GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:104
Tarih:16.07.2021

HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın vekiller; küresel siyasette NATO ve G7 zirveleri sonrasında "Biden'esk" diyebileceğiz Biden'vari bir tablo var.

Joe Biden -sizler de izlemişsinizdir- ilk yurt dışı gezisini, popülist siyasetin, otoriter rekabetçi rejimlerin ve totaliter yapıların kendini demokrasi kılıfında örgütleyebildiği faşist yönetimlerin karşısında bir çeşit gövde gösterisiyle yaptı. Önce G7 ve sonra NATO zirvelerinde ilan edilen yeni dünya hattı önümüzdeki günlere ve dengelere dair pek çok şey söylemektedir.

Birkaç hatırlatma yapacağım çok hızlı bir şekilde: Son elli, altmış yıla baktığımızda, hatta daha öncesine baktığımızda, 1941'de İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna işaret eden Atlantik Paktı -Anlaşması- Batı merkezli hegemonik müdahalelerin altyapısını oluşturmaktaydı. 1949 yılında kurulan NATO'yla ete kemiğe büründü bu anlaşma.

İkinci Dünya Savaşı'nın sonrası, dünya siyasetinde yeni bir aşamaya işaret edilen, "soğuk savaş" olarak tabir edilen bir dönem yaşadık. NATO'nun öncülük yaptığı Batı Bloku ile Sovyetler arasındaki güç mücadeleleri şeklinde ilerledi.

1990'larda Sovyetler'in çöküşüyle "tarihin sonu" tezleri duyulmaya başlandı. Daha sonra "küreselleşme" adıyla başlayan bir süreçte, ulusal ekonomilerin küresel ekonomiye entegrasyonu; asgari, demokratik ve liberal değerler ile siyasal alanı inşa etmek amaçlanıyordu. Bu dönemde, 11 Eylül 2001'de İkiz Kule saldırıları gerçekleşti; önemli bir milat oldu. 11 Eylülle birlikte dost-düşman ikiliği yeniden kuruldu bütün dünyada.

2008 yılında ABD'de başlayan ve tüm küreye yayılan ekonomik kriz, finans kapitalin balonunun patladığına işaret ediyordu ve bu patlakta "Denize düşen yılana sarılır." misali otoriter popülist liderler yükselmeye başladı; Trump'tan Putin'e kadar yerküre hızla otoriter popülist liderler tarafından parsellendi.

Covid-19 pandemisini yaşadık ve bununla birlikte, mevcut sistemin sürdürülemezliği de ortaya çıktı. Dünya Ekonomik Forum Başkanı Schwab'ın, yazdığı "Covid-19: The Great Reset" yani "Büyük Yeniden Başlangıç" adlı kitabında ortaya koyduğu fikirler ve Biden'ın öne çıkardığı yeni yeşil düzen bu arayışların yönüne dair fikir veriyor.

Şimdi, kapitalizmin yapısal krizinin belirginleştiği, salgınla birlikte küreselleşmenin zaaf ve eksiklerinin daha net görüldüğü ve tartışıldığı bir dönemde aslında herkesin yeni bir kozmos aradığı ve bu eşikte hegemonik güçlerin konumlarını görmek açısından yeni bir hamle dikkat çekti; bu hamlenin adı, Yeni Atlantik Paktı.

Takvimler 10 Haziran 2021'i yani bundan yaklaşık bir ay öncesini gösterdiğinde, ABD Başkanı Joe Biden ile İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ilk Atlantik Paktı'ndan tam seksen yıl geçtikten sonra, Atlantik Paktı'nı tekrar güncelleyerek "Yeni Atlantik Paktı"nı imzaladılar. Daha sonra bu anlaşmayı G7 ve NATO ülkelerine bildirdiler, 8 maddelik bir pakttan söz ediyorum. İlk maddesine göre, pakta taraf olan ülkeler demokratik ve şeffaf toplum ilkelerini ve kurumlarını savunmayı taahhüt ediyor; 2'nci madde uluslararası iş birliğini oluşturan kurumlar ve ilkeleri güçlendirme ve uyumlarını sağlamayı; 3'üncü madde egemenlik ve toprak anlaşmazlıklarının barışçıl çözümünü; 4'üncü madde ülkelerin bilim ve teknolojide yenilikçiliğini korumayı ve geliştirmeyi; 5'inci madde siber güvenlik dâhil ülkelerin güvenliğini sağlama ve NATO'nun caydırıcılığını artırmayı; 6'ncı madde kurallara dayalı, adil, iklim dostu ekonomiyi inşa etmeyi; 7'nci madde tüm eylem planlarında iklim değişikliğine dikkat çekmeyi; 8'inci madde ise sağlık sistemini ve koruyucu sağlığı geliştirmeyi taahhüt ediyor.

Bu maddelerin önemli bir kısmı aslında iktidar ittifakının çok yabancı olduğu ve duymaktan hiç hoşlanmadığı maddeler, bunu biliyoruz ama size bir kez bunları hatırlatmak istedik. Yeni duruma hazır mı bu iktidar ittifakı? Yeni durumun farkında mısınız, anladınız mı? Değilsiniz, olmadığınızı biliyoruz, o yüzden bunu tartışmak istiyoruz. Bu konuyu tartışmayı, değerlendirmeyi ve bir araştırma komisyonuyla bu konunun enine boyuna tartışılmasını istiyoruz. Çünkü bakın, atılan adımlar çok net olarak görünüyor. G7'nin ana kadrosunda yapılan son zirvede 4 katılımcı daha vardı: Avustralya, Güney Kore, Güney Afrika ve Hindistan. Churchill misali, cetvelle Avustralya, Asya, Afrika ve Hindistan'ı kapsayan çizgileri birleştirdiğinizde bu zirvenin hedefinin ne olduğu belliydi, Çin.

Dolayısıyla, dünyada yeni bir döneme girildi ve bu yeni dönemin önemli noktalarını bu iktidarın anladığı kanaatinde değiliz. Nereden mi çıkarıyoruz? Okuyoruz, iktidarın fikir vericilerinin yazdıkları makaleleri okuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu makalelerde durumun anlaşılmadığı çok net olarak ortaya çıkıyor.

Şimdi, bir taraftan Amerika Birleşik Devletleri, G7, NATO bir proje ortaya koyuyor, bu proje: Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et (B3W) Projesi. Diğer tarafta, Çin bir proje ortaya koyuyor: Tek Kuşak, Tek Yol Projesi. Her ikisine de çok büyük miktarlarda bütçe ayrılmış vaziyette ve bu bütçelerin ayrılması demek, diğer devletleri ve ülkeleri; bu ülkelere, bu sistemlere, kendilerine bağımlı kılmaları demektir. Bu çok önemli bir tartışmadır ve bu tartışmayı eğer biz layıkıyla yapmazsak, hazırlıkları Türkiye layıkıyla yapmazsa yeniden emperyal politikalar doğrultusunda geleceğimize ipotek konulacaktır. Bunu da çok net olarak vurgulayalım.

O nedenle, bu konunun tartışılmasını, görüşülmesini Türkiye halklarının geleceği açısından çok elzem görüyoruz ve dış politikada iktidarın halüsinasyonlar görmesinin önüne geçmesinin yolu... Meclisin bu konuda görev almasını diliyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)