| Konu: | İnsan Hakları Derneğinin 35'inci kuruluş yıl dönümüne, Muğla Milas İkizköy'de kömür madeni için kesilen ağaçlara, 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan'ın durumuna ve radyoloji çalışanlarının sorunlarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 17.07.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; Türkiye'de insan hakları ve demokrasi mücadelesinin önemli kuruluşlarından biri olan İnsan Hakları Derneğinin 35'inci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz bugün. İnsan Hakları Derneği, 17 Temmuz 1986 tarihinde, sıkıyönetim koşulları altında kurulmuştu; 12 Eylül askerî cuntasının ağır insan hakları ihlalleri ve hukuk ihlalleri karşısında insanların haklarını savunmak, işkence gören, faili meçhullere kurban giden, gözaltında kaybedilen insanların bunları yaşamaması için mücadele etmek üzere kurulmuştu. Gerçekten İHD, 12 Eylülün o zor koşullarında demokrasi ve insan hakları mücadelesini çok layıkıyla sürdürdü, hepimiz açısından hem hakların kazanılması için hem insanların korunması için bir onur ve gurur mücadelesini de başarılı bir şekilde verdi. Kurulduğu andan bu yana, her dönemde iktidarların hedefinde oldu İnsan Hakları Derneği, bugün de iktidarın hedefindedir maalesef. Ama İnsan Hakları Derneği, bütün tehditlere rağmen, bütün zorluklara rağmen insan hakları ve demokrasi mücadelesini sürdürmeye devam ediyor; otoriter ve baskıcı rejimlere karşı evrensel insan haklarını savunmaya devam ediyor.
İnsan Hakları Derneğinin 35'inci kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyoruz ve tüm halkların, kimliklerin, kültürlerin, inançların özgür olduğu demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa etme mücadelesinde İHD'nin de çok önemli bir rolü olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Sayın vekiller, Milas Orman İşletme Müdürlüğünün 15 Temmuzda Akbelen Ormanı'nda kesim yapacağı iddiası üzerine suç duyurusunda bulunup nöbet tutmaya başlayan İkizköylüler, bu sabah ağaç kesim sesleriyle uyandılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İkizköylüler, kesimi durdurmak için alana gittiler ve şu anda da o alandalar. 740 dönümlük Akbelen Ormanı'nın kesilmemesi için aylardır ormanda nöbet tutan İkizköylüler, ormanın YK Enerji AŞ'ye Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verildiğini o günlerde öğrenmişlerdi.
Milas'taki termik santrale kömür temin etmek için maden yapılmak istenen ormanda ekolojik denge de altüst ediliyor, geçim kaynakları yok ediliyor. Doğa savunucuları, yaşam alanı savunucuları aynı zamanda idare mahkemesinde de bir dava açmıştı, henüz o dava da sonuçlanmadı, hukuki süreç devam ediyor ama dediğim gibi, bugün ağaç kesimine başlandı.
Kömür için ormanlar talan ediliyor, ağaçlar kesiliyor. Ormanların aynı zamanda su açısından da ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu, hiç kabul edilebilir bir durum değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakın, Muğla ili, yapılan araştırmalara ve ortaya çıkan raporlara göre -ki TEMA Vakfının da bu konuda araştırmaları ve raporları var- tam bir talana uğruyor. Tüm Muğla ilinin yüzde 59'u, ormanların yüzde 65'i, tarım alanlarının yüzde 48'i, millî parkların yüzde 55'i -Muğla'dan bahsediyorum- kültür varlıklarının yüzde 66'sı maden için ruhsatlandırılmış vaziyette. Ya, böyle bir talan olabilir mi? Bu iktidarın Muğla iliyle alıp veremediği nedir? Yani Muğla'daki bütün yeşili ortadan kaldıracak bir adımla karşı karşıyayız. Yani Sayın Grup Başkan Vekili Bülent Turan, Çanakkale Vekilidir aynı zamanda kendisi, Çanakkale'de Kaz Dağları ve doğa tahrip edildi, hani Çanakkale için bir şeyler yapamadı ama belki Muğla için bir şeyler yapabilir. İktidara bir kez daha bunu hatırlatmış olalım.
