| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 23 .10.2018 |
HAZİNE VE MALİYE BAKANI BERAT ALBAYRAK - Sayın Başkan, çok değerli Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, değerli basın mensupları; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanın da bahsettiği üzere, yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin ilk bütçesinin hayırlar getirmesini temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Görüşmeler özellikle Plan ve Bütçe Komisyonunda 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerini kapsıyor. Bu görüşmeler sonunda siz değerli Komisyon üyelerinin katkılarıyla son hâlini bulacak ve ondan sonra Genel Kurula inşallah sevk edilecek. Bu noktada, Komisyon süreci boyunca gerek geneli gerek bakanlıklar üzerindeki bütçe görüşmelerinin inşallah hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Sunuşumu genel olarak, öncelikli küresel ekonomi, sonra Türkiye ekonomisi, sonra 2017 yılı merkezî yönetim kesin hesabı, sonra 2018 yılı merkezî yönetim bütçe gerçekleşmeleri ve 2019 yılı merkezî yönetim bütçesinin dışında, kamu finansmanı ve gelir politikaları ve uygulamaları bölümleriyle anlatacağım.
Makroekonomik görünüme baktığımızda, öncelikli olarak küresel ekonomiden bahsederek sözlerime başlamak istiyorum.
İlk olarak küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisine ilişkin genel bir değerlendirmeyle sözlerime girmek istiyorum.
Küresel ekonomi 2017 yılında üretim, yatırım ve uluslararası ticaretteki toparlanmaya bağlı olarak güçlü bir büyüme performansı gerçekleştirmiştir. 2018 yılında ise görece olumlu seyir devam etmekte, bunun yanında başta üretim ve ticaret verileri olmak üzere bir ivme kaybı gözlenmiştir. 2018 yılının ilk yarısında Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan'da gerçekleşen güçlü büyümeyle birlikte emtia ihracatçısı ülkelerdeki ekonomik toparlanma küresel ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Bununla birlikte, Amerika kaynaklı olarak uluslararası ticarete getirilen kısıtlamalar ve bunun yanında jeopolitik riskler sonucunda ekonomik aktivitede nispi bir yavaşlama gözlemlenmiştir. Küresel ekonominin dış ticarette artan korumacılık, jeopolitik riskler ve sıkılaşan finansal koşullara rağmen 2018 ve 2019 yıllarında 2017 yılıyla birlikte paralellik arz ederek 3,7 oranında büyümesi beklenmektedir.
Küresel ticaret Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticari gerilimin etkisiyle hız kaybetmeye başlamıştır. 2017 yılında yüzde 5,2 büyüyen küresel ticaret hacminin 2018 yılında yüzde 4,2; 2019 yılında ise yaklaşık yüzde 4 büyümesi beklenmektedir.
Gelişmiş ülkelerde ekonomik faaliyetler özellikle avro bölgesindeki ivme kaybına rağmen güçlü seyrini korumaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticari gerilim ve artan belirsizlikler ihracatı ve yatırımları olumsuz etkileyerek ekonomik büyümeyi baskılamaktadır. Gelişmiş ekonomilerin 2018 yılında yüzde 2,4; 2019 yılında ise yüzde 2,1 büyümesi beklenmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi korumacı ticaret politikaları ve Amerika Merkez Bankasının faiz artışlarına rağmen destekleyici finansal koşullar ve mali genişlemeyle güçlü görünümünü korumaktadır. Amerikan ekonomisinin 2018 yılında yüzde 2,9; 2019 yılında ise yüzde 2,5 büyümesi beklenmektedir.
Avro bölgesindeki olumlu büyüme performansı bir miktar güç kaybetmesine rağmen devam etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin ticaret politikasına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik riskler önümüzdeki dönemde Avrupa bölgesi büyümesini olumsuz yönde etkileyebilecek faktörler olarak öne çıkmaktadır. 2017 yılında yüzde 2,4 oranıyla son on yılın en yüksek seviyesine ulaşan ekonomik büyümenin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAZİNE VE MALİYE BAKANI BERAT ALBAYRAK - ...2018 yılında yüzde 2; 2019 yılında ise yüzde 1,9 gerçekleşmesi beklenmektedir.
Sayın Başkan, değerli üyeler; gelişmekte olan ülkeler, Çin ve Hindistan'la birlikte emtia ihracatçısı ülkeler öncülüğünde büyümeye devam etmektedir. 2017 yılındaki senkronize büyümenin ardından 2018 yılında gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme performansı, para birimlerindeki değer kayıplarına, yapısal reform çabalarına ve finansal kırılganlıklarına bağlı olarak ayrışmalar göstermektedir. Son dönemdeki Çin'den kaynaklı yavaşlamaların yerini Hindistan'daki büyümenin almasıyla birlikte bu denge süreci hakeza devam etmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin, yüksek emtia fiyatları ve güçlü iç ve dış talebin etkisiyle 2018 ve 2019 yıllarında yüzde 4,7 oranında büyümesi beklenmektedir.
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, iç talepteki zayıflama, Amerika'yla yaşadığı ticari gerilim ve içinden geçmekte olduğu dönüşüm sürecine bağlı olarak daha ılımlı bir büyüme politikasına girmiştir. Çin ekonomisinin 2018 yılında yüzde 6,6 ve 2019 yılında yüzde 6,2 büyümesi beklenmektedir.
2016 yılında artmaya başlayan petrol fiyatları, artan talep, jeopolitik riskler ve üretim kısıtlamaları nedeniyle bu yıl da yüksek seyretmektedir. OPEC ve Rusya başta olmak üzere petrol üreticisi ülkelerin üretim kısıntısını derinleştirmek için atacağı yeni adımlar ve arzı kesintiye uğratabilecek jeopolitik riskler petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılamaktadır. Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri kaya gazı yatırımlarıyla üretiminin artması ve jeopolitik risklerin azalması gibi unsurlar petrol fiyatlarını önümüzdeki yıl aşağıya çekecek unsurlar olarak göz önüne gelmektedir.
2018 yılının ilk çeyreğinden sonra artan ticari gerilim, FED'in para politikası ve doların güçlenmesiyle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları ivme kaybetmiştir. Önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin hız kesmesi, ticari gerilimin azalması ve büyük merkez bankalarından Avrupa Merkez Bankası ile Japon Merkez Bankasının parasal normalleşmeyi zamana yayması beklenmektedir. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının devam edeceği ancak son yılların altında gerçekleşeceği öngörülmektedir.
Küresel ekonomiye dair son iki yıllık dönemde Türkiye'ye etkileri bakımından öne çıkan iki temel gelişme, küresel ekonomik aktivitedeki toparlanmanın istikrar kazanması ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere gelişmiş ülkelerde para politikasındaki sıkılaşmaya bağlı olarak faiz oranlarının yükselmeye devam etmesi beklenmektedir. Bu dönemde ayrıca petrol fiyatlarında ciddi bir yükselişin gerçekleşmesi, Türkiye ekonomisini cari denge ve enflasyon kanalıyla olumsuz etkilemiştir.
Önümüzdeki döneme ilişkin olarak da ticari gerilim, finansal oynaklıklardaki artış ve yükselen borçlanma maliyetleri küresel ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturacak risk unsurlarıdır. Finansal piyasalarda artan risk algısıyla elverişli finansal koşullar kademeli olarak sıkılaşmaya devam edecektir ve orta vadede de küresel ekonomi açısından aşağı yönlü risk faktörleri ağırlığını korumaktadır.
Şimdi, Türkiye ekonomisine geldiğimizde, Sayın Başkan ve değerli üyeler, küresel ekonomideki temel görünümü ve riskleri paylaştıktan sonra Türkiye ekonomisinin değerlendirmesine baktığımızda, ülkemiz son yıllarda çok sayıda iç ve dış şoklara maruz kalmıştır. 15 Temmuz 2016 menfur darbe girişimi, Suriye kaynaklı jeopolitik riskler ve artan terör saldırıları ekonomimizde planlanan yapısal dönüşümlerin gerçekleşmesine fırsat vermemiştir. Küresel finansal koşullardaki dalgalanmaların da etkisiyle makroekonomik istikrar zarar görmüştür.
Bu şokları bertaraf etmek amacıyla ekonomiyi canlandırmaya yönelik uygulamaya koyduğumuz mali tedbirler, destekleyici makro ihtiyati politikalar, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla sağlanan krediler ve olumlu dış konjonktürün etkisiyle 2017 yılında yüzde 7,4 ile güçlü bir büyüme performansını Türkiye ortaya koymuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika lütfen.
Buyurunuz.
HAZİNE VE MALİYE BAKANI BERAT ALBAYRAK - Bu büyüme performansıyla Türkiye, G20 ülkeleri arasında en hızlı ve güçlü büyüyen ülke olmuştur.
2018 yılının ilk yarısında da Türkiye ekonomisi yüzde 6,2 büyüyerek küresel ve yerel ölçekteki birçok belirsizliğe rağmen...