GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Rize'de meydana gelen sel felaketine, Boğaziçi Üniversitesi kayyum Rektörü Metin Bulu'nun görevden alınmasına, Muş'ta Kur'an kursunda ölü bulunan Mehmet Halil Yavuz'la ilgili soruşturma yapılması gerektiğine ve okulları uzayan öğrencilerin Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından çıkarılmasına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:104
Tarih:16.07.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Rize kentimiz önceki gün son yılların en büyük afetlerinden birini yaşadı ve şiddetli yağmur dereleri taşırdı, heyelan nedeniyle evler yıkıldı, kentte yaşanan felaket nedeniyle şu ana kadar 6 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de aranıyor. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Rize, özellikle 2011 yılından bu yana en fazla sel felaketinin yaşandığı illerimizden bir tanesi. Ve neredeyse her şiddetli yağış sonucunda meydana gelen can ve mal kayıplarına neden olan bu sel olaylarının birkaç sebebi bulunuyor. Bu 2011'den bu yana her yaşanan sel felaketinden sonra bunu bir kez daha tartışıyoruz, bunu bir kez daha dile getiriyoruz. Birincisi, şehir merkezinden geçen derelerin üzerlerinin kapatılması sorun. Bu söylediğim sorunların tamamı oradaki sivil toplum kuruluşları, odalar tarafından dile getirilmiş, belediyeyle tartışılmış olan konulardır aynı zamanda.

İkincisi, Doğu Karadeniz Otoyolu'nun inşaatı sırasında yapılmış olan hatalar bu sel felaketlerine neden olmaktadır.

Üçüncüsü de, dere yataklarında yapılaşmaya izin verilmesi. Bu, hem Rize'de hem de başka kentlerimizde var olan en önemli sorunlardan bir tanesidir. Rize kent merkezinden geçen birçok derenin üzerinin kapatılarak dere yataklarının yüksek yoğunluklu yapı alanları olarak kullanılması, en çok yağış alan ilin Rize olması nedeniyle akılcı bir uygulama değildir; aklı olan hiç kimsenin bunu yapmaması gerekir ama nedense belediye bu konuda bu uygulamaları sürdürmektedir. Aynı uygulamaların devam ettirilmesi her şiddetli yağış sonucunda benzer olayların yaşanmasını doğurmaktadır ve bundan sonra da doğuracaktır ve daha çok can ve mal kaybının meydana gelmesine sebep olacaktır; üzülerek söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu nedenle dere ve çay yatakları kesinlikle yerleşime kapatılmalı ve bu alanlarda imar izni verilmemelidir; bir kez daha, öncelikle Rize Belediyesine ve diğer belediyelere bu konuyu iletmiş olalım.

Evet, Türkiye akademi tarihine ve dünyasına, altı çizilerek, özellikle kalın bir şekilde çizilerek yazılmış olan bir isimden söz etmek istiyorum: Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesine Cumhurbaşkanı kararıyla kayyum rektör olarak atandı ve yine Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bir gece yarısı rektörlükten alındı. Keşke, onurlu bir insan tavrı gösterip de kendisi istifa etmeyi becerebilseydi çünkü o üniversitede çalışan ve o üniversitede öğretim görenlerin neredeyse tamamına yakını, atandığı günden bugüne kadar, görevden alındığı ana kadar direniş gösterdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Atandığı günden görevden alındığı güne kadar direniş gösterdiler. Akademisyenler ve öğrenciler, ilk günden bu yana kişilere değil bu atanma sistemine, bir kayyum atama gibi bir rektör ataması sistemine karşı geldiklerini dile getirdiler ve protestolarını kesintisiz bir şekilde, çok haklı bir şekilde sürdürdüler ama işte, hayat böyle oluyor. İki konu açısından da tarihe geçti. Akademi dünyasında, akademi tarihinde yazılacaktır ve hep konuşulacaktır; bir tanesi, intihal iddiaları olan bir kişinin rektörlükte oturmaya devam etme cüreti göstermiş olması; ikincisi de, Boğaziçi Üniversitesinde çalıştığına dair yalan beyanda bulunan bir kişinin rektörlük makamında oturmaya devam etmiş olmasıdır. Peki, bundan ders çıkartılmayacak mı? Çıkartılmalıdır ama en önemli ders -Türkiye'de bu yaşandı ve olumlu sonuçlar verdiğini de biliyoruz- geçmiş dönemlerde de olduğu gibi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...üniversitelerin rektörleri tüm paydaşlarıyla beraber seçilmelidir. Rektörler atama yoluyla üniversitelere tepeden gönderilmemelidir. Bu da buradan çıkartılacak önemli bir ders olmalıdır.

Değinmek istediğim bir diğer konu, Muş'ta bir Kur'an kursunda şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş olan 12 yaşındaki Mehmet Halit Yavuz adlı çocukla ilgilidir. Çocuğun boyundan oldukça kısa olan bir kapının koluna kendini astığı iddia edilmiştir. Mehmet Halit Yavuz on bir gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmiştir. Aile bu konuda büyük şüpheler olduğunu söylemektedir yani çocuğun boyuyla kapı kolu arasında önemli bir fark olduğunu aile özellikle vurgulamıştır. Ayrıca "Asıldığı iddia edilen kemerin payını da eklediğimizde otursanız bile yere değersiniz." demiştir aile. Bu soruşturmanın ciddi biçimde sürdürülmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bugüne kadar ne Kur'an kursundan ne müftülükten ne de Diyanetten herhangi bir açıklama yapılmamıştır konuya dair. "12 yaşındaki bir çocuk neden intihar etsin?" sorusunun cevabı ortadadır. Bu intihar mı? Bu intiharsa dahi 12 yaşındaki bir çocuğu intihara iten gelişmeler, nedenler nelerdir" Bunlar mutlaka konuşulmalıdır. Bunların hepsi birer soru işareti olarak karşımızda duruyor. Bu meseleye dair ilgili kurumlardan, yetkililerden derhâl ciddi açıklama bekliyoruz ve bu soruşturmanın üstünün örtülmemesi ve ciddi bir şekilde sürdürülmesi gerekir; bunu vurguluyoruz, takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Kredi Yurtlar Kurumu lisans ya da ön lisans eğitimi uzayan öğrencilere bundan sonra devlet yurtlarında kalamayacaklarını bildirmeye başladı. Yurtlarda bir yıl daha kalma hakkı bulunan öğrenciler bu duruma tepki gösteriyorlar çok haklı bir biçimde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Bu gençlerin barınma hakları okulları uzadı diye ellerinden alınamaz. Öğrencilerin Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü aracılığıyla yurtlarından çıkarılmalarının manası eğitim haklarının da ellerinden alınmasıdır esas itibarıyla. Eğitim ücretsiz ve herkese eşit bir şekilde uygulanması gereken temel bir insan hakkıdır. Devletin uygulaması ise Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü aracılığıyla parası olmayan gençlerin okumaması yönünde olmaktadır. Bu durumun değişmesi için hem Bakanlığa hem de iktidara çağrı yapıyoruz. Bakın, saraylara, lükse, şatafata, makam otolarına, özel uçaklara ayrılan bütçenin çok daha azıyla bu gençlerin geleceği için harcama yapılabilir ve gençlerin geleceği gerçekten kazanılabilir. Bir kez daha Gençlik ve Spor Bakanlığına çağrı yapıyoruz, bu konuda adım atılması gerekir diyoruz.

Teşekkür ediyorum.