KOMİSYON KONUŞMASI

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Teşekkür ederim.

Ben öncelikle arkadaşlarımıza başarı diliyorum, yeni bir çalışma, yeni bir grup olarak karşımızdalar. Umarım ki toplumumuza yararlı çalışmalar yapacaklar ve insan haklarının önünün açılmasını sağlayacaklar.

Şunu ifade etmeliyim ki hazırlamış olduğunuz yıllık raporu önemli bir dikkatle okumaya gayret ettim ve bazı saptamalarım, önerilerim olacaktı. Bu önerilerimin önemli bir bölümünün zaten tarafınızdan saptanmış olduğunu görerek sevindim. Daha önceki bir araya gelişlerimizde, toplantılarımızda alt komisyonda da görev yapmıştım. İfade ettiğimiz eleştirilerin burada sizin tarafınızdan da saptanmış olduğu gayet açık, zaten sayısal verilerle de görülüyor. Fakat, birkaç düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum öncelikle.

Şimdi, bunlardan birincisi, daha önceki toplantılarımızda ve raporların, 2015 raporunun da incelenmesinde gördüğümüz, sizin de biraz önce örnekle anlattığınız, kutlamaya gelen arkadaşların dahi bu kurumun ne yaptığı konusunda bilgisi olmadığı yolundaki açıklamanız, esasen, kamuoyunda Kamu Denetçiliği Kurumunun yeterince tanınmadığını ortaya çıkarıyor. Oysa biz bunu halkın gereksinimleri için, halkın yakınmaları için, burada bir aracı ve sorunu daha kolay çözebilecek, yol gösterebilecek bir kurum olarak oluşturmaya çalıştık. Ben de Kamu Denetçiliği Kurumunun oluşması konusunda emek veren arkadaşlardan, düşüncelerini ifade eden arkadaşlarınızdan biriyim. Biraz önce örnekler verdiniz, raporda da var, örneğin, biz toplantılarımızı daha çok akademik düzeyde yapıyoruz ya da kamu çalışanlarına, personele yönelik eğitimler biçiminde. 10 ya da 11 toplantı olmuş, bakmıştım, notlarım burada. Bunun yerine, halka yönelik, hani... Söylediğiniz örneklerden biri çok önemliydi, "STK'larla" dediniz. STK'lar ya da demokratik kitle örgütü, adına ne dersek diyelim, bunlar gerçekten halka ulaşmada son derece iyi olanaklar sunabilen gruplar. Acaba şöyle bir yol izleyebilir miyiz: örneğin muhtarlara kadar inebilecek, hani, şöyle kocaman -bu zorunlu, bunu eleştirerek söylemiyorum- böyle bir rapor ya da hakemli bir derginin yanında -hakemli bir dergiyi halka götürmenin olanağı yok, küçücük broşürler yapmak, şöyle minik, ceplerine koyabilecekleri... Nedir Kamu Denetçiliği, Kamu Denetçiliği ne işe yarar, hangi sorunumuzda onunla ilgili oraya başvurabiliriz; bu tür, halka taşıyacak... Biraz önce Başkanım da ifade ettiler; spotlar yapmak, örneğin daha yoğunlaştırmak -geçenki toplantılarımızda da önerilerimizden biriydi- bunları yapmanın yararlı olacağı inancındayım.

Şimdi, verilen rakamlarda Avrupa Komisyonu 2016 Türkiye İlerleme Raporu'na da kitap içinde atıf yapmışsınız, onun saptamalarını da almışsınız. Şimdi, siz de biliyorsunuz ki "22.648 başvurunun 21.546'sı karara bağlandı." diye ifade ediliyor ama bu karara bağlananların toplam sayısını aradığımızda 275, 2013'ten bu yana 275 tavsiye kararı... Özür dilerim, şeyi söylemeye çalışıyorum, notlarınıza bakmayın: Tavsiye kararı, işe yarayan bir karar anlamında ifade...

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Total değil, 2016.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Toplam sanki 275. Öyle bile olmasa, bin dahi olsa bu kadar sayı içinde bizim sonuçlandırdığımız.. Çünkü, bir kısmına "dostane çözüm" diyelim, onda da elbette rolümüz var ama ret kararı, incelenemezlik falan gibi, esas olan bizim tavsiye kararlarımız, değil mi? Yani, sizin vereceğiniz kararlar tavsiye kararları. Bunların çoğalabilmesinin de yolu, doğru başvuru yapabilmenin sağlanması. O hâlde, Kamu Denetçiliği ne yapar konusunda çok daha yoğun bir propagandaya, daha çok tanıtıma gereksinim olduğunu açık bir şekilde görüyoruz.

