KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Uzun uzun selamlamak isterdim değerli hazırunu ancak ben bu ülkenin bir milletvekiliyim, koskoca bir Cumhurbaşkanı bütçesi üzerinde konuşmak için sadece beş dakikam var. O yüzden özür dileyerek direkt konuya girmek istiyorum.

Bu benim bütçedeki ilk görüşmem. Sabah ondan beri burada oturuyorum. İşimi ciddiye aldım aslında, yolladığınız bütün dokümanlara baktım, tek tek okudum. Danışman arkadaşlarım, sağ olsunlar, uzun uzun konuşmalar hazırladılar. Ama sabah ondan beri buradayım dediğim gibi ve gördüm ki aslında bir hikmeti, bir karşılığı ve bir değeri yok burada söylenen sözlerin. Çünkü genel olarak yaklaşım sadece burada değil -şahsi olarak algılamayın istirham edeceğim- Genel Kurulda da aynı durum içindeyiz. Biz her ne söylersek söyleyelim "Yapılacaksa bir şey biz yaparız." gibi bir anlayış var. Burada 2+2=6 şeklinde bir hesap hatası bulsak dahi, "Düzeltilecekse de biz düzeltiriz, muhalefet bizi eleştirmesin." şeklinde bir tutum içinde hareket ediliyor ve bu gerçekten çok büyük bir sıkıntı. İktidar partisi milletvekilleri kızıyorlar "tek adam" dediğimiz için. Bu, işin en en en kibar tabiridir.

Bir tek soru soracağım. Burada çok değerli bürokratlar var, herkes devlet memuru. Tek bir şey rica ediyorum sizden, bu akşam -biliyorum hepinizin de kendi içinde eleştirileri var, insansınız, olmak da zorunda, devlet yönetimine dair eleştirileriniz var- eve gittiğinizde bir tane "tweet" atmayı deneyin bu eleştirilerinize dair. Önümüzdeki yirmi dört saat içinde görevden alınmazsanız ben bir daha "tek adam" deyimini kullanmayacağıma burada değerli hazırunun önünde söz vermek istiyorum.

Dediğim gibi, aslında konuşacak çok şey, soracak çok şey var. Ben hızlı konuşan bir insanım ama ben bile yetiştiremem beş dakika içerisinde bütün bu bütçeleri. İşte Diyanet İşleri Başkanlığıydı, MİT'ti, kurulan yeni saraylardı vesaireydi, buna dair eleştirilerimi tek başıma beş dakikada yetiştiremem. O yüzden sadece iki noktaya temas edeceğim ve bırakacağım.

Şu anda bir örtülü ödenek sıkıntısı var, anladığım kadarıyla en büyük sıkıntı bu. Örtülü ödenek, bakıyorum burada, toplamda 16,5 milyar TL'ye ulaşıyor. 2019, 2020, 2021 yılı bütçe tahminlerine baktığımızda üç yıl içinde Sayın Erdoğan'ın tek başına harcayabileceği para 16,5 milyar TL. Soruyordunuz ya hani "500 okul arasında neden bizim hiç üniversitemiz yok?" diye çünkü bizim YÖK'e ve bağlı tüm üniversitelerine ayırdığımız para 33 milyarda kalıyor; böyle bir sıkıntımız var, bunun sebebi bu.

Diğer bir yerde bakıyorum, yine çok dikkatimi çeken ve canımı yakan bir husus bu benim çünkü 2012 yılında 98 tane aracı varmış Cumhurbaşkanlığı makamımızın, şu an geldiğimiz noktada 331 tane araba var. Daha kötüsünü söyleyeyim: Bir adım öne geleyim müsaadenizle, milletvekili seçildim, 1 tane arabam vardı. "İtibardan tasarruf olmaz." dedi büyüklerimiz, ben de dedim itibardan tasarruf etmeyeyim, sattım o arabayı, gittim Ziraatten bir kredi çektim. Ama bir yandan da içim rahatsız biliyor musunuz, Anadolu'yu geziyoruz çünkü, çiftçilerin hâli ortada, hayvancıların ortada, insanların hâli ortada, işsizlik almış başını gidiyor; acaba çok mu oldu bu araba dedim. Şimdi, Cumhurbaşkanlığının bütçesindeki arabalara bakıyorum, diğerlerini inanın bir kenara bırakıyorum, sadece 11 tane zırhlı Mercedes görünüyor, S600 Long markaymış. Nedir bu dedim, gittim, anlamam arabadan, "sahibinden.com"a yazdım. 12 milyon 800 bin liraya satılıyor bu arabanın bir tanesi. Cumhurbaşkanlığında 11 tane var bu arabadan. Hadi 1 tanesini, itibardan tasarruf etmez diyelim, Sayın Cumhurbaşkanımız kullansın, geri kalan 10 tanesini satsak 100 milyon liramız olacak bizim fazladan. Bu 100 milyon lirayla... Şu anda mesela Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa yemin birim fiyatı süt fiyatının üstüne çıktı, malumunuz mu bilmiyorum. Bu insanlara versek, belki önümüzdeki krizin getireceği yıkıcı sonuçlara bir parça destek sağlayabiliriz. Tarıma verebiliriz biz bu parayı mesela. Biz şu anda burada oturduk, simit yiyoruz, ne güzel yapıyoruz, çok teşekkür ederim çünkü ejder meyveli smoothie içmesek de olur. Yani eğer ki bir tasarruftan bahsedeceksek ve biz kamuyu tasarrufa davet edeceksek, istirham ediyorum, benim erişimim yok, sizin erişiminiz var, bu söylediklerimi lütfen iletin çünkü bunlar vicdan yaralayıcı bir hâl almış durumda.

Sayın Başkanı kızdırmak istemiyorum bana lokum ısmarladığı için. Kısa kesiyorum ve teşekkür ediyorum.