| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı b)Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı c)Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı d)Mesleki Yeterlilik Kurumu e)Devlet Personel Başkanlığı f)Türkiye İş Kurumu g)Sosyal Güvenlik Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 08 .11.2018 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Bakan, ben size bir teşekkür ederek başlamak istiyorum, Sıla'ya açtığınız telefon için teşekkür ediyorum. Her ne kadar karanlık zihinler tarafından hedefe oturtulmaya çalışılsanız da yaptığınız şey kıymetliydi. Kadını illa birinin kızı, birinin karısı olarak görmek isteyen bu zihniyete karşı kadın olarak da var olduğumuzu hatırlatmakta fayda var sanıyorum. Bu açıdan teşekkür ediyorum.
Bir konuda daha tebrik etmek istiyorum çünkü sanıyorum dünyanın en eklektik ve eksantrik bakanlığını üstlenmiş durumdasınız şu anda. Çalışma Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir potada eritildi fantastik bir girişimle. Bu konuda da teşekkür ediyorum.
Düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum -aslında benim işim genelde Çalışma Bakanlığıylaydı, o yüzden Çalışma Bakanlığıyla ilgili konuşacağım- neden böyle bir tasarrufta bulunulduğunu ben anlamadım, buradaki değerli bürokratlarımızın anladığını da düşünmüyorum. Çok demokratik bir ülkede yaşadığımız için ismini vermeden yazılmış bir makale var, Denizli'de bir sosyal güvenlik uzmanı tarafından. Şöyle diyor: "İşçi ölümleri fıtrat olarak görülüyor." Kadın-erkek eşitliği zaten fıtrata aykırı şekilde değerlendiriliyor. Herhâlde bir fıtrat birlikteliği yakalanmak istendi sizin Bakanlığınızda diye düşünüyorum. Bu konuda da Allah kolaylık versin diyorum size.
Dediğim gibi, konuşacak çok şey var. Uzun uzun sosyal yardımlardan bahsedildi mesela. Bu sosyal yardımların, yoksul insanlar, bilerek yoksullaştırılan insanlar üzerinde Demokles'in kılıcı gibi nasıl sallandığından ben etraflıca bahsetmek isterdim ya da seçim çalışmaları sırasında karşılaştığımız "Ya biz şimdi oy vermezsek sosyal yardımlarımız kesilir." anksiyetesinin temellerini de gayet iyi biliyoruz, bundan da konuşmak isterdim ama...
Benim aslında siyasete girme sebeplerimden biridir Çalışma Bakanlığında gidip gidip duvara çarpmam. O yüzden kendi uzmanlığımda konuşacağım.
On yıldır ben Çalışma Bakanlığıyla uğraşıyorum Sayın Bakan, sendika avukatıyım çünkü. Aslında hepinizin de ilgisini çeken bir şeyden bahsedeceğim. Her akşam evinize gittiğinizde açtığınız televizyon dizilerinden, keyifle oturup izlediğiniz sinema filmlerinden bahsedeceğim müsaadenizle. Ülkemizde her yıl 700 tane reklam filmi, 70 tane sinema filmi, 80'e yakın televizyon dizisi çekiliyor. Otuz saniyelik bir reklamı çekmek üç gün sürer, yüz yirmi dakikalık bir film beş ila altı ay sürer, yüz seksen dakikalık hatta iki yüz dakikalık diziler şu anda beş günde çekiliyor.
