KOMİSYON KONUŞMASI

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, çok değerli Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

24 Haziran seçimiyle birlikte başlayan yeni dönemin ülkemize, demokrasimize hayırlı olmasını diliyorum. Özellikle Adalet Bakanı olarak da çok önemli bir ihtisas komisyonu olan ve ülkemizin demokratik hayatına, hukuk hayatına önemli katkıda bulunacak Adalet Komisyonumuzun çok değerli üyelerine de başarılar diliyorum. İnşallah bu dönemde de Bakanlık olarak hem her türlü desteği sizlerden göreceğimize hem de bizlerin de her türlü desteği vereceğimize inanıyoruz.

Yeni dönemin öne çıkan en önemli yeniliklerinden birisi, bu dönemde artık Hükûmet tasarısıyla değil, kanun teklifiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin asliliği ve yasama fonksiyonunu icra eden tek merci olmasıdır. Bu, yeni sistemin patronunun da esasen milletin vekili olması anlamında çok önemli bir değişimdir. Bugün de işte bu sistemin ilk adımını atıyoruz; çok değerli milletvekili arkadaşlarımızın, AK PARTİ grup başkan vekillerimizin verdiği ilk kanun teklifi üzerine değerli komisyon müzakere ediyor. Bu dönemde bütçe dışında artık Hükûmet tasarıları olmayacak ve milletvekillerimizin doğrudan hazırladıkları ve Meclisimizin kabul ettiği kanunlar icra edilecek. Ben de bu sürecin inşallah hayırlı olmasını diliyorum. Bugün, 21 Temmuz 2016 tarihinden itibaren iki yıldır uygulanmakta olan olağanüstü hâl döneminden olağan geçiş döneminde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler hakkında da verilen bu teklifin hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki yıl önce tarihimizin en büyük ihanetlerinden birini, bir darbe girişiminin de ötesinde bir işgal girişimini, FETÖ alçak terör örgütünün ihanet girişimini, işgal girişimini, darbe girişimini hep beraber yaşadık ve bu ihanet girişimine karşı bütün milletimizin cansiparane gayretiyle, mücadelesiyle bu işgal girişimi 15 temmuz gecesi büyük bir demokrasi kahramanlığıyla sona erdirilmiştir, durdurulmuştur. Bu vesileyle, şehit olan 251 vatandaşımızı ve gazi olan 2.194 vatandaşımızı ben hayırla, rahmetle, minnetle yâd ediyorum.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisimizin ikinci kez "Gazi" unvanı aldığı 15 Temmuzu takiben, hatırlanacağı üzere Anayasa'nın 120'nci maddesi uyarınca 21 Temmuzdan itibaren olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmişti. Elbette olağanüstü hâl rejimi istisnai ancak meşru bir yönetim biçimidir, anayasal bir müessesedir. Usulü, şekli, şartları ve sınırları Anayasa'da açıkça düzenlenmiştir ve tüm bu düzenlemelere uygun bir şekilde bu iki yılda hem Meclisimiz hem Hükûmetimiz tarafından Anayasa'ya uygun şekilde bu süreç yönetilmiştir. Anayasa'daki bu imkân devletin varlığına, hayatiyetine yönelen tehlikelerin bertaraf edilmesi ve alınması gereken zorunlu ve gerekli tedbirlerin alınmasına matuf olarak düzenlenmiştir. Bu âdeta devlet için bir meşru müdafaa hâli olmuştur. Bu zorunluluk ortaya çıktığında Millî Güvenlik Kurulunun da tavsiye kararı dikkate alınarak Bakanlar Kurulunca olağanüstü hâl ilanına karar verilmekteydi ve bugüne kadar toplamda 7 kez olağanüstü hâl uzatılmıştır. OHAL uygulamasının sosyal ve ekonomik düzen üzerindeki sınırlayıcı yetkileri asgari seviyede tutulmuş, vatandaşlarımızın da günlük hayatını olumsuz olarak etkilememesi için büyük bir hassasiyet gösterilmiştir. Bu süreçte 32 ayrı kanun hükmünde kararname yayımlanmıştır ve bu kanun hükmünde kararnameler de Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına, tasvibine derhâl sunulmuş ve Meclisimiz tarafından da kanunlaştırılmıştır. Yine, OHAL kararnameleriyle etkilenen tüzel ve gerçek kişilerin itiraz ve başvuru yolu olarak müracaat etmesi adına bir OHAL işlemleri komisyonu kurulmuştur. Bu, yine Hükûmetimizin OHAL sürecinde de asla hukuktan vazgeçilmemesi anlamında çok önemli bir tasarrufu olmuştur ve bu işlemler, bu kararnameler idari olarak OHAL Komisyonuna bir itiraz müessesesi getirmiştir, ayrıca yargı yolu kapalı olan bu işlemlere karşı, bu tasarruflara karşı yargı yolu da açılmıştır. Böylece hak arama yolları da bu süreçte açık tutulmuştur.

Değerli milletvekilleri, elbette iktidara geldiğinde ilk olarak bölgesel olarak uygulanan bir OHAL'i ortadan kaldıran AK PARTİ Hükûmetinin olağanüstü hâl ilanı keyfekeder bir tercih değildi, bu bir zaruretti, bir mecburiyetti. Darbe teşebbüsüne hızlı ve etkili cevap vermek, güvenlik tehditlerini bertaraf etmek, devleti saran kanserli hücreleri temizlemek için düşünülmüş bir çareydi. Bu, anayasal bir yetki, bir görev olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluktu ve tıpkı her vatandaşımızın anayasal düzeni koruması nasıl bir görevse, bir zorunluluksa bu çerçevede alınan tedbirler yapılmıştır. Ancak, bu süreçte ne özgürlükler güvenliğe ne güvenlik özgürlüğe asla feda edilmemiştir. Yine, olağanüstü hâl döneminin bu sürecinde de getirilen bu imkânlarla başta FETÖ olmak üzere diğer terör örgütleriyle de etkin ve hızlı bir mücadele sürdürülmüştür. Devletin yaklaşık son kırk yılında sinir uçlarına kadar nüfuz eden bir casusluk organizasyonunu, bir terör örgütünü bünyemizden temizlemek başka türlü mümkün olamazdı ve bu mücadelede iki yıllık süre içerisinde önemli mesafeler alınmıştır. Türkiye iki yıllık OHAL tecrübesiyle yaralarını büyük ölçüde sarmış, toparlanmış ve güç kazanmıştır. Ve yine esasen olağanüstü hâl uygulamasının devamına imkân tanıyan anayasal zemin, hukuki araçlar bugün de varlığını korumaktadır ancak olağanüstü hâl döneminin uzatılmasına ihtiyaç duyulmamış, bu sebeple de Hükûmetimiz tarafından bu yönde bir adım atılmamıştır. Bildiğiniz gibi, seçim döneminde de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından olağanüstü hâlin artık uzatılmayacağı, mevcut uzatma süresinin bitimini takiben kaldırılacağı açıklanmıştır. İhtiyaçlar doğrultusunda daha önce 7 kez uzatılan olağanüstü hâl dönemi bugün böylece sona ermiş bulunuyor.

Bugün çok önemli bir gün, önemli bir başlangıçtır. Olağanüstü hâl ilanına karar verdiğimiz ilk gün, amacımızın bugüne ulaşmak olduğunu beyan etmiştik. Demokratik düzenin, hak ve özgürlüklerin başlıca düşmanı olan terörle etkin mücadeleyi aynı zamanda bir hak ve özgürlük mücadelesi olarak da gördüğümüzü söylemiştik. Bugün bu anlamda, özgürlükleri ve hakkı genişletmek, hukuka, demokrasiye saygıyı daha da pekiştirmek için kararlı bir başlangıç noktasındayız.