Şimdi, sayın vekiller, bir konu var, sık sık dile getiriyoruz bunu, bir kez daha söyleyeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Neden bir kez daha söylüyoruz? Bayrama birkaç gün kaldı ve bakın, Mehmet Emin Özkan, 83 yaşındaki ağır hasta tutukludan bahsediyorum; defalarca bu konuyu burada konuştuk, Adalet Bakanlığına çağrı yaptık, iktidara çağrı yaptık ama henüz bir sonuç elde edemedik. Şimdi, son bir ayda 7 kez Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı elleri kelepçeli bir şekilde. 83 yaşındaki ağır hasta bir tutukludan söz ediyoruz ve bu yetmedi, arada Elâzığ'daki hastaneye getirilip götürüldü, "Yetkili hastane Elâzığ'da." dendi -hâlbuki Diyarbakır'da da olabiliyormuş- götürüldü, getirildi. Daha sonra sağlık raporu için 23 Haziranda Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Ağır sağlık sorunları var, ruh sağlığı değerlendirilmesine tabi tutuldu. Daha önce yüzde 87 engel ve cezaevinde kalamaz raporu var, kalp sorunları var, ruh sağlığını değerlendirdi doktorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - O doktorlara da ne diyelim, onlara da diyecek bir laf yok, Allahlarından bulsunlar demek lazım. Psikiyatrist tedavisi önerdiler ya, 83 yaşındaki ağır hasta tutukluya psikiyatrist tedavisi önerdiler. Şimdi, yetmedi, İstanbul'a Adli Tıp Kurumuna uçakla götürülüp getirildi; uçakta sağlık sorunları yaşadı, fenalaştı, hastaneye kaldırıldı. Ya, bu işkencedir, insanlık dışı bir durumdur. 83 yaşındaki ağır hasta tutuklunun, hiç olmazsa bayramını ailesiyle birlikte geçirmesi sağlanmalıdır. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Bu insanlık dışı tutumu, bu iktidarın, Adalet Bakanlığının daha fazla sürdürmemesi gerekir, gerçekten kabul edilebilir bir şey değil.
Sayın Başkan, değinmek istediğim son bir konu var. Geçen gün Mecliste de ziyaretimize geldi TÜMRAD-DER. Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Radyoloji çalışanlarının sorunları ve çözüm önerilerini değerlendiren ve bunun için mücadele eden bir dernek, bir rapor sundular bize. Gerçekten ciddi bir durumla karşı karşıyalar. Radyoloji teknisyenleri ve teknikerleri diyorlar ki: "Görev yetki ve sorumlulukları düzenleyen yönetmelik Cumhurbaşkanlığı tarafından kaldırıldı." Doğru, 24 Martta kaldırılmış ve bu adımı doğru buluyorlar, eleştirmiyorlar ama diyorlar ki: "Sağlık Bakanlığı tarafından radyoloji teknisyenleri görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen bir yönetmelik hazırlanması gerekirken henüz hazırlanmadı o tarihten bugüne kadar ve ciddi bir belirsizlik var ve ciddi sorunlar yaşıyoruz." Yani bir an evvel Sağlık Bakanlığının bu yönetmeliği hazırlaması gerektiğini söylüyorlar. "Bu mevzuat düzenlemesi için de Sağlık Bakanlığı alandaki meslek örgütleriyle birlikte istişare ederek yeni bir mevzuat hazırlamalıdır." diyorlar.
Yetmedi, ama daha fazla talepleri de var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...radyoloji alanında yine önemli bir mevzuat düzenleyicisi olan bir nizamnamenin yani bir tüzüğün kaldırıldığını söylüyorlar. Evet, doğru, o da 25 Haziran tarihinde kaldırılmış vaziyette, Resmî Gazete'de de yayımlanmış ama o konuda da yeni bir nizamname, bir tüzük hazırlanmadığı için sorunlar yaşanıyor ve hızla bu düzenlemenin yapılması gerektiğine işaret ediyorlar, acilen bunun bir ihtiyaç olduğuna işaret ediyorlar.
Ciddi başka bir sorun var, radyoloji ve laboratuvar teknisyenlerinin acil serviste tuttukları nöbet ücretleri geçmişe dönük faiziyle birlikte geri isteniyor. Bu konuda ciddi bir mağduriyet yaşıyorlar. Mahkemeye gitmişler, süreç tamamlanmış değil Danıştayda ama buna rağmen 5 bin lira ile 40 bin lira arasında değişen meblağlarla borçlandırılmaya çalışılıyor teknisyenler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Üstelik de pandemi sürecinde gerçekten canla başla çalışmış olan teknisyenlerden söz ediyoruz, radyoloji teknisyenlerinden ve laboratuvar teknisyenlerinden. Bu da çok büyük bir mağduriyet yaratmış vaziyette, bunun da durdurulması gerektiğini önemle söylüyorlar. Sağlık Bakanlığına bu konuda biz de bir kez daha çağrı yapıyoruz.
Başka sorunları da var elbette -sorunlu bir alan- istihdam sorunları var, eğitim sorunları var. Radyolojinin riskli birim kapsamına alınması gerekiyor özellikle kanser tehlikesi açısından baktığımızda. Bu sorunların hepsinin Sağlık Bakanlığıyla görüşülmesi talepleri var. Biz de bunu buradan dillendirmiş olalım ve Sağlık Bakanlığının gereken adımları bir an evvel atması için biz de çağrıda bulunmuş olalım.
Teşekkür ediyorum.