğunu üstlenerek yapmanız gerekiyor.
Bugün konkordatoyla ilgili rakamları açıklayınca insanlar şaşkınlığa uğruyor. 3 binin üzerinde konkordato ilan edilmiş ve 30 milyar lira gibi bir büyük hacimden yani eski parayla 30 katrilyon gibi bir büyüklükte hacimden bahsediliyor. Bunun etkisi tek taraflı olmaz, konkordatoyu ilan eden firmanın borçlusu olduğu şirketleri de derinden yaralayacak... Örnek vermek gerekirse, 3 binin üzerinde şirketin ya da yuvarlak 3 bin şirketin alacaklı sayısına 10 deseniz 30 bin firmayı etkileyebilir hatta domino etkisiyle onların batmasına sebep olabilir bir durum.
Bugün özellikle daha henüz hissedilmeyen bu kriz ortamı -sizce tabii- reel sektör tarafından derin bir şekilde hissediliyor. Cirolar düşmüş durumda, satışlar çok fazla gerilemiş durumda ama şirketlerin enerji giderleri, genel giderleri aynı, sabit bir şekilde duruyor ve burada bir tedbir beklentisi içinde olan... Ki geçtiğimiz yıl KGF'den verilen 220 milyar gibi bir para var, onlar bile piyasayı rahatlatamadı çünkü yatırıma gitmedi KGF, 220 milyar gibi bir rakam... Onun dışında, KOSGEB'den verilen, Odalar Birliğinden verilen nefes kredisi gibi krediler toplamı 450 milyar civarında tahmin ediliyor. Böyle bir rakam, böyle bir para piyasaya girmesine rağmen yatırıma dönmedi, borçların ancak ötelenmesine fayda sağladı ve bugün geldiğimiz noktada bu büyük krizle reel sektör karşı karşıya kaldı. Burada alınabilecek tedbirleri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde alınabilecek tedbirleri birçok ortamda sıklıkla söyledik.
Ağustos ayındaki döviz şoku aslında tam bir kalp krizi tanımlamasıyla... Ki kriz öyledir, beklenmedik anda başa gelen bir şey, deprem gibi, sel felaketi gibi ya da bir insanın başına gelebilecek kalp krizi gibi tanımlayabilirsiniz; o yüzden bunun tanımını doğru koymanız gerekiyor. Kalp krizi kalbin bir bölümünü götürür, damarlarda tıkanıklık falan filan, o hasta artık bir daha eski faaliyetlerini yürütemez hâle gelir. Şu anda ekonominin durumu bu yani kriz ortamında tanımlamaları doğru yapmazsanız çıkış yollarını da bulamazsınız. Artık bunu samimiyetle piyasalarla paylaşıp onlara ne yapabileceğinizi... Ki bu bütçenin krizden çıkışla ilgili çok da böyle ümit verecek bir bütçe olmadığını da burada söylemek zorundayım.
Özellikle ithalat-ihracat ilişkisinde geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı yaptınız ve ticaret fazlası verme noktasına geldiğimizi söylediniz ama hem dövizden dolayı bizim fiyatlarımızın, bizim ürünlerimizin fiyatları çok düşük seviyede kaldı, yurt dışında alıcı ürünleri cazip olduğu için aldı. Bir de stok meselesi var, özellikle stoklar satıldı, satılan stokların yerine konulabilmesi için de -ki biz ithalatçı bir ülkeyiz, ithalat yapmadan ihracat yapma ihtimalimiz yok- döviz ve kredinin bulunması gerekiyor, her ikisi de sıkıntılı durumda. Bugün biraz döviz aşağı düşmüş gibi gözükse de bunun piyasalar üzerinde -biraz önce verdiğim örnekte olduğu gibi, kalp krizi örneğinde olduğu gibi- etkisi çok fazla olmaz; dalgalanma çok yüksektir, bu dalgalanmanın durdurulması için de istikrar, özellikle Merkez Bankasından başlayarak finans kurumlarında istikrar gerekir.
Bakın, şimdi, 10 milyon gibi limiti olan bir firmanın ödediği tarafın limit dışı bırakılıp krediye ulaşımda zorluk çektiği çok net ve açık. Bankalar temkinli davranıyor, kredi vermiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Hemen toparlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Eğer kredi konusunda özellikle küçük ve ortak ölçekli işletmeler sıkıntı çekerlerse bu konkordatoların arkası iflaslarla sonuçlanacaktır, çok yoğun bir şekilde bundan sonra bunu beklemek lazım. Çünkü bugün daha henüz 3 bin civarında konkordato ilan edilmiş fakat bunlar diğer sektörleri de tetikleyecek, en büyük belirtiyi de lojistik sektöründe görüyoruz.
Lojistik sektöründe çok ciddi yarılmalar var çünkü buradan ihracattan mal götüren lojistik firmaları, dönüşte ithalat ürünlerini de aynı firmalara getiriyordu. Şimdi, gidiş yollarında malla gidiyorlar, dönüşlerinde boş geliyorlar. Buralarda lojistikle ilgili, eğer lojistik şirketleri batarsa malımızı taşıtabilecek yani üretim yapanların malını taşıtabilecek lojistik firmaları bulamayacağız.
Yani, şunu net olarak son defa söyleyeyim: Bu dalga gıda sektörüne doğru da yayılıyor. Bir süt ürünü üreticisi, Türkiye'de bir firmanın konkordato ilan ettiğini biliyorsunuz, ismini telaffuz etmeyeyim. Bunun vuracağı yer köylülerdir, çiftçilerdir yani 3 ineği, 5 ineği olup kapısından sütünü alıp, işte, tereyağı falan filan üreten bir firmanın piyasaya verebileceği tahribat çok yüksektir. Arka arkaya özellikle süt ürünlerinde ve gıda ürünlerinde konkordatolar bekliyoruz, bununla ilgili acil tedbir almanızı bekliyorum.
Başarılar diliyorum bundan sonraki dönemde. Bütçeyle ilgili de umarım Türkiye'ye faydalı olur.
Saygılar sunuyorum.