Olağanüstü hâl döneminin vatandaşlarımız üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini asgari seviyede tutma yönündeki başarımıza rağmen, bu kararla birlikte, en başta OHAL'in psikolojik etkilerini de ortadan kaldırmış olacağız. Bu yeni dönemde ekonomimiz de moral bulacak, yerli ve yabancı yatırımcıların ülkemize güveni de artacaktır. Yeni dönem, reform ve atılım dönemi olacaktır. Türkiye'nin olağan döneme geçiş kararı, 24 Haziranla birlikte attığımız yeni sisteme ilişkin iddia ve öngörülerin de bir ispatıdır. Yeni sistemle birlikte Türkiye güç kazanacak demiştik, daha güçlü demokrasi, daha geniş özgürlükler, daha adil toplumsal, ekonomik ve siyasi düzen için bir milat olacak diye söylemiştik. İşte iki yıllık zorunlu bir OHAL uygulamasını takiben Türkiye'nin olağan döneme geçiş imkânını bugün yakalamış olması da elbette şaşırtıcı veya tesadüf sayılmamalıdır.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; sözlerimi toparlarken olağanüstü hâl döneminin sonlandırılmasının terörle mücadelemizin bittiği anlamına gelmeyeceğini buradan ifade etmek isterim. Türkiye'yi diz çöktürmek isteyen terör örgütleriyle mücadelemiz kararlı biçimde sürecektir. Komisyon gündeminde bulunan teklifin de olağan döneme geçiş sürecinde bu amacı sağlamak için hazırlandığı anlaşılmaktadır. Benzer bir tecrübeyi yaşayan Fransa da olağanüstü dönemden olağan döneme geçişte terörle mücadele mevzuatını gözden geçirmiş, ihtiyaç duyduğu mekanizmaları olağan döneme yine yansıtmıştır. Ülkemiz çok daha özel, çok daha çetin bir tecrübenin içinden geçmiştir, geçmektedir ve terörle mücadelemizin olağan dönemde de aksamadan, kararlı biçimde sürdürülmesi için benzer bir adımın atılmasına ihtiyaç duyulduğu ortadadır.

Bu çerçevede hazırlanan teklifle geçiş döneminde ihtiyaç duyulacak bazı mekanizmalar geçici olarak ihdas edilmekte, yine mevzuatta var olan bazı yetkiler somutlaştırılarak yeniden düzenlenmektedir. Yine teklifle, itirazları OHAL Komisyonu tarafından kabul edilen kişilerin göreve geri dönüşleri ve mali haklarının düzenlenmesi, AİHM önünde dostane çözümle sonuçlanan dosyalarla ilgili iadeimuhakeme hakkının verilmesi gibi hak ve özgürlükleri güçlendiren konu başlıkları yer almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terörün kanlı ve kirli yöntemleriyle devletimizin istiklalini kıskaca almaya, milletimizin istikbalini biçimlendirmeye yeltenenler geçmişte başarıya ulaşamamıştır, bugün de gelecekte de asla başarıya ulaşamayacaklardır. Türkiye, yüzleştiği bütün meydan okumalara cevap verecek güçtedir. Kaynağı, etiketi, türü ve özel amacı her ne olursa olsun terörle mücadelemiz hukukla ve hukukun sınırları içinde kararlılıkla devam edecektir. Bir hukuk devleti olarak bizi bağlayan sınırlar Anayasa ve hukuktur, uluslararası hukukun getirmiş olduğu evrensel ilkelerdir ve buna elbette riayet etmeye devam edilecektir. Bunlar bizim için olmazsa olmazlarımızdır.

Bu mücadelede Meclisimizin bugüne kadar verdiği ve bundan sonra vereceği güçlü desteğe şükran borçluyuz. Komisyon gündemindeki bu teklif, terörle mücadelede bakanlıklarımızın, kolluk teşkilatlarının ve adli mercilerin ihtiyaçlarına cevap veren düzenlemeleri içermektedir. Bu sebeple, teklifte öngörülen düzenlemeleri Hükûmet olarak olumlu bulduğumuzu beyan ediyor, kanunlaşması sürecinde katkı sunan Komisyonumuzun bütün değerli üyelerine ve Gazi Meclisimizin bütün milletvekillerine de şimdiden teşekkür ediyorum, hepinize saygı sunuyorum.