Daha vahim bir şey söyleyeceğim, size bir ihbarım var. Benim bu konuda verdiğim belki 30 tane dilekçem var, benim derken sendikamla birlikte tabii, kişisel değil. Ama sizi ve bütün bürokratları, özellikle SGK Başkanımı burada bulmuşken yüzünüze bu ihbarımı söylemek istiyorum: Devletim zarara uğratılıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu zarara uğratılıyor. On yıldır tüm girişimlerimize karşın buna karşı da bir şey yapılmış değil. Nasıl oluyor? Bütün bu izlediğimiz, keyifle izlediğimiz eserleri üreten insanların gerek kameranın önünde gerek kameranın arkasında 4/A üzerinden sigortalanmaları, aldıkları ücret üzerinden primlerinin işverenleri tarafından yatırılmaları gerekirken kendileri serbest meslek erbabı gibi değerlendiriliyorlar, 4/B üzerinden komik rakamlarla sigorta primlerini kendileri ödemek zorunda kalıyorlar, bir kısmının hiçbir şekilde sigorta kaydı zaten yok. Bu yüzden elimizde bu konuda bizim sağlıklı bir veri de yok. Bu suretle sizinle defalarca toplantı yaptık, sizinle derken Bakanlığınızla; 2011'de, 2013'te, 2014'te defalarca toplandık, her seferinde Sayın Bakanlığımızın bize söylediği şey şu oldu: "Haklısınız, oyuncu da işçidir, kamera arkasında çalışan da işçidir. Bu insanların 4/A üzerinden sigorta girişlerinin işveren durumundaki yapımcıları tarafından karşılanması gerekmektedir. Denetimler yapıldı, raporlar sunuldu." İnanın, hiç üşenmedik, mesela bir seferinde tek tek tüm dizileri T.C. kimlik numaralarıyla sunduk size. Buna karşın biz bir değişiklik alamadık. Şu anda sektörde bu akşam eve gidip keyifle izleyeceğiniz insanlar bilin ki ya kaçak ya usulsüz şekilde çalıştırılıyor ve bu şekilde bizim kurumlarımız zarara uğratılıyor.
Sadece bu da değil, sendikal örgütlenmelerinin de önü kesilmek istenmekte. Raporunuzda gördüm, e-devlet sistemlerinden övgüyle bahsediliyor, övgüyle bahsedilmesi gereken yerleri de var ama şöyle de çok büyük bir çalışma hakkı ihlali yapılıyor bu suretle: Dediğim gibi, bu insanlar zaten sigortasız. 4/A üzerinden yapılması gereken sigortaları yapılmadığı gibi, sendikaya üye olmak için, e-devlet kapısından üyelik şartı arandığı için artık yapılan son değişikliklerle -ki bu değişiklikler ILO sözleşmelerinin tamamına aykırıdır- sendikal örgütlenmelerinin önü de kesilmek isteniyor. Yani şu deniyor oyunculara ve kamera arkasındaki ekibe: "Kardeşim, ben senin sigortanı yapmıyorum, git başının çaresine bak. Sendikaya da üye olamazsın hakkını aramak için çünkü sigorta girişin yok." Böyle bir garabet içindeyiz ve biz bunu gerçekten yıllardır çözemiyor durumdayız.
Sendikal örgütlenme demişken bir veriden bahsedeceğim. Raporunuzda gördüm, Ocak 2018'de yüzde 12,38'ken, Temmuzda 12,76'ya çıktığını ifade etmişsiniz. Keşke 2002 yılında yüzde 58 oranında bir sendikalaşma olduğunu da vurgulasaydık, belki durumun vahameti bir parça da olsa ortaya çıkardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kadıgil.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür etmeyin. Geçen görüşmelerden bir dakikalık hakkım var sizde Sayın Başkan. Çünkü burada asıl söylemek istediğimi söyleyemedim.
BAŞKAN - Vallahi yalan değil, ben yine dört dakikada bitirirsin diye bekliyordum ama.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Tam bir dakika istiyorum efendim.
BAŞKAN - Tamam, buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Asıl söz alma sebebim şu Sayın Bakan: Çocuk oyuncular meselesi. 2018 yılını "Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı" ilan ettiğinizi söylüyorsunuz. Ellerimizle yazdık, size teslim ettik. Bütün uzmanlarınızın bilgisi var, lütfen, bu konuda bilgi alın. Millî Eğitim Bakanlığı geldi, Sağlık Bakanlığı geldi, hepsi onayladı, alkışladı. İş Kanunu'nda bir değişiklik yaptık çocuk oyuncular için çünkü yine her akşam, bu akşam da eve gidip "Ay, ne tatlı." diye izlediğiniz o çocuklar günde on altı ila yirmi saat çalıştırılıyorlar ve bu konuda yazdığımız yönetmelik tam dört senedir Çalışma Bakanlığında olmasına rağmen çıkmış değil. Bu konuda çok fazla çalışma var, uygun görürseniz bunları sunabiliriz. Artık çocuk oyuncular yönetmeliğinin düzgün bir şekilde çıkmasını istiyoruz. Kuşa çevrilen yaptırımlarının tekrar içine girmesini istiyoruz ve her akşam hepimizin gözü önünde istismar edilen çocukların korunmasını talep ediyoruz sizden.
Teşekkür ediyorum.