| Konu: | Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 06.10.2021 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın üyeler; 279 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, altı yıl gecikmeyle Paris Anlaşması'nı onaylamak üzere nihayet buradayız. Öncelikle Yemen, Libya, İran, Irak ve Eritre'yle birlikte bu anlaşmayı onaylayan sondan 5'inci ülke olma gururunu bize bahşeden saray rejimini yürekten tebrik etmek istiyorum. Bugüne kadar bu kürsüden ne zaman ağzımızı açıp iklim krizi desek, çevre desek "Bırakın bu boş romantik işleri." diyen cahil cesaretlileri de unutmuş değiliz ama özellikle geçirdiğimiz berbat yaz mevsiminin ardından beni cankulağıyla dinleyeceğini bildiğim birileri de var. Basiretsizliğiniz yüzünden cehenneme dönen Manavgat'ta arıları için ağlayan Muhammed ağabey, yangın sıçramasın diye gece gündüz nöbet tutan Ahmetler köyünün şahane kadınları, Karadeniz'deki sel felaketlerinde sevdiklerini yitiren acılı aileler, Sinop Babaçay köyünde tanıştığım evi başına yıkılan Haşim amca, Akdeniz'in küle dönen koylarına, Karadeniz'in sellerine, katledilen derelerine ağlayanlar için konuşuyorum çünkü beni en iyi onlar anlayacak biliyorum çünkü başımıza gelenlerin kaderden, fıtrattan falan değil, para uğruna doğanın dengesini yok sayan bu rezil sistemden kaynaklandığını onlar gayet iyi biliyor. Dünya, patronların açgözlülüğü yüzünden 6'ncı büyük yok oluşun içinde. Önümüzdeyse bir çıkış çabası olarak şu anda görüştüğümüz Paris İklim Anlaşması var. Lakin hiçbir yaptırım gücü olmayan, kirliliğin esas sorumlusu sermayeyi ve askerî faaliyetleri sınırlamayan bu anlaşmayı onaylayarak biz sadece iyi niyet beyan etmiş oluyoruz. Güzel, edelim -bu arada biz de kabul edeceğiz- ama bilin ki bu anlaşma asla tek başına yeterli bir anlaşma değil çünkü yeryüzünün niyetten öte somut adımlara ve somut adımların atılmasına ihtiyacı var ve biz bu adımları zinhar göremiyoruz. Bu anlaşmanın ilk imzacıları karbon salımında hâlâ ilk sıralarda yer alıyor. Demek ki sermayedarların ve onları koruyan hükûmetlerin verdiği sözlerin bir anlamı yok. Yeryüzünü bir avuç uluslararası tekelin ve politikacıların boş vaatlerine bırakamayacağımız açık. Ya dünya çok yakın bir gelecekte hepten yaşamaz bir yer hâline gelecek ya da sadece çevreye dair iyi niyet ve temennilerimiz değil, bizi bu noktaya neyin getirdiğini konuşacak ve gerçek düşmanla açıkça yüzleşeceğiz. Tavan akmaya devam ederken yerleri silerek hiçbir yere varamayız sevgili arkadaşlar çünkü bu kritik eşiğe durduk yere gelmedik. İki yüz yıldır kârdan başka bir şey bilmeyen, insanı sömürdüğü gibi doğayı da sömüren, elinde tuttuğu kömürü, petrolü, doğal gazı istediği gibi satsın diye tertemiz enerji kaynaklarını elinin tersiyle iten kapitalizm bizi bu noktaya bile isteye getirdi. Patronlar öyle istedi diye fosil yakıt tükete tükete bugünlere geldik. Hiçbir şeyde olmadığı gibi iklimde de adalet yok, dünyanın en zengin yüzde 1'i en yoksul yüzde 50'sinin 2 katından fazla kirliliğe sebep oluyor. Bugün de AKP buraya sözde bir niyet beyanı koyuyor aslında ama biz gerçek niyetin iklim, çevre falan olmadığını, emin olun çok iyi biliyoruz, zaten hiçbir zaman da saklamıyorsunuz. Cumhurbaşkanı, BM'de yaptığı "İklim mühim." konuşmasından sadece bir hafta sonra Putin'e dönüyor ve diyor ki: "Sizinle 2 nükleer santral daha yapalım." Çevre Bakanlığı, Paris Anlaşması'nı müjdeliyor, bir hafta sonra Enerji Bakanlığı "Yerli kömür, yerli enerji." diye reklam yapmaya başlıyor. Saray rejiminin gözü kömürden, petrolden, inşaattan, termik santralden yani paradan başka hiçbir şey görmüyor.
İklim krizini durdurmak için niyetiniz gerçekten ciddi mi? Öyleyse, buyurun cevap verin sevgili arkadaşlar: O bayıldığınız 5'li çetenin doğa katili projelerini iptal edip tüm varlıklarını kamulaştıracak mısınız? Türkiye'nin coğrafi değerlerini talan etmekten, şirketlere peşkeş çekmekten vazgeçecek misiniz? Karadeniz'de metalik madenciliği yasaklayacak mısınız mesela? Kanal İstanbul gibi deli saçması projelerden vazgeçecek misiniz? Vanaları kapatıp Marmara'yı müsilajdan kurtarmayı hiç düşünüyor musunuz? Koca Avrupa'nın çerini çöpünü ithal edip memleketi devasa bir çöplüğe dönüştürmekten vazgeçecek misiniz mesela? Bulduğunuz her metrekareye beton dikmekten, şehirde kalan üç beş yeşil alanı millet bahçesi gibi dâhiyane buluşlarla talan etmekten, tüm bunları savunmaya çalışan köylüyü, kadını, genci terörist ilan etmekten vazgeçecek misiniz? Uzatmaya gerek yok biliyorum, yapmayacaksınız, yapmazsınız. Hatta bir şey diyeyim mi? İsteseniz de yapamazsınız, yapamazsınız çünkü siz suyumuzu, havamızı, toprağımızı para için şirketlere peşkeş çekerken İkizdere'de, Cerattepe'de, Kaz Dağları'nda doğası için direnen halka saldırmayı marifet sanan bir düzenin neferlerisiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın.
Buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Ayrıca, son olarak eklemek isterim ki: Biliyorum, kapanışta buraya çıkıp Meclise teşekkür edeceksiniz, "Oy birliğiyle geçti. Harika oldu. Zaten biz aşırı çevreciyiz, 100 bin milyon fidan diktik." falan diyeceksiniz, böyle uluslararası sözleşmelerde Meclis mutabakatının ne kadar önemli olduğundan dem vuracaksınız ya, işte, onu sakın yapmayın. En son böyle övüne övüne getirdiğiniz ve burada oy birliğiyle kabul edilen başka bir uluslararası sözleşmeden, milyonlarca kadının canının teminatı İstanbul Sözleşmesi'nden tek bir adamın lafıyla, tek bir gecede çıktığınızı unuttuk sanmayın sakın. Sizin çevreyi bir tırnak ucu kadar düşündüğünüze ya da hukuka saygı duyup da yükümlülüklerinizi yerine getireceğinize ihtimal veren biri varsa hâlâ, bilin ki en kibar tabiriyle saftır diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.