Başka bir şeyden de söz etmek isterim. Eğer yanılmıyorsam, yine kitabımız içinde de vardı, yönetmeliğin 7'nci maddesinde, şikâyetin insan hakları, temel hak ve özgürlükler, kadın hakları, çocuk hakları, kamuyu ilgilendiren genel konulara ilişkin olması hâlinde menfaat ihlali aranmıyor. Şimdi, bence asıl sorun, belki yasal düzenleme konusunda bunu bugün açıkça ifade etmediniz ama sizin resen müdahale edebilme olanağınızın sağlanması. Bence bunu yasaklayan bir şey yok ama özellikle buradan da yola çıkarak kimi toplumsal konularda, hani, halkı daha çok çeker ve toparlar bu konuda. Böyle bir çalışmanın yolunun açılmasını, o bize düşüyorsa yasal planda bunu yapmamızın yararlı olabileceği inancındayım.

Bir de açılan davalara müdahil olma hakkı. Bu, biliyorsunuz, Avrupa Konseyinin raporunda da size öneri olarak getirmiş. Bu yine bizim belki yapabileceğimiz bir konu ama sizden bu talebin de gelmesi önemli. Açılan davalara müdahil olma, bu daha etkin hâle getirir Kamu Denetçiliği Kurumunu inancındayım.

Ayrıca, insan hakları ve yönetişim konusunda biraz önce söylediğim, evet, kamu alanı ama kamu alanıyla birlikte halk kitlelerini de ortaklaştırabilecek bir çalışma tarzının, ulaşılabilir olma olanağının... Gerçi çok kolay gibi görünüyor hani internet kanalıyla falan da başvurulabiliyor ama bilmezseniz bütün bu yolları kullanmazsınız. O sebeple, bilinir kılmanın yararlı olacağı inancındayım.

Başka bir saptamam, daha önceki toplantılarda da söylemiştim, burada da, sizin hazırlamış olduğunuz istatistiklerde de görülüyor: Bizde, Türkiye'de en çok sorun yaşayan bölgeler Doğu, Güney Doğu Anadolu. Bir; dil problemleri sebebiyle, iki; oradaki özel sorunlar nedeniyle idareyle çok ciddi problemler yaşıyorlar. En az başvuru olan yerlerin buralar olması son derece ilginç. Yine, en az başvuru olan yerler, örneğin, kadına yönelik şiddet, insan hakları. Bu neden diye sormak lazım. Acaba buralarda bilinmezlik mi, güvensizlik mi? Bu ikisini de aynı terazi kefesine koyarak hem güveni sağlamak hem bilinir kılmak için bu dönem çok daha aktif bir çalışmaya gereksinim olduğu inancı içindeyim.

Beni bağışlamanız dileğiyle söylüyorum, yanlışlık yapıyorsam da affedin.

KAMU BAŞDENETÇİSİ ŞEREF MALKOÇ - Estağfurullah efendim.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Şimdi, bu 2016 yılı raporu. O sebeple, 2016'da daha ağırlıklı olarak çalışmış olan arkadaşlarımız daha önceki başdenetçimiz ve diğer denetçi arkadaşlarımız olduğuna göre onlara da burada birer sayfa açmak, düşüncelerini ve tam da giderayak görüşlerini de almak, acaba bir emek değeri bilme anlamına gelebilir miydi, bunu düşündüm, paylaşmazsam içimde kalmış olurum, paylaşmak istiyorum. Çünkü, her emeğin bir karşılığı var ve her emeğin bir sonu var. Biz nasıl buradan milletvekilliğini bırakıp gideceksek şu andaki arkadaşlarımız da kamu denetçiliği görevlerini bırakıp gidecekler. Hepimizin birbirimizin emeğine değer vermemizin yararlı olacağı inancındayım.

Unuttuğum birkaç şey olabilir ancak çözüm önerileriniz konusundaki ifadelerinizin son derece olumlu olduğunu, bunların geliştirilmesinin gerçekten hem yasayı geliştirici hem kurumu geliştirici sonuçlara sebep olacağını düşünüyorum.

Emeğiniz için teşekkür ederim.

KAMU BAŞDENETÇİSİ ŞEREF MALKOÇ - Ben de teşekkür ederim.

BAŞKAN - Şenal Hanım, çok teşekkür ediyoruz saptamalarınız için.

Var mı bir şey?

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Yok, bir şey daha söyleyeceğim. Bu müracaatlarla ilgili de...

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Pardon, ben de sizden önce hemen bir şey ekleyeyim.

BAŞKAN - Tabii.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Dostane çözümü ben aslında çok beğendim artık Başkanımızdan farklı olarak. Neden beğendim? Öneriyorum, "beğenmek" ifadesi belki doğru değil. Hani, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de biliyorsunuz -buradaki hukukçu arkadaşlarım bilirler- "dostane çözüm" diye bir şey var. Orada taraflar anlaşırlar. Aslında kamu denetçiliği, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verirken özünde anlaşma sağlamış ise ben hiç öyle anlamıyordum doğrusu yani haklı olmayan bir gerekçe gibi anlıyordum. Durum eğer bu ise, anlaştırmış olmak ise o zaman dostane çözüm son derece uygun olur. Bir kulak alışkanlığı ve bir sevgi bağı da yaratır inancındayım.

KAMU BAŞDENETÇİSİ ŞEREF MALKOÇ - Teşekkür ederim.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Teşekkür ederim.