| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Millî Eğitim Bakanlığı b)Yükseköğretim Kurulu c) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ç)Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı d)Yükseköğretim Kalite Kurulu e)Üniversiteler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 07 .11.2018 |
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Bakanım, öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum, çalışma arkadaşlarınıza da kolaylıklar diliyorum.
Aslında şöyle bir yanlış yapıyoruz, on altı yılın hesabını bir meslektaşıma sormaya çalışıyoruz. Meslektaşım aslında... Müsteşarlık kaldırıldı biliyorsunuz Millî Eğitim Bakanlığında. Şu andaki pozisyon itibarıyla siyasi karar verici noktada olmadığı için on altı yıllık eğitimdeki çürümüşlüğün hesabını tek bir arkadaşımıza sormak bence meslektaşıma haksızlık. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin yetkilileri on altı yılın hesabını vermeliler.
Aslında biraz önce konuşan bir milletvekili arkadaşımız çok net söyledi, dedi ki: "Millî eğitim değil, ak eğitim." Aslında niyet çok açık ve net. Biz millî eğitim savunuyoruz, onlar "ak eğitim" diye bir siyasi partinin iz düşümü bir eğitim politikasını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Mesele çok açık ve net. Vizyon belgesinde de Sayın Bakanın sunuşunda da "Eğitim bir millî politika işidir, bir bütün olarak bu ülke içerisinde vergi veren her yurttaşın tüm sorunlarına sahip çıkacak ortak bir akılla bu işten çıkmamız gerekir." diyor. Doğru söylüyor. Bu sözü sanırım Adalet ve Kalkınma Partisinden biraz önce konuşan milletvekili arkadaşımız gibi düşünenlere söylüyor çünkü biz de Bakan gibi düşünüyoruz. Bu millî eğitim politikası sadece bir siyasi partinin iki dudağı arasına sıkışacak bir politika değildir, bütünlüklü bir politikadır. Bugüne kadar yaşanmışlıklar eğer 6 bakan değişmiş, ana yönelim, ana hedef değişmemişse 14 sistem değişmiş ama buna rağmen bu sistem değişikliğine rağmen ana yönelimde hızla devam eden, yuvarlanacak, uçuruma gidecek bir aracın direksiyonuna eğitimden gelen birini koyuyorsanız aslında araçla birlikte bu arkadaşımızı da uçuruma itiyorsunuz demektir. Buna biz izin vermeyeceğiz. Kendisi bir meslektaştır, öğretmendir.
Öğretmen sorunlarını dile getiren, ilk göreve başladığında 1 milyon öğretmene bir mektup yazdı, öğretmenlerin temel sorunlarına dair çözüm önerileri dedi. Ben bir öğretmenim. Öğretmen diyor ki: "3600 ek gösterge var mı?" Öğretmen diyor ki: "Öğretmenler odasının kapısında 'ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen' diye yazmıyor, bu ayrımı kaldıracak mısınız?" Öğretmen diyor ki: "Bir öğretmenler meslek kanunu çıkmasına ihtiyaç var, bunu çıkartacak mısınız?" Sayın Bakan vizyon belgesini açıkladığında buna ilişkin bir adım atacağını da söyledi, biz böyle bir yasa taslağını eğitimin tüm bileşenleriyle, paydaşlarıyla konuştuk. Eğitim BİR-SEN'e de sorduk, TÜRK EĞİTİM-SEN'e de sorduk, SETA Vakfına da sorduk. Sadece EĞİTİM-SEN'E, EĞİTİM-İŞ'e ya da Anadolu EĞİTİM-SEN'e sormadık. Onlarla birlikte hazırladığımız teklifimizi Parlamentoya sunacağız.
Burada Sayın Bakan'dan istediğim şudur: Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili ve onların eş ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisindeki milletvekillerine çağrımdır: Gelin Bakanımızın da istediği, vizyon belgesinde açıkladığı öğretmen meslek kanununu çıkaralım. 24 Kasım geliyor, Öğretmenler Günü. Gelin, 24 Kasımda... Sanırım Bakanımız bir müjde verecek. Ben müjdenin şu olacağını zannediyorum: "Sözleşmeli öğretmenleri kaldırdım Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı izin verirse. Ücretli öğretmenliğe son verdim. 20 bin öğretmeni 2018'de alacağız diye açıklamıştım. Bundan vazgeçtik. 2019 Şubatında Sayıştayın da emrettiği 153 bin 460 öğretmeni atıyoruz. İkili öğretime son veriyoruz. Öğretmensiz köy, okulsuz öğrenci kalmayacak." diye bir adım atıyoruz diye bir müjde verecek. Ben bununla de yetinmeyeceğini düşünüyorum. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde tüm öğretmenlere 1 maaş ikramiye vereceğini ilan edeceğini düşünüyorum. Çünkü öğretmenleri seviyor, kendisi de bir öğretmen. Bunun hevesiyle yaşıyor.
Ben eğitimde fırsat eşitliği konusunda da adım atacağını düşünüyorum çünkü vizyon belgesinde 4 temel noktaya değindi. Bir; okul, öğretmen, öğrenci ve veli. Ama bütçeyi biz şöyle yapmalıyız: Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine sesleniyorum, Bakanımızın istediği bütçeyi biz sağlayalım çünkü onun elinde hiçbir şey yok. Saraydan gelecek talimata bakmayın, Bakandan gelen millî eğitim politikasına yüzünüzü çevirin, gelin bu toplum sizi ayakta alkışlasın, ihraç olan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Ben hem Komisyonda sözcüyüm hem de Cumhuriyet Halk Partisi Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım. Sözlerimi tamamlamak için bir dakika ek süre verirseniz sevinirim.
BAŞKAN - Tabii, buyurun.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - şimdi, öğretmenler konusundaki hassasiyetinizi biliyorum. Danıştayın bir kararı var, diyor ki: "Yazılı sınavda aldığı puanın 3 aşağısı ve 3 yukarısı verilebilir." Bu Danıştayın kararı. Lütfen Danıştaya önyargılı yaklaşmayın, Danıştayın bu kararına uyun. Mülakatı kaldırmıyorsanız bile yazılı sınavdan aldıkları notun 3 puan altında puan veremezsiniz. Bu öğretmenlere yazık diyorum.
Ben son olarak da şunu söylüyorum: Lütfen üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin yurt sorununu çözmek için ek bütçe talep edin. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar bu talebinizin arkasında duracağız. Sizin istediğiniz her paranın çıkması için elimizi taşın altına değil, bedenimizi taşın altına koyacağız. Yeter ki millî eğitim politikasını bir adım öne çıkaralım diyorum.
